emrah serbes

1 /
ceza aka keskinkılıç ceza aka keskinkılıç
türk polisiye roman yazarlarından

1982 doğumludur.
zaman zaman birgün gazetesi için söyleşiler yaptı, radikal 2 için tiyatro eleştirileri yazdı. hayvan dergisinin ankara temsilciliğini yaptı. bu dergide ahmet inam ve cengiz güleç ile düzenli olarak gerçekleştirdiği sohbetleri "şen profesörler: metaforla saadet olmaz" (say yayınları, 2006) adıyla kitaplaştırdı.
"her temas iz bırakır" adlı ilk polisiye romanı iletişim yayınlarından çıktı. "son hafriyat" isimli ikinci romanı şubat 2008 yılında iletişim yayınlarından çıktı.

romanlarındaki kahramanı cinayet masasından başkomiser behzat ç.
bu yazarın en önemli özelliği , olayların ankara'da geçmesi ki ilk romanında kapakta "her temas iz bırakır(bu bir ankara polisiyesidir)" yazmaktadır.
bizim mekanlarımızı (ssk , kızılay , tunalı ,vs.vs.) bizim dilimzle muhalif bir şekilde anlatmaktadır..

ve geleceği parlak , adından söz ettirecek bir polisiye yazarımızdır...
tark tark
isim vermek gibi olmasın ama dipnot kitabevi'nde * dolaşırken gördüğüm ve iki kitabını da aldığım yazar. son hafriyat'ı henüz okuyamadım ama her temas iz bırakır adlı kitabıyla başarılı bir yazar olduğunu ve olacağını göstermiştir bence. kitapları alma nedenim kapaklarında "bir ankara polisiyesi" yazmasıydı sadece, fazla beklentim yoktu. ama gerçekten başarılı bir iş çıkarmış.
tark tark
bu adam 1981 doğumlu* yani benden fazla büyük değil. ve bu adam yazıyo, deli gibi yazıyo hem de, süper yazıyo. özendiriyo resmen. bak emrah (hemen samimi oldu yavşak*) gaza getirme beni. sana diyorum. şş emrah oku bunları lütfen bi edebiyat fiyaskosuna neden olabilirsin. yazma olum böyle şeyler. hiç utanma arlanma yok mu sende? ben sana ne yaptım ki sen bana böyle yapıyosun?

son olarak şunu sormak istiyorum:

--- spoiler ---
hadi lan ordan sayın başkanım!
--- spoiler ---

ne demek abi bu?*
bug eyes bug eyes
alper canıgüz ve murat menteş ile yer aldığı bir röportajda yakın gelecek yeni bir kitap olup olmadığı sorulduğunda "evet, üçüncü bir ankara polisiyesi yazacağım. aslında iki kitap yazıp bırakacaktım ama arkadaşlara sordum ikileme diye bir şey olmaz, üçleme daha karizmatik dediler. ankara üçlemesi deyip bitireceğim behzat ç. olayını. ama hikâyenin peşini bırakmaya da niyetim yok, teknik ve taktik çalışmalarım sürüyor." cevabını vererek, kendisinden yeni bir roman bekleyenleri sevindiren yazar.

ayrıca, afili filintalar olayından gün itibarıyla haberi olan biri olaraktan kendimi kınıyor, kendisininse yine yeni yeniden leziz bir şekilde yazmakta, adeta yardırmakta olduğunu gördüğümden mutlu oluyorum.
frida frida
"insan bir yerde doğdu mu oralı olmuyor, o zamanlı oluyor daha çok. memleketi o zaman oluyor. doğduğumuz büyüdüğümüz şehirdeki bütün değişimleri hüzünle kaydetmemizin nedeni bu. hüzünlenmek için illa somut bir yıkıma da gerek yok. “eskiden bu okulun kapısı paslıydı ne güzel,” diye üzüldüğüm de oldu. konu doğduğumuz yerin mazisi olunca asla vazgeçemeyeceğimiz takıntılar var çünkü. renkler var, sesler var, kokular var, binlerce ıvır zıvır var. sonsuza kadar yitirilmiş anlar var. insan zamanını durdurmak istediği yere aittir."
aygız aygız
"yok artık!"

polisler toplumu emrah serbes'ten korumuşlarmışmış.

"49. halkın takımı ve benim gömlek
trabzonspor, uzungöl’e hidroelektrik santrali yapıyor. bir spor kulübünün işi hidroelektrik santral yapmak mıdır allah aşkına? geçen yıl 1 mayısta taksim’e çıkan halkın takımı grubundan arkadaşlarım var, o kadar eski arkadaşlar ki ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyorum. hafta sonu beşiktaş-trabzon maçı için pankart hazırlamışlar konuyla alakalı, takıldım peşlerine, gittim maça. 61. dakikada eski açıkta pankartı açtık. polis geldi, pankartı vermeyelim derken itiş kakış başladı. pek adil bir dövüş olduğu söylenemez, çünkü bizim çevik kuvvet sekiz kişi bir araya gelmeden adam dövemiyor. aldılar götürdüler, polis minibüsüne kadar yerde sürüdüler, kafamı tekmelediler. yazarım dedim diye polisin biri başparmağımı kırmaya çalıştı. sorun değil dokuz parmakla da yazarız. ama nedir bu psikopatlık, nedir bu düşmanlık. ne yaptık bu ülkeye de bu kadar nefreti hak ettik. baharlık bir gömlek almıştım onu bile yırttılar."

http://www.afilifilintalar.com/index.php/filintanin-not-defteri-madde-49-halkin-takimi-ve-benim-gomlek
1 /