ebu süfyan

sin şin sin şin
özellikle şiiler ve aleviler yezid'in dedesine de pek hoş bakmazlar. dedesi mekke'nin fethedilmesiyle müslüman olan ebu süfyan'dır ve kendisi sahabidir. peygamberin vakti zamanında en büyük muhaliflerinden olan dedesini şimdi bizler bir sahabe olarak anmaktayız. hem taif gazasında çok büyük kahramanlık göstermiş, harpte bir gözü kör olmuştur. peygamber, "ya ebu süfyan! hangisini istersin? eğer dilersen, dua edeyim, gözün yerine gelsin. eğer dilersen allah, cennette sana bir göz versin" deyince ebu süfyan, ya resulallah! cennette göz verilmesini isterim demiştir ve avucunda duran gözünü yere atmıştır. son olarak ebu süfyan yermük gazasında da, çok kahramanlık etmiş, ikinci gözü de orada çıkmış ve orada şehit olmuştur.
karamaya karamaya
çağrı'da da başlarda küfrederek izlediğimiz islam büyüğü. kureyş kabilesinden okuma yazma bilen 17 kişiden biri.
bu hazret sayısız müslüman katleder. peygambere suikastler düzenler. savaşlarda müslümanları uğraştırır. tam mekke ele geçerken ise müslüman olur. islamiyet savaş, diplomasi ile kurulur. yani bir devrim ve bir devlet nasıl oluşursa o yöntemlerle. yeri geldiği zaman düşmanla barış imzalarsınız ki zaten barış dost ile yapılmaz, yapılsa adı barış olmaz.
sorun şu ki biz(sünniler) peygamberin sevgili damadı, allah'ın aslanı denilen ali'nin taraftarlarının değilde bu hazret'in soyundan gelen ve islamiyet'in ırkçı devlet sistemini kuran emevilerin geleneğine dayanmaktayız. ki bu emevi kurucusu ebu sufyan soyundan muaviye değil midir askerinin mızrağının ucuna kuran yaprakları koyduran.
ee şaşırmamak lazım dün muaviye'ye takılan sonra milli görüşe ardından da akpnin peşine takılır gider. bizim millet işini bilen adamı sever. (nereden nereye geldik)
gayet sakindim dellendim gayet sakindim dellendim
islam dünyası adına tam bir şanssızlık.

(bkz: #9479789) nolu girimde arapların muhammed öncesi ve sonrasındaki genel dini ve siyasi yapısı hakkında kısa bir değerlendirme yapmıştım. buna göre muhammed dönemi arabistan'da bir kabilenin dinini kabul etmek aynı zamanda onun siyasi otoristesini de kabul etmek demektir. kabilenin dinini reddetmek siyasi otoriteyi de reddetmek anlamına gelmekteydi. bu yargı üzerinden bir değerlendirme de bulunmak istiyorum.

muhammed mekke'de dinini yaymaya başladığı sırada ebu süfyan mekke'nin önemli isimlerinden birisiydi. kurulan dini sistem ile birlikte mekke'ye gelen putperest hacılar önemli bir gelir bırakıyorlardı. ebu süfyan yani ümeyyeoğulları(emeviler) bu yolla büyük gelirler elde ediyorlardı. aynı zamanda tüccarlardı da.

yeni gelen din yani islam ümeyyeoğulları'nın tezgahını tehlikeye atıyordu. bir kere onların dini inanışlarını reddeden yeni bir inançtı bu yani dinin aynı zamanda siyaset olduğu bir toplumda ümeyyeoğulları'nın otoritesi sarsılıyordu. bu yüzden de müslümanlar ve mekkeliler arasında savaşlar yaşandı. bu savaşların ayrıntısına girmeyeceğim.

medine'de güçlenen müslümanlar mekke'yi fethetmek üzere yola çıktılar ve bunda da başarılı oldular. işte tam bu sırada ebu süfyan müslümanlığı kabul etti. peki neden? başka çaresi yoktu da ondan. ya bu yeni gücü kabul ederek o güç içerisinde varlığını sürdürecekti ya da yok olacaktı.

olayın ironik kısmı da burada başlıyor. büyük bir ihtimalle inanmadığı halde karşısındaki güç karşısında müslüman olmak zorunda kalan bu adamın soyu daha sonra islam devleti'nin başına geçti. bunun adı tam olarak faciadır bana göre.

