en güzel hikayem

1 /
ava adore ava adore
11 dakika olan, özellikle sonu insanın karnını ağrıtan şarkı..
sözleri de şöyle:

teoman:kulaklarım patlıyor sessizliğinden
yorgunluğundan ölüyorum
sinekler yapışıyor vücuduma, gitmiyorlar
yayılıyor kanları,vurduğumda
denizi araladım geçtim bir aşktan
attım kum torbalarımı
döktüm yapraklarımı
ama uzandıntenime, hissettim
tenim aktı parmak aralarından
bazen ne yaparsan yap olmuyor
kanım hızlanıyor bazen damarlarımda
kan çanaklarım aynada levham boynumda
bir yapbozu tamamlarken bakıyorum
büyük parçan eksik kalbin olduğu
bazen bir vücuda sarıyorum
banıp parmağımı, tadına bakıp
gözümü sevmeye karatıp
yapamıyorum
bazen ne yaparsan yap olmuyor
acı bir tat kalıyor ağzımda
bazen yutup unutup
bazen tükürüyorum
bazen ayılıp uyanıp bir nefesle yanımda
adı yok, sırtı var, bana dönük, bükük
soğuğa çeviriyoru suyu
ağlıyorum bakıp içime
ayılamayıp anlıyamıyorum bazen
derimin altında başarılı ayrılık notları
yazılmış çöpe atılmış intihar mektupları
vuruyorum sokaklara bedenimi, hayallere
hayatımı yine omuzlarıma
acımı alsın diye sığınıp
kurtaracak kadınlara 15 dakika
bazen ne yaparsan yap olmuyor

şebnem f:
bitti zor oldu ama bitti
yapamadım benim başka bir kalbi
bedenim zayıftı kalbim güçlüydü
haritası ama çok silikti
sert bir şeydi iliklerimde aşk
dayandım, ittim, sığmadı, kanırmadı girmedi
ama sıktım pis kanı
akıttım yaramdan
iyileşmeye yaladım geçmişti sanki
soktum neşteri göğsüme
inanmaya halim kalmadı diye
bitti zor oldu ama bitti


teoman:korkma bilirim acıyı tedaviyi
imkansızlığın kekremsi tadını
dün insanlara baktım kendi kirli camımdan
terkedilmişler çoktan yaradan tarafından

şebnem f:
ben kesilene kadar yüzdüm
ama görünmeyince karan
bıraktım kendimi bıraktım bir taş gibi
yanmıştı çizilmişti ama
seyrettim ağlayarak sabredip
çok sevdiğim bir filmi
artık yalnız senin için üzülüyorum
bitti zor oldu ama bitti


