elif şafak

1 /
tarchın tarchın
1971 yılında strasbourg'da doğmuş, odtu uluslar arası ilişkiler bölümünü bitirmiştir. ilk (öykü) kitabı kem gözlere anadolu 1994 yılında, ilk romanı pinhan 1997 de yayımlanmıştır. 2000 de yayımlanan mahrem adlı kitabı en çok ses getiren kitabıdır. son iki yıldır abd de yaşamaktadır. burada ingilizce adı the saint of incipent insantities türkçe adı araf olan son kitabını yazmış ve piyasaya sürmüştür. bu kitabın amerikalı bir yayın evi tarafından basılması da büyük bir başarıdır çünkü amerika'da basılan çeviri kitapların oranı piyasadaki kitapların yüzde 2'sini bile bulmuyormuş.
son zamanlarda haklı bir popülariteye ulaşan, başarılı bir kariyere sahip bir yazardır.
jellicle jellicle
yurt dışında doğup, ingilizce eğitim yapan üniversitelerde okunsa bile türkçe'nin iyi kullanılabilineceğini ve entellektüel gözükmek için araya yabancı kelimeler sıkıştırılmasına gerek olmadığını kanıtlayan güzel insan. gerçek anlamda güzeldir kendisi. fiziğinden yana sorunu olmasa da, mahrem adlı romanında şişman bir hatunun yaşadıklarını o kadar güzel anlatmıştır ki gözlem gücüne ve empati yeteneğine hayran kaldım resmen.
milliyet sanat'ta yazıyordu bir aralar, hala yazıyor mu bilmiyorum ama kitaplarını bitirdikten sonra, yazılarından uzak kalmamak için 1 ayın geçmesini iple çekerdim. sonra amerika'ya uçtu gitti. gözü yaşlı bıraktı bizi.
noneed noneed
"gözbebeği: insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. uzağın payına karanlık düşer. zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.
aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka 'gözbebeğim!' diye hitap edilir.
jellicle jellicle
yeni kitabı araf'ın (the saint of incipent insantities) şerefine e dergisi nisan sayısına kapak olmuş ve tadından yenmez bir röportaj vermiştir kendisi. dergiyi okuyunca kendisine bir kez daha hayran kaldım.
gülümsün gülümsün
kitaplarında mantık sınırları içerisinde olağanüstü kurgulanmış hikayeler vardır. anlatımı akıcıdır, sıkmaz okuyucuyu. bazen yazdıkları karşısında irkilir insan.şöyleki;

gözbebeği; insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıkıtr. uzağın payına karanlık düşer. zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez. aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki aşık olunan hep uzaktadır. aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka "gözbebeğim!" diye hitap edilir.
(bkz: elif şafak)
(bkz: mahrem)
gülümsün gülümsün
artık evli olan bir bayandır. şaşırtmıştır ve şu sözleri sarfetmiştir;

sanki bir aşama sona erdi, bir başkası başladı. işte o dönüm noktasında evlilik gündeme geldi. demek ki her şeyin bir zamanı var. benim hayatımdaki tek süreklilik yazıydı, arşivim yoktu. aşk ortak bir arşiv oluşturmakmış. galiba önceleri bundan korkuyordum".

ben şaşırdım kaldım bu yorumuna, sanki aşktan çok böyle gerekiyordu demek istemiş gibi.
clementine clementine
zekası ve güzelliği tartışma götürmeyecek, son zamanların en üretken türk yazarı olmasına karşın; ard arda kitapları okunduğunda sürekli kendini tekrar eden birşeyler varmış hissine kapılınılan kişi.
birlikte büyüdüğü ananesi yüzünden cin peri ve eski istanbul efsanelerine gayet aşinaymış kendisi.
thefittiriktospik thefittiriktospik
muhteşem bir kadın, hayranolunası insan. onun dili muhteşem kullanışına o kadar alışırsınız ki okuduğunuz diğer kitaplar yavan gelir, tad alamazsınız artık sıradan yazarlardan. o kadar güzel gözlemler ki inanamazsınız. ayreten nasıl elit bir hayat yaşayıp da halkı bu kadar iyi tanıdığını anlamıyorum. ve beni mahveden yeni kitabından bir cümle; "ne dışarı çıkmaya cesaretim kalır, ne de cesaretlenmek için bir sebebim"...
mellek oldum sonunda mellek oldum sonunda
babam ve oğlum filminde herkes göz yaşlarına boğulunca, baba sevgisizliğinin verdiği acı ile baba ve piç'i kaleme almış ve piyasaya çıkarmıştır. "aslen insanın babası ne yapsa da yine onun babasıdır, sonuçta o kişi ondan olmuştur." sözünü hiç bilmeyen inglizce düşünüp türkçe yazan yazar.
1 /