ümeyyeoğulları yani emeviler'in zihniyeti hiç değişmedi. iktidar oldukları vakit arap olmayanlara uyguladıkları politikalarla halen daha nefret ile anılıyorlar pek çok kesim tarafından.

emeviler'in indirilişi de oldukça kanlı oldu. abbasi isyanı neticesinde tahtı kaybettiler. abbasiler emeviler'i yanlış hatırlamıyorsam küfe'de barış toplantısına çağırdılar ve kurulan tuzukla bütün emevi ailesi yok edildi. kurtulan sadece abdurrahman oldu ve ispanya'ya kadar yayılan endülüs emevileri'ni o kurdu.

abbasiler o kadar büyük bir kin duyuyorlardı ki ölmüş emevi halifelerinin mezarlarını açıp kemiklerini atlara ve köpeklere çiğnetmişlerdi.
araştırmacı gazeteci araştırmacı gazeteci
ümeyyeoğullarını bilmeyen müslüman'ın vay haline!

hz. muhammed'in kardeşi yoktur. babasını doğmadan önce, annesini de 6 yaşındayken kaybetmiştir. hz. muhammed'in dedesi abdulmuttalip de öksüz dünyaya gelmişti.

hz. muhammed'in oğulları daha çocukken ölmüştür. kızlarından sadece hz. ali ile evli olan fatma'nın erkek çocukları olmuştur ama onlar da erkek çocuk veremeden ölmüştür. yani hz. muhammed'in erkek tarafından soyu devam etmemiştir.

yukarıdaki iki bilgiden sonra hiç kimsenin aklına gelmeyen bir soru soracağım size: hz. muhammed'in dedesinin babası da, kendi babası da, erkek evlatları ve erkek torunları da öldürülmüş olabilirler mi? dahası kan davası kurbanı olabilirler mi?

olur mu olur. o dönemde aşiretler arası rekabet ve kan davaları çok yaygındı.

hadi biraz hafiyelik yapalım. kimler tarafından öldürülebilir ki? hz. muhammed'in sülalesinin kan davalıları mı var? hz. muhammed haşimoğullarının bir ferdidir. haşimoğullarına düşmanlık eden bir sülale var mıydı? evet vardı: ümeyyeoğulları

peygamberin kızı fatma'dan olan torunlarının ümeyyeoğullarının lideri olan yezid'in kerbala'da öldürttüğünü biliyoruz. zaten yezid'in babası olan muaviye de yıllarca hz. ali'ye düşmanlık etti, onunla savaştı, ondan halifeliği kumpasla aldı ve sonra da onu öldürttü. bu cinayetlerden anlıyoruz ki ümeyyeoğulları hz. muhammed'in soyunu kurutmuş. peki buna kan davası diyebilir miyiz? kan davası diyebilmemiz için hz. muhammed öncesinde de ümeyyeoğulları ile haşimoğulları arasında bir sürtüşme olmalı. değil mi? o zaman tarihin (hadislerin) sayfalarında hafiyelik yapmaya devam edelim.

haşimoğulları da ümeyyeoğulları da kureyş kabilesinin boylarıdır. ortak ataları abdülmenaf'tır. milattan sonra 450'li yıllarda yaşamış olan abdülmenaf hem mekke lideri, hem de kabe koruyucusudur. bu görevi babası kusay'dan almıştır. abdülmenaf'ın dört oğlu olur, bunlardan ikisi ikizdir. ikizlerden biri abdüşşems, diğeri haşim. ikisi de başarılı olan bu gençler babalarından saltanatı devralmak için tatlı bir rekabet içine girerler. yetkinlikte yarışırlar. asla birbirlerine saygısızlık veya haksızlık yapmazlar. abdüşşems kabe işleriyle meşgulken, haşim de mekke'nin ticaret potansiyelini artırmaya çalışır. geleneklere göre kabe işlerine bakan, yani kabe'ye hacı olmak için gelen putperestlere hizmet üreterek din ticaretiyle uğraşan kardeş geleceğin lideri olur. kervan ticaretiyle uğraşan kardeş ise yedek liderdir. abdülmenaf'ın diğer oğulları ise hayvan besiciliği düzenlemesi ve su satıcılığı (kuyu ticareti) ile uğraşan kapitalistlerdi.

