echoes

1 /
giberling giberling
sözleri

overhead the albatross
hangs motionless upon the air
and deep beneath the rolling waves
in labyrinths of coral caves
an echo of a distant time
comes willowing across the sand
and everything is green and submarine.

and no one called us to the land
and no one knows the wheres or whys.
something stirs and something tries
starts to climb toward the light.

strangers passing in the street
by chance two separate glances meet
and i am you and what i see is me.
and do i take you by the hand
and lead you through the land
and help me understand
the best i can.

and no one called us to the land
and no one crosses there alive.
no one speaks and no one tries
no one flies around the sun....

almost everyday you fall
upon my waking eyes,
inviting and inciting me
to rise.
and through the window in the wall
come streaming in on sunlight wings
a million bright ambassadors of morning.

and no one sings me lulabyes
and no one makes me close my eyes
so i throw the windows wide
and call to you across the sky....
diskonnektus erektus diskonnektus erektus
23 dakika 28 saniye süren, fakat su gibi dinlenen muhteşem pink floyd şarkısı. insanı kimi zaman alır uzaklara götürür, kimi zaman sevindirir sokağa çıkartır, kimi zaman acıtır salya sümük ağlatır. duygulara hükmeder, bir nevi sonik lsd'dir. dinledikçe uçurur

aynı uzunlukta diğer bir pf şarkısı için (bkz: atom heart mother)
hemera hemera
pink floyd'un 1971 meddle albümünün muhteşem parçası.mason,gilmour,waters,wright'ın yarattığı şaheserin türkçe sözleri;



yukarıda havada asılı duruyor albatros
ve yuvarlanan dalgaların derinliklerinde
mercan kayalarının labirentlerinde
uzak bir zamanin yankısı
kumsala vuruyor ağlamaklı
ve herşey yeşil ve denizin altında

ve kimse göstermedi bize bu karayı
ve kimse bilmiyordu nerede yada nede olduğunu
fakat bir şey kıpır kıpırdı ve bir şey çabalıyor
ve başlıyordu ışığa doğru tırmanmaya

sokaktan geçen yabancılar
rastlantıya karşılaşır iki ayrı baş
ve ben senim ve gördüğüm sey ise ben
ve elinden tutuyorum seni
ve yol gösteriyorum karada
ve yardım ediyorsun bana daha iyi anlayabilmem için

ve kimse seslenmiyor bize ilerlememiz için
ve kimse kapatmaya zorlamıyor gözlerimizi
ve kimse konuşmuyor ve kimse çabalamıyor
ve kimse uçmuyor güneşin etrafında

her sabah açılan gözlerimin önüne geliyorsun capcanlı
çağırarak ve kışkırtarak beni kalkmaya
ve duvarımdaki pencereden
içeri akıyor güneş ışığının kanatlarında
sabahın bir milton parlak elçisi
ve kimse ninniler söylemiyor bana
ve kimse yumdurmuyor gözlerini
ve ben de açıyorum pencereleri
ve sesleniyorum sana doğru gökyüzü boyunca..
braindamaged braindamaged
uçma hissi uyandıran ve çocukluğumdan aklımda kalmış -tablo mu? film sahnesi mi? fotoğraf mı? rüya mı?- "uzak ve yalnız" bir yeri hatırlatan şarkı. çok güzel şarkı. mükemmel şarkı. en mükemmel şarkı. dinlerken kendinden geçmeyenin ruhundan şüphe edilmeli. kendini çok iyi anlatan şarkı. klavyesiyle ruha, gitarı ile akla işleyen; davulun çok eşsiz çalındığı şarkı. pek çok farklı kısım, kültür ve duygu barındıran eşsiz şaheser. doğru zamanda dinlendirse, ilk seferinde astral seyahate neden olabilir. "live at pompei" versiyonu da ayrıca şahanedir.
choban choban
2001 yılında çıkan albümdeki versiyon (16 küsür dakika) daha evvelinde bulunmayan bir kayıttı. internet ortamlarında çok nadir versiyon (extra rare version) diye bulunabilirdi kötü ses kalitesi ile. orijinali 1971 çıkışlı meddle albümünde bulunur (23 küsür dakika).
love metal love metal
adanaya ailemden habersiz gittiğimde dönerken ilk defa dinlediğim şarkı.16dakikalık versiyonunu dinlemiştim.şimdi 23 dakikalık bilgisayarımda çalıyor..her dinlediğimde kendimden geçtiğim şarkıdır bu şarkı..bir şarkı bir sürü farklı duyguyu sırayla bu kadar başarılı yaşatabilir mi allah aşkına?dinleyip de beğenmeyen olmamalı."ıyy uzun" dinlemem de demeyin.hayatınızda 23 dakikanın böyle hızlı geçtiği iki zaman vardır:
1-hayatınızın aşkıyla olduğunuz zaman
2-echoes dinlediğiniz zaman
vikartindur vikartindur
dönemin ticari kayıt ortamı sadece plak olduğu için ancak bir yüze sığdırılabilen parça. kim bilir, belki kayıt süresinde çalışırlarken daha uzun versiyonlarını hazırlamışlardı..
vikartindur vikartindur
roger waters'a göre andrew lloyd webber, the phantom of the opera eserini yazarken ana temayı* echoes'dan çalmıştır!!!

hatta 1992 tarihli albümü amused to death’teki şarkı sözlerinden biri şöyle diyordu: ‘lloyd webber’ın iğrenç işi / yıllar boyu devam ediyor / tiyatroyu sallayan bir deprem / ama opera devam eder / sonra piyanonun kapağı düşer / ve lanet olası parmaklarını kırar. (lloyd webber’s awful stuff / runs for years and years / an earthquake hits the theatre / but the operetta lingers / then the piano lid comes down / and breaks his fucking fingers)’
luminaire luminaire
ortalarında bir yerde korkunç sesler çıkan parça. ilk dinlediğimde bir müddet tırsmama vesile olmuştur.

(ha bu tırsmanın yüksek derece olmasının asıl sebebi bu efektlerin turist ömer uzayda filminde kullanılmış olmasıdır. o tuz yalayan canavarla özdeşleşmiş çocuk beynimde ben ne yapayım ?)
çekirdekahve çekirdekahve
pink floyd'un vaz geçilmezlerinden biri. ilk yardım malzemesi gibidir. heran şiddetle dinlemek isteyebilirsiniz ve eğer dinleyemesseniz agresiflik gibi bi takım olumsuz etkilere yol açabilir. dinlediğiniz zamanda pembe bi dünyada gezinemessiniz ama yinede dinleyebilmek daha iyidir.
1 /