eğitim

1 /
lethe lethe
çocukların toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme, terbiye
benign benign
canım ülkemin insanlarında eksik olan, hiç bir zaman bu ülkede tam olarak alınamayacak, fosil zihniyetlerle hala sürdürmeye çalıştığımız hiç bir zaman oturmayacak olan sistem
kerrigan kerrigan
amacı ve aracı insan olan karmaşık bir oluşumdur. düşünce kaynağını felsefeden, doğruluğunu bilimden, düzenini toplumdan alan bir yetiştirme şeklidir.
kasıtlı, istenilir davranış değişikliği yapma da denilebilir.
hexagram hexagram
bilginin öğelerini ve en iyi çalışma yöntemlerini öğretmek ve en önemlisi,ona daha sonra her ne iş yaparsa yapsın,içten bir doğruluk özlemi kazandıracak,hem biçim hem de içerik bakımından güzeli anlamasını sağlayacak,öteki insan birimleri arasında yararlı bir birim olma ve insanlığın geri kalanıyla uyum içinde olma duygusu verecek bir genel esin aşılamaktır.
nikmikyok nikmikyok
toplum içinde birey olma becerisini kazanmaktır, diğerleri ile birlikte yaşarken dengeyi kurabilmeyi öğrenmektir.

eğitim bir okul hayatına sığdıralamayacak kadar geniş, tek bir kişiye veya kuruma emanet edilemeyecek kadar ciddi bir konudur. hava kadar su kadar ihtiyaçtır, bir haktır.

peki niye eğitim? savaş olmasın diye, kargaşa olmasın diye, mutlu ol diye...

peki nasıl eğitiliriz? insanlar birbirini eğitir dururlar hayat içinde, etkileşirler, aralarındaki ilişkileri düzenlerler, yazılı, yazısız kurallar koyarlar, tecrübe kazanırlar, tecrübelerini unutmamak için oturur kitap yazarlar, film çekerler, şarkı söylerler.

peki eğitim için ne gerek? okumak, dinlemek, seyretmek, konuşmak, tartışmak, seyahat etmek, insan tanımak, ve en önemlisi düşünmek, yeniden yeniden dengeyi kurabilmek için düşünmek, hayat boyu düşünmek ...

eğitim şart ne demek peki? eğitimin gerekilerini yapmak şart demek, bunun için gerekli alt yapıyı sağlamak şart demek.
sahra sahra
eğitim

eğitim bilinen anlamıyla “yaşantı ve tecrübe yoluyla kasıtlı ve istendik davranış değişikliği”. peki, ne için kasıtlı ve istendik? bunu bilmeksizin yıllardır eğitiliyor muyuz? bizim çıkarlarımız söz konusu mu yoksa başkalarının çıkarları mı söz konusu olan? ben bu yazıya başlarken çin halk cumhuriyetinin lideri mao’nun bir sözüyle başlamak istiyorum: “ halkınıza 10 kitaptan fazla okutmayın” işte bu söz eğitimi anlatıyor. daha doğrusu eğitimi değil de bilgilenmeyi, aydınlanmayı anlatıyor. okuyan insan bilgilenir ve yaşadığı çevreyi ve düzeni sorgulamaya başlar. sorguladıkça aslında güzel görünen şeylerin makyajlanmış yalanlar olduğunu fark eder. eğitim kurumlarının onu bilgilendirdiğini değil sistemin bir elemanı olma yoluna ittiğini fark eder. işte sorun da burada başlıyor zaten. biz bilgilendiriliyor muyuz yoksa eğitiliyor muyuz? hindistan’da trigonometrik cetvel tamamen ezberletiliyor. amaç ilerlemek değil ilerlediğini zannettirmek. asıl olan insanin kendini eğitmesidir. insanlar kendilerinin ilerlediklerini, geliştiklerini zannediyorlar ancak tamamen bir devletin politikasına alet oluyorlar. bu bizim yaşadığımız devlette daha belirgin çünkü eğitim adına hiçbir şey yok (!)