liderlik için yarışan ikizlerden haşim'in erkek çocukları olur ama abdüşşems'in olmaz. abdüşşems bir savaş sonrasında kendisine köle olarak yetiştirmek üzere ümeyye adında bir çocuğu ganimet olarak alır. ümeyye'nin ebeveynleri bu savaşta öldürülmüştür. abdüşşems, ellerinde büyüyen kölesi ümeyye'yi çok sever ve azad ederek evlat edinir. büyüdükçe hırslanan kindar ve dindar ümeyye, dedesi abdülmenaf vefat ettikten sonra yerine babası abdüşşems'in geçmesi gerektiğini düşünür ve amcası haşim'e karşı muhalefete başlar. her fırsatta amcasını küçük düşürecek hareketler yapar. onu din dışılıkla itham eder. ümeyye'nin tahriklerine dayanamayan haşim, onunla şeref müsabakası yapar ve kazanır. ümeyye'nin, amcası haşim'e olan küstahlıklarına sinirlenen dede abdülmenaf üvey torununu şam'a sürer ve hemen ardından hastalanır. ümeyye'nin şam'a sürülmesine abdüşşems çok bozulur. ölüm döşeğindeki abdülmenaf yerine geçecek lider için karar verir. erkek evladı olmayan ve üvey evladı sürüldüğü için üzgün olan abdüşşems, abdülmenaf'ın ölümünden sonra lider olacaktır. ama abdüşşems ölünce liderlik haşim'e veya onun oğullarından birine geçecektir. abdülmenaf saltanatın nasıl devam edeceğini söyledikten kısa bir süre sonra vefat eder.

mekke'nin lideri ve kabe'nin koruyucusu olunca abdüşşems'in ilk icraatı ümeyye'yi affetmek ve mekke'ye dönmesine izin vermek olur. mekke'ye dönen ümeyye, amcası haşim'e ve onun oğullarına kötü davranmaya başlar. babası abdüşşems'i de etkileyerek haşimoğullarının gelir kapılarını ellerinden alır. artık haşimoğlları kervan ticaretinin düzenleyicisi ve kervanlardan haraç toplayıcısı değildir. haşimoğulları yavaş yavaş fakirleşmeye ve nüfuzlarını kaybetmeye başlar. ümeyye'nin etkisi altındaki abdüşşems vasiyetini açıklar; kendisinden sonra saltanat ümeyye'ye geçecektir. bu açıklamasından kısa süre sonra da ölür.

ümeyye'den korkan haşim'in oğulları hakları için mücadele etmez. buna kızan haşim ilerlemiş yaşına rağmen gizlice medine'de bir başka kadınla evlenir. bu kadından doğacak erkek evladını ise göremeden gazze'de ölür. kimilerine göre ittifak arayışları için gittiği gazze'de, onu takipte olan ümeyye'nin ajanları tarafından öldürülmüştür. (birinci cinayet)

haşim'in medine'de doğan erkek çocuğunun adı şeybe'dir. haşim'in diğer bir erkek kardeşi olan muttalip de ümeyye tarafından dışlanmıştır. muttalip, haşim'in bir erkek çocuğu olduğunu öğrenince medine'ye gider ve 6 yaşındaki şeybe'yi mekke'ye getirir. ümeyye'nin çocuğa kötülük yapmaması için herkese şeybe'yi kölesi olarak tanıtır. bu yüzden ona mekke'de abdulmuttalip (muttalip'in kulu) diye denmeye başlanır.

babasının başına gelenleri öğrenince çok hırslanan abdülmuttalip bir an önce zenginleşmek, nüfuzunu artırmak ve babası haşim'den hakkı olan mekke liderliğini ve kabe koruyuculuğunu geri almak için 11 erkek çocuğa sahip olur. bu arada ümeyye ölmüş ve yerine oğlu harb geçmiştir.

