ekspresyonizm

1 /
jelly bom jelly bom
ekspresyonizm terimini 'ifadecilik' olarak çevirebiliriz.ancak aynı zamanda bi insanın içinde yer alan bir takım gizli duygularını 'açığa çıkarma' 'dışa vurma' anlamlarını da içerir.
vincent van gogh un öncüsü olduğu kabul edilen bu 20.yy avrupa sanat akımında, varlıklar olaylar gerçekte olduğu gibi değil,sanatçının iç dünyasına göre anlatılır.sanatçı yapıtında olan'ı değil,olmasını istediğini verir.ekspresyonistler sanat eserinde yansıtılan nesnenin anlatılmak istenen den öte,anlatılanı anlamak için yapılan bi çağrı olduğunu söylerler.
eserler çabuk yapılmış,bir çırpıda çıkmış izlenimi verir..sert,kaba ifadeler , abartı renkler kullanarak duygusal bi iz bırakmayı hedefler.
picasso,kirscher,brücke,cezannes,matisse... gibi ressamlarda bu akımın içinde yer almışlardır..
whisper whisper
içteki bir şeyi dışa aktarma, dışavurumculuk. eserin salt güzellik olmaması gerektiğini insanda çeşitli duygular uyandırması gerektiğini savunur.
abedi pele abedi pele
1. dünya savaşından sonra almanyada doğmuştur. savaştan dönen, kötü bir şekilde yaralanmış, sakatlanmış, kolunu, bacağını kaybetmiş insanlardan, sokaklarda dolaşan eğri büğrü, biçimsiz orospulardan etkilenen alman aydını bu insanların en saf, en gerçek hallerini yapıtlarına konu etmişlerdir. ekspresyonizm resimde insanları neredeyse karikatürize etmek, rengi hunharca sağa sola taşırarak kullanmak; sinemada ise abartılı makyaj ve yapmacık, teatral bir oyunla kendini göstermiştir.
neverlander neverlander
- alo, naber?
- iyiyim bitanem, sen nasılsın?
- napıyodun?
- hiiiç, bi film izliyodum öylesine.
- adı ne?
- bilmiyorum ki. yabancı bi isim. kadın temalı avrupa filmlerinden biri işte.
- sanat filmi yani.
- tabii tabii alman mala vurum öhhööö öhöö alman dışavurumculuğunun izlerini taşıyor işte. böyle gölge oyunları karakterlerin ruh dünyasını ifade ediş biçimi falan ilginç.
- konusu ne?
- ya işte erkek egemen bi dünya, kadınları sürekli eziyolar,konuşturmuyolar, ne zaman bi laf söyleyecek olsalar hemen ağızlarına tıkıyolar. işte böyle dayatmacı bi toplum,zorlanan kadınlar vs.
- düzen eleştirisi yani ?
- tabii canım bi görsen, düzen düzene...
- ......................... (pause)
- allah belanı versin necmi, yine alman pornosu seyrediyodun di mi?
- naturlich!