eğitim kelime kökü olarak “eğmek” sözcüğünden gelir. yani bir şeyi mevcut şeklinden başka şekle sokmak anlamındadır. yani bizi okullarda kendi özgür irademiz dışında bir mengeneye sokup düşüncelerimizi tamamen istedikleri yönde eğiyorlar. aslında öğretim kurumları olan ilköğretim, lise ve yüksek öğretim kurumlarına eğitim yuvası denmesinin nedeni de bu sanırım. bu kurumlar bizi gizliden mevcut hükümetin politikalarına alıştırıp uyuşturuyorlar. herhalde her hükümet değişikliğinde müfredatların baştan sona değişmesinin nedeni de budur…



öğretim kurumları olan ilköğretim, lise ve yüksek öğretim kurumlarında bize bilginin verilmesi gerekirken ve ya bilginin nasıl kullanılması gerektiği öğretilecekken tamamen sistem elemanı yetiştiriliyor. bu kurumlar öğretim kurumlarıdır. ülkemizde eğitim veren yani vermesi gereken(!) kurumlar sadece askeriye, din okulları gibi hiyerarşik yapılardır. işte tam da bu kurumlarda insanı istediğiniz şekle çok kolay sokabilirsiniz. ancak öğretim kurumlarında bunu yapmamalısınız. çünkü insan düşünebilen bir varlıktır ve eğitilemez! insan yaşantısı sonucu öğrenir ve sadece kendi kendini istediği yönde eğitebilir. işte o zaman insan yaşadığının farkına varabilir ve bu hayattan zevk alabilir…

pierre joseph proudhon
cesur yürek cesur yürek
eğitim insanların kalitesini belirleyen hedefleri yükseltmek daha güçlü olmak için amaçlar doğrultusunda ilerleyebilmenin en temel olgusudur.
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
eğitim ne işe yarar? eğitim küçücük çocukları alır ve onlardan bir toplum yaratır.

ursula k le guin teyzemin cümleleriyle olayı biraz daha netleştirmek mümkün:

"little kids are just dumb, the smart ones and the slow ones. they do dumb things. they say what they think. they haven't learned enough yet to say what they don't really think. that comes later, when kids begin to turn into people, and find out that they are alone."

(bkz: a very long way from anywhere else)



ernest gellner dayı da şöyle buyurmuş: "devlet, ulusal eğitimi tekeli altına alan kurumdur."
bulentilgaz bulentilgaz
eğitim konusunun önemi malum, peki bu konuda dile getirilen bunca sorunu çözebilecek ciddi bir iradeye sahip mi bu toplum? biraz daha somut örnekler verelim;
ders kitaplarını hiç incelediniz mi? ilkokul, ortaokul, lise veya üniversite ders kitabı hiç fark etmiyor. neden anlaşılır, düzgün bir türkçe ile yazılmış; okunduğunda ne anlatmak istediği belli olan (anlam belirsizliği, çok anlamlılık ancak edebi eserlerde olur çünkü) ders kitaplarımız yok bizim. lütfen mevcut ders kitaplarını biraz inceleyin; anlatım bozuklukları, dilbilgisi kurallarına aykırılıklar, argumantasyon yanlışları ile dolu olduklarını göreceksiniz… hepsi (evet hepsi) öyle, ama özellikle bu kadar kötü matematik ve fizik kitapları nasıl yazılabiliyor… bir toplum böylesine kötü ders kitapları ile nasıl eğitim yapabilir… sizce bu basit bir sorun mudur? hatırlayalım, bir yazıda ifade bozuksa düşünme tarzı da bozuk demektir. yoksa eğitim sisteminin düşünme tarzı bozulmuş insanlar yetiştirme gibi bir amacı mı var! bazı bakımlardan öyle olduğu kesin ama bunu bir tarafa bırakalım simdi. bir deneme yapın, elinize temel bir ders kitabı alın ve konuyla ilk kez karşılaşan bir öğrencinin yerine kendinizi koyarak (yani konuyu hiç bilmediğinizi varsayarak) kitabı okuyun ve su soruları kaç kez sorduğunuzu bir yere not edin: “bu cümlede veya paragrafta yazar neyi kastetmiş olabilir?”, konular arasındaki ilişki nerede? , bu bir tanım mı? , ne anlatılmış oldu? gibi. simdi soruyu tekrarlamanın zamanıdır “bu toplumun düzgün yazılmış ders kitapları neden yoktur?
1 /