ümeyyeoğulları kabe'deki tanrılar içinde en büyüğünün hubel olduğunu iddia etmektedir. abdülmuttalip ise ümeyyeoğullarına inat en büyük tanrının allah olduğunu iddia etmeye başlamıştır. bu yüzden erkek evlatlarından birine abdullah adını koyar.

allah'ın kulu anlamında adı olan abdullah evlendikten kısa bir süre sonra, karısı hz. muhammed'e hamileyken fil vakası sırasında ölür. ölümü şüphelidir. zehirlenmiş olma ihtimali vardır. kimilerine göre onu zehirleten de harb'dir. sebebi ise açıktan açığa ümeyyeoğullarına muhalefet yapan, tanrıların içinde en büyük tanrının allah olduğunu iddia eden abdülmuttalip'in canını yakmaktır. üstelik, fillerin bulunduğu ordusuyla mekke'deki kabe'yi yıkmak için yola çıkan hristiyan habeşistan'ın radikal hristiyan olan ordu komutanı ebrehe mekke yakınlarındaki taif'e geldiği sırada abdülmuttalip ebrehe'nin karşısına çıkmış ve onu mekke'ye saldırmaktan vaz geçirmiştir. bu olay sonrasında abdülmuttalip mekke'de bir halk kahramanına döner. onun gerçek kabe koruyucusu olduğu dedikodusu dolaşmaya başlar. ümeyye'nin hileyle haşim'den liderliği aldığı, dolayısyla haşim'in evladı olan abdulmuttalip'in kabe koruyucusu ve mekke lideri olması gerektiği söylenmeye başlanır. üstelik onun yücelttiği tanrı allah da popülerleşmeye başlar. harb ise ebabil kuşları hikâyesiyle abdülmuttalip'in başarısını gölgelemeye çalışır. (güya ebrehe'nin fil takviyeli ordusuna ebabil kuşları gökten taş attığı için hristiyan ordusu telef olmuştur)

harb iyiden iyiye abdülmuttalip'e diş bilemeye başlamıştır. bu da yetmezmiş gibi bir büyücü abdullah'tan doğacak çocuğun ümeyyeoğullarının saltanatını allahuekber diyerek yıkacağını söyler. en büyük tanrının hubel olduğuna inanan ve hubeliekber diyerek zikir eden harb, gelen tehlikeyi önlemek için yeni evlenmiş olan abdullah'ı adamlarına zehirletir. (ikinci cinayet)

oğlunun harb tarafından öldürtüldüğünü anlayan abdülmuttalip hamile gelinini daha karnı belli olmamışken medine'ye yollar. hz. muhammed medine'de doğar. annesi ise doğumdan sonra mekke'ye döner. böylece harb abdullah'ın bir çocuğu olmadığına inanır ve rahatlar.

hz. muahmmed'e 4 yıl boyunca sütanneler bakacaktır. bu süre zarfında harb, abdülmuttalip'in oğullarından zarar görmemek için iyi niyet gösterisi olarak kızı ümmü cemil'i abdülmuttalip'in oğullarından abduluzza (ebu leheb) ile evlendirir. bazı oğullarına da orduda ve kamuda görevler vererek maddi anlamda rahatlamalarını sağlar. bu olay sonrasında abdülmuttalip'in oğulları arasında ayrılık başlar. bazıları kariyer için harb'ın iyi niyetine olumlu yaklaşırken baba abdulmuttalip ve diğer oğulları ümeyyeoğullaından uzak durmaya devam eder.