porno izlediğini sevgiliye itiraf etmek alo, naber? - iyiyim bitanem, sen nasılsın? - naapıyodun? - hiiiç, bi film izliyodum öylesine. - adı ne? - bilmiyorum ki. yabancı bi isim. kadın te... eksisozluk
sarhoş sazan sarhoş sazan
avrupaya yayılmış farklı sanat çevrelerinde ortaya çıkan doruk noktasına 1905-1920 yılları arasında ulaşan sanat akımıdır. ayrı, kendi içine dönük bir akım değildi; ama güçlü renkleri, çarpıtılmış figürleri ve bazen aidiyet ve vazgeçiş temalarını sorgulayan soyutlamayı kullandı. başka dönemlerin sanatları da, örneğin francis bacon, genel anlamda "dışavurumcu" olarak adlandırılabilir. kökleri ise van gogh, edvard munch, james ensor da bulunabilecek, duygusal aşırılıklarla karakterize bir kuzey avrupa olgusudur. huzursuzluğun ve gerçeği arayışın sanatıdır. almanya'da akımın önder sanatçıları die brücke (köprü) ve der blaue reiter (mavi süvari) gruplarında gelişigüzel toplandılar. her iki grup da içten duyguların, "temizlenmesi" ve "saflaştırılması" gerektiğini hissettikleri bir toplum tarafından yok edildiğini keşfettiler. sanatçılar bu süreci çoğu kez doğal afetlerin, örneğin bir ormana düşen yıldırımın betimlenmesi veya dünyanın hiddetli bir tanrı tarafından yıkılıp yeniden yapıldığı apokalips gibi incil sahnelerine gönderme yaparak görselleştirmişlerdir.
aquila aquila
ekspresyonizmin (dışavurumculuğun) sanat alanında ilk ortaya çıkışı, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında resimle olmuştu.edward munch, ensor, hödler, gaugin, matisse gibi ressamların önderliğinde başlayan bu akımın kurucu ismiyse hiç şüphesiz van gogh’tu (bir kafenin resmini yaptığımda, oranın delirebileceğimiz veya suç işleyebileceğimiz bir yer olduğunu anlatmaya çalışıyorum. - van gogh bu isimleri oskar kokoschka ve emil nolde` gibi ressamlar izlemiş, özellikle der sturm galerisi’nde sergilenen eserlerle ‘ekspresyonizm’ adı tüm dünyada duyulmuş, bu eserler `kübizm`in doğmasında önemli rol oynamış, birçok yeni sanat anlayışını da beslemiştir.
ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi
ekspresyonist sanat kesin kişisel açıklamalara değer verir, bu türden açıklamaları neredeyse zorunlu sayardı: “ben bunu gördüm, bunu düşledim, bunu yaşadım, bu bana böyle göründü, bununla ilgili olarak bunları hissettim. ben, sanatçı olarak size bu yaşantıyı sunuyorum, çünkü sanatçı olarak özel bir duyarlığa sahibim ve hayatımı sizin için, siz insanlar için, bu yaşantıyı kavrama yollarını aramaya ve onu duyarlı biçimde algılamaya adıyorum. ben insanlığın bir parçası olmakla birlikte, tekim, benzersizim. sizse çok sayıdasınız; boş saatlerinizde değilse bile, vaktinizin, öğreniminizin, çalışmanızın çoğu bir yaşantıyı algılamanızı dizginleyecek, duyarlığınızı köreltecek biçimde ayarlanmıştır. size nasıl sesleneyim? aşırı kullanımla aşınmış avrupa sanatının kalıplarıyla olamaz bu; bunların artık hayatla hiçbir bağları yok ve benim hayatı kişisel kavrayışımı dile getirmeme izin vermiyor. çarpıcı renkler, figürleri resmederken asıllarına bağlı kalacak yerde, etkili betimlemelerden yararlanmam ve özellikle onları çarpıtmam dikkatinizi çekebilir, ama fazla saldırgan oldukları için de tepkilerinizi köreltebilir. ben her gün bu renklerle haşır neşir olduğum için beni ürkütmüyorlar; sizin beceriksizce çizilmiş gibi gördüğünüz desen, ben öyle istediğim için öyle. ama siz onu okumayı, ona karşılık vermeyi öğrenebilir misiniz, hele benim davranışlarımı sürekli olarak içinde bulunduğum durumda ve kendimdeki değişimlere uyarlamam gerektiğine göre? ben sizin sanatımı kullanmanızı, onunla şehir hayatının öldürücü baskısına karşı koymanızı istiyorum. aslında, benim kendimi odak noktası alan bir sanatta direnmem, bu sanat ancak sizin gerçek kimliğinizi bulmanıza yardım ediyorsa anlamlıdır. ama benim kendimi açıklayabilmem için, aramızdaki bağı sağlayan o ortak görsel dilden vazgeçmem gerekiyordu”. - norbert lynton, modern sanatın öyküsü
rodion romanoviç raskolnikov rodion romanoviç raskolnikov
ekspresyonizm, karşı-gerçekçi sanat anlayışının çelik omurgasıdır. eğer bu akım doğmasaydı 1920 - 30 ların almanyasında günümüzde, korku ve psikoloji filmleri pi.ç olarak doğarlardı.

sadece gerilim yüklü gücü değil politik tavrıylada çok güçlü bir akımdır. burjuvazinin sanat anlayışını tümden reddeder. sinemada anlatımı, edebiyatta sözcükleri, tiyatroda devinim ve akışı, resimde gerçeğin obje-nesne ilişkilerini tümden paramparça eder.

elbette bütün karşı-gerçekçi akımlar gibi flaş bir patlama ve anında yok olmayı beraberinde yaşamış. nedeni yıkmak istedikleri burjuva hayatının yerine, ne koyacaklarını bilmemelerinden kaynaklanıyor.

dışavurumculuk, sanatsal hezeyanımın en güzel varlığı,
21. yy'lın çıkmaz sokağı.

ne derece bitmiş olsanda yine de sen..
malkoçoğlu malkoçoğlu
doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımıdır.. bozulmuş çizgiler, şekiller ve abartılı renklerle sanatçının duygusal dünyasını aktarmayı hedefler..
phlegethon phlegethon
empresyonizmle karıstırılmaması gereken kavram.resimde genelde renk kullanımı sanatcının ruhsal durumuna göre değişiklik göstererir.edward munchın evrensel güçlerin yol açtığı korkuyu ve özellikle ölüm korkusunu anlattığı 'çığlık' eseri bu akımın en önemli semboludur.tablodaki figür cığlık filminde ziyan edilmiştir ki orası ayrı bir tartısma konusudur.
arquitecto grande arquitecto grande
mimarlık ürünleri, antonio gaudi'nin ne menem bir ekpresyonist olduğunu açıkça göstermekte. düş aleminden fırlamış yapı formları ile gerçek dışı bir yaşamı 3 boyutlu ve yer çekimli dünyaya adapte etmekteki ustalığı ile gönüllerin sultanıdır gaudi. la sagra da familia'nın önünde ölmüş; yazık!
pigs on the wing pigs on the wing
resimde kandinsky'nin kurduğu ''the blue rider-mavi atlı''adlı grubun etkilerinin,müzikteki karşılığı ''ikinci viyana ekolü''olarak karşımız çıkar.en önemli temsilcileri;arnold schönberg,alban berg ve anton webern'dir.

''the blue rider-mavi atlı''olarak bilinen ve almanya'da kurulan grup,adını kandinsky'nin 1903 yılında yaptığı aynı adlı tablodan almaktadır.

(bkz:wassily kandinsky)
(bkz:alban berg)
(bkz:arnold schönberg)
1 /