iki aile arasındaki gerilim nispeten azalınca muhammed mekke'ye getirilir ve amcası ebu talip'in evine yerleştirilir. ama asla kendisi muhammed bin abdullah olarak anılmaz. yani abdullah'ın oğlu olduğu gizlenir. insanlar onu ebu talip'in oğlu zanneder. çocuğunu gizli gizli gören ve seven emine kocası abdullah'ın kanı yerde bırakıldığı için kahrından 2 yıl sonra ölür. abdülmuttalip de hz. muhammed 8 yaşındayken kahrından ölür. hz. muhammed'in bakımını tek başına amcası ebu talip üstlenir. ebu talip ümeyyeoğullarına karşı mesafelidir. hz. muahmmed'in başına bir kötülük gelmemesi için yeğenini yanından hiç ayırmaz. ticaretle ve kervan işletmeciliğiyle uğraşan ebu talip yeğenini iş için gittiği her yere götürür. gel zaman git zaman hz. muhammed'in abdullah'ın oğlu olduğu gerçeği dilden dile dolaşır.

hz. muhammed 18 yaşına girdiğinde harb ölür yerine ebu süfyan geçer. ama ölmeden önce hz. muhammed'e dikkat etmesi gerektiğini, bir büyücünün muhammed'in ümeyyeoğullarından saltanatı alacağını söylediğini söyler. kendi halinde içine kapanık, sessiz sakin birisi olan ve hanifliğe (tanrılar içerisinde sadece birisini önemseyen, diğerlerine ibadet edilmemesi gerektiğini iddia eden dönemin meczupları) meyleden muhammed'den bir tehlike geleceğine ebu süfyan inanmaz. zaten o da sadece tanrı hubel'i çok önemsediği için haniflere karşı kötü düşüncelere sahip değildir. yine de akrabalarından birini muhammed'e yakınlaştırır ve ondan sürekli haberdar olur. (kimdir bu akraba?) bu arada hz. muhammed kendisinden 15 yaş büyük olan hatice ile 25 yaşında evlenmiştir. hatice zengin ve nüfuzlu bir tacirdir. hatice ile evlendikten sonra hz. muhammed hanfilikte biraz daha ileri gitmiş, çok tanrılı dini ve ibadet biçimlerini eleştirmeye başlamış, mekke ve kabe'yi yönetenlere muhalefet yapmaya başlamıştır.

ebu süfyan döneminde din ticareti, ahlaksızlıklar, hırsızlıklar, adaletsizlikler ve fakirleşme daha da artar. hz. muhammed "erdemliler ittifakı" olarak bilinen, ezilenleri korumak amaçlı kurulan bir cemiyetin kurucu üyesi olduktan sonra ebu süfyan'ın nefretini iyice kazanmıştır. bu olaylardan sonra hz. muhammed 30 ve 37 yaşlarındayken oğulları dünyaya gelir ama her ikisi de zehirlenme belirtilerine benzeyen hastalıklar yüzünden ölür. (üçüncü ve dördüncü cinayet)

hz. muhammed 40 yaşında peygamber olup da bunu 3 yıl sonra açıktan dile girmeye başladığında ona en sert tepkiyi ebu süfyan koyar. babası harb'ın uyarısı gerçek çıkmaktadır. yalnız hz. muhammed'i efsaneleştirmemek için hapse attırmaz veya öldürtmez. onun yerine gözden düşürmeye çalışır. hz. muhammed ve onun yaymaya çalıştığı yeni din islam hakkında alay eder. paralı şairlerine hakaret içeren şiirler yazdırır. müslüman olanlara hakaretler eder ve işkence edilmesini sağlar. buna rağmen islam'a geçenlerin sayısı artar. müslüman kadınlar bir cahiliye devri ve putperest adeti olan başörtüsünü ve peçeyi çıkarmışlardır. yüzleri ve başları açık dolaşmaktadır. müminler kabe'nin etrafında propaganda yapıp insanları islam'a davet etmektedir. "tanrılar yok, tanrı var" ve "allah büyüktür" diyenleri putperestler taşlıyordu. mekke'li müşrikler müslümanları mekke'den çıkartıp, şehrin kenarında abluka altında yaşamaya mahkum eder. hz. muhammed'i de göz hapsine aldırır. evden çıkma yasağı getirilen hz. muhammed'i her akşam bir asker evde olup olmadığını kontrol eder. hz. muhammed yakın arkadaşı ebu bekir ile medine'ye kaçacağı gece yatağına hz. ali girer. böylece kontrole gelen asker hz. muhammed'i uyuyor zanneder.

hz. muhammed'e medine şehri kucak açmıştır ama onun ve müslümanların şehre yerleşmesine izin vermemiş, şehir kenarında bir mahalle oluşturmalarına izin vermiştir. medine'nin uhud dağlarına bakan kesimine müslümanlar yerleşmiştir. mekke'deki müşriklerin başı ebu süfyan ise tehlikenin daha da büyümesinden korktuğu için müslümanlar ile savaşmaya karar verir. bedir, uhud ve hendek savaşlarında müşrik ordusunun komutanı olarak müslümanlarla savaşır. en son savaş olan hendek'te yenilmesine rağmen müslüman olmaz ve müslüman olanları mekke'den uzaklaştırır veya öldürtür. arap yarım adasındaki putperestlerin hızla islam'ı kabul ettiklerini görünce farklı bir strateji gütmeye karar verir; takiyye yaparak islam'ı seçecek, bir süreliğine mekke liderliğini ve kabe koruyuculuğunu bırakacak, atası ümeyye gibi şam'a giderek orada güçlenecek, hiç savaşmadan, islam'ı içten feth edecek ve sonra onun başına geçerek ümeyyeoğullarının saltanatını devam ettirecektir.

af dilemek ve müslümanlığı kabul ettiğini söylemek için mekke yakınlarında kamp kuran hz. muhammed'in yanına gelir. 3-4 gün yüz bulamasa da en sonunda akrabalarının da yardımıyla hz. muhammed'e kendinin affettirir. müslümanlara mekke'ye kabe'yi ziyaret için ilk defa girdiklerinde (630) ümeyyeoğullarına dokunulmayacaktır. bunun karşılığında ümeyyeoğulları müslüman olacak ve şam'a göçecektir. hedeflediğini koparan ebu süfyan hz. muhammed'in huzurundan ayrıldıktan sonra "and olsun ki, elimden aldığın iktidarı geri alacağım, atalarımın tamamlayamadığını tamamlayıp soyunu kurutacağım, islam dinini de özünden çıkartacağım"der.

nitekim kendisi mekke liderliğini ve kabe koruyuculuğunu geri alamasa da oğlu muaviye dördüncü halife hz. aliyi öldürtüp (beşinci cinayet) beşinci halife olarak islam ümmetinin başına geçer ve emevi (ümeyye demektir) devletini kurur. onun oğlu yezid de altıncı halife olarak emevi devleti'nin başına geçer. yezid kerbela'da hz. muhammed'in kızı fatma ile hz. ali'nin evliliğinden olan torunlarını (hasan ve hüseyin) öldürür. (yedinci ve sekizinci cinayetler)

görüldüğü gibi ümeyye, harb, ebu süfyan, muaviye ve yezid sırasıyla ümeyyeoğullarının liderleridir ve peygamberimizin soyu olan haşimoğullarına hep kötülük etmişlerdir. sadece peygamberimizin soyunu kurutmakla da kalmamışlar, peygamberin öldüğü gün bizzat peygamberin yazdığı kuran sayfalarının yok olmasını sağlamışlar, ardından muaviye'nin baş katip olduğu "kuran'ı yeniden yazma kuruluna" yaptıkları baskılarla islam'a cahiliye devri geleneklerini sokmuşlardır.

hz. ali, kuran'ı yeniden yazma sırasında islam'ın özünden uzaklaştırıldığını gördüğü için ilk 3 halifeye (ebu bekir, ömer ve osman) tavır almıştır. yani yobaz cahillerin bildiği gibi mesele "kuran iniş sırasına mı yoksa iniş sebebine göre mi yazılsın" değildir. kuran'a ve islam'a putperest inançlarına dair adetlerin (sünnet adı altında) sokulmasıdır. islam'a cahiliye dönemi adetlerinin sokulmasını isteyenlere sünni denir. günümüzde (maalesef ben de dahil) müslümanların %85'i sünnidir. yani cahil müslümanlar ümeyyeoğullarının istediği gibi hala müşrik yaşamakta, hz. muhammed'in kemiklerini sızlatmakta, allah'ın rızasını da alamamaktadır. bu yüzden müslüman toplumların üzerinden bela eksik olmaz. (bkz. yunus suresi yüzüncü ayet)

ümeyyeoğullarını tanımak islam'ı doğru yaşamak için çok önemlidir. eğer ümeyyeoğullarından habersizseniz onların islam yorumu olan sünniliği yaşarsınız ki bu müşrikliktir. sünni islam'daki cahiliye dönemi ibadetlerini ayıklamak için sadece aklınıza ve vicdanınıza güveneceksiniz. kuran'da değişen ve değişmeyen sure ve ayetleri, size aklınız ve vicdanınız gösterecektir. mevleviler, bektaşiler, aleviler ve laik sünniler, laik şiiler ve diğer laik mezhep mensupları islam'ın özünü görebilen, ümeyyeoğullarının etkisinden islam'ı arındırabilen nadir topluluklardır. artık geride kalan atatürk türkiye'si de islam'ı en doğru yaşayan ve yaşatan ülkeydi. ümeyyeoğullarının müşrikleştirdiği cahil yobazların atatürk'e saldırmalarının sebebi de kanlarındaki ümeyyeoğulları genidir. allah onları affetmesin.
sychtianarch sychtianarch
mekke'deki hükümranlığı fetihten sonra ermiştir. zaten (korkudan) müslüman oluşu ve ardıllarının muhammed'in soyunu birer birer doğraması hiç öyle iyiye yorulacak olaylar değildir. artık nasıl bir kan davasına dönmüşse iş, siyasi manevralar kadar, muhammed'in torunlarının katlediliş biçimleri de düşündürücü.

bugün arap dünyasında seyid olmak hemen her arap'ın sahiplenmek istediği bir ünvan. ancak muaviye ve yezid zamanı seyidlik çok tehlikeli idi. aileden bir çok kişi de gizlemiştir. yoksa adamın götünü rahat kesiyorlardı.

emevi kafası da budur. islamiyet yayılınca da arap emperyalizmi'nin en büyük ihrac malzemesi oldu. mesela demokrasi veya komünizm vs gibi iktisadi, ekonomik, siyasi sisteerin bütünü o dönemin insanı için islam veya hristiyanlıktı. baştan aşağı normlar bütünü. araplar fethettikleri topraklardan sonra da islam ile zihinleri hack ediyordu.

şimdi bayazıt (ebu yezid) muaviye, aufyan, bunlat bir soy, köle, altın, cariye, kumaş, hububat gelen yerden tavuğu esirgeyacekler mi? bunlar saf mı? yöooooğ

osmanlı bile ünvanın peşine düşmüş. zorla veya gönüllü normlar bütünü kucağında dönem insanı da tipik tarım insanı. bildiğin çomaroğlu çomar. piyon gibi harca. efendim cennet, huri, gılman, üzüm, şarap...

düzen aybı düzen. oysa bu şii kesim en azından din konusunda daha tutarlı bir yaklaşım sergiliyor. yine de iran'daki türkmen hanesi, oradaki sünni nüfusu ayrı bir kesmiş.

tarihe objektif gözle bakmak gerekir. yoksa okuma ve okutmanın ne anlamı var. asla bir niyet okuma ilmi falan değildir. siyasi veya ideolokik motivasyonlara alet edilmemesi gerekir. bağzı doğrular var ki, işte zaten orada niyet okumanıza, kılı kırk yarmanıza gerek yoktur. apaçık ortada; siyadal islam falan, bunlar modası geçmiş kavramlar, normlar. size yaşama hakkı vermez bu emevi zihniyeti. günümüz türjiyesi ortada.