teoman: benim de zaten hiç gücüm yok, yüzüm yok hiç
umudum yok
ama bil ki farklı bir hayaldi
işkenceydi bazen çok güzeldi
ama anlıyorum sesinden
kurtulmuşsun sen
nokta konmuş, bitmiş
en güzel hikayem
fempusay fempusay
son bir kaç gün içinde bana çok şey öğretmiş bir parçadır. oysa daha önceleri de defalarca tekraren dinlediğim bu parçanın sözlerini anlamsız, zorlama ve sırf iş olsun torba dolsun kaygısı ile abuk sabuk dizilenmiş kelimeler diye nitelendirdim. gel gör ki; yaşam kendi uyarlaması ile beni bu parçanın sözlerine teslim ediverdi. ve netekim anladım ki; bu parça, çok sevdiği bir şeyden -kişiden- ayrılmak durumunda kalan arkadaşın, daha sonraları hissettikleri ve yaşadıklarına dairmiş. ve sıradan dizilenen sözler; anlamsız, tutarsız, cümleler zinciri değilmiş.
bazen gerçekten ne yaparsan yap olmuyor: elini başına koymak, başından terler boşaltmak, geri geri yürümek, ağlamak, hiç yemek yememek, çokça sigara içmek, okumak, yazmak, soğuk bir duş almak; acının ateşini bir başka bedende söndürmeye çalışmak, başka başka insanların seni anlayıp sarmalasmasını ummak, küçük bir çocuk gibi aç gözlerle merhamet dilenmek......
ve en güzel hikayem dediğin şey bir anda, avuçlarının arasından akıp gidiyor. su misali. o kadar parlak ve o kadar kutsal. hasta bir bedeni takıp peşine sonra ağlayarak tarihe kazımak ondan arda kalanları; acıları, ağlamaları, salya sümük olmaları, yaşamdan kopuşları, tutarsızlıkları, yalanları, utançları, günahları....
en güzel hikaye; gerçekten yaşanılası ve yaşamak için uğruna çok şey verilesi bir gerçeklik. öyle sıradan bir tasarım da değil hani. tam kendisi yaşamın; belli belirsiz seni derin bir zindana gönüllü sokuveren ve ruhunu acılara garkeden bir öyküdür bu. yani sen ne yaşadınsa onsuz kaldığında, aynısını dillendiren, şiire ve melodiye yükleyen bir tanımlama. kontrabas sesleri eşliğinde göz yaşlarının, pişmanlıkların ve acıların bitmeyen dansı veya sevişmesi. işte en güzel hikaye ve bunu bok eden erkeğin, çektiği acıları, pişmanlıkları şu veya bu şekilde -sazlı,sözlü- dışa vurması. ve her zamanki cesaret, umarsızlık, vurdumduymazlık, arsızlık ve cüretiyle kadının "bitti" deyiverişi.
dinlenesi, arşivlere eklenesi, yaşamı öğrenmek isteyenler için oldukça bol dersler alınası bir eser değil şaheser.
briseis briseis
iç parçalayan bişi bu... naparsan yap olmuyor bazen...
kesilene kadar yüzdüm
ama görünmeyince bıraktım kendimi bıraktım bir taş gibi...
çabalamayı, olmasa bile sonuna kadar çabalamayı ifade ediyor ama bazennnnnnn ne yaparsan yap olumuyor
anlıyorum sesinden kurtulmuşsun sen.... heralde erkekler bazen kendilerini çok sevdiğini düşündükleri kadınların asla onları unutmicaklarını düşünüyorlar. ağlamak ağlamak sabredip ağlamak... ama yine de filmi seyrebilmek... sanırım kadının yapması gereken de bu... bir erkeğin böyle güzel birşeyi neden bozduğuna anlama veremiyoruz. tabi ki kadın da olabilir bu ama bişiler başladıktan sonra nedense çabalayan genelde kadın oluyor.. burada da böylee... erkek zaten hep karşısındaki kadının mutluğu için onu unutmasını istemedi mi, kadının çabalarına rağmen... ve sonunda bitti...
ama burada kadın bitti derken sevdiği insan sesinden anlaşılıyor diyor umut edilen durum şudur ki kadın rol yapıyor olmasın, umut ediyorum ki gerçekten bitmiş olsun onun için..
eyledebeylede eyledebeylede
'bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen' sözlerini de içinde barından 10:28 dakikalık uzun soluklu teoman şarkısı. şarkıyı hayranlıkla dinlerken şebnem ferah'ın 'bitti zor oldu ama bitti' diyerek parçaya giriş yapması ve seven ama sevilmeyen bir erkeğin çaresizliğini anlatan, bizlere bu acıyı hissettiren muhteşem eser.
şiirbaz şiirbaz
teoman'ın yapabileceği belki de en iyi parça.
kaç kez ayrılık bu şarkının fonunda yaşanmıştır. aynı kadınla, birbirinden farklı ayrılıklar, aynı şarkıyla..
"bitmiş en güzel hikayem" derken, kaç kez titrenmiştir.
"yanmıştı çizilmişti ama seyrettim ağlayarak sabredip, çok sevdiğim bir filmi" derken şebnem ferah, kaç kez kendi hatalarına ağlamıştır terkedilen.
"soktum neşteri göğsüme, inanmaya halim kalmadı diye" ... "bitti, zor oldu ama bitti"
kimi zaman yağmurlu bir sonbahar akşamında, bazen yazın sıcak gecelerinde, bazen güneşli bir ilkbahar sabahında, bütün insanlar yalnızdır ya, işte o yalnızlığı bir kez daha hatırlatacak bir ayrılık yaşanmıştır mutlaka.
sevmek, çoğu zaman ayrılık demekmiş. ayrılık, bu nedenle sevmekten daha şiirselmiş. elleri ellerimdeykendi, palavra derdim. meğer ayrılık vazgeçilmez gerçekmiş...
"nokta konmuş, bitmiş en güzel hikayem" derken, kaç kez nokta konmuştur aynı hikayenin içinde bir yerlere. kaç kez bitmiştir.
bitmek zorundaymış.
"ama görünmeyince kara'n" ıssız bir denizin fırtınalı iklimine terk edilen aşkın bitmesinden doğal ne olabilir ki?
daha güzel ne olabilir ki, bir ayrılığın sona ermesinden?
ayrılıklar arası bir molaymış aşk, ve her aşk yalnızlığın paylaşılmasıymış.
ey insan, neden bu kadar yalnızsın ki?
ey tanrı, neden bu kadar yalnızız ki?
"ama anlıyorum sesinden, kurtulmuşsun sen" ya ben?
jenesaispas jenesaispas
bitmiş bir aşk hikayesinin şarkısı. özellikle şebnem ferah bölümleri bir kadının sancılarını çok iyi özetliyor. kesilene kadar yüzer seven bir kadın, kara görünmeyince bırakır kendini. 15 dakikalık zevkler peşinde koşmaz. zor olmuştur ama bitmiştir. artık dönüş yoktur.
peace sells and i m buying peace sells and i m buying
çok mu uçuyorum bilmiyorum ama şimdiye kadar yapılmış ya da yapılabilecek en anlamlı türkçe şarkıdır. 10 dakika 32 saniye süren bu şarkıyı bir günde 50 defa üst üste dinleyen ve 1-2 hafta boyunca msnde orada burada iletinizi "nokta konmuş bitmiş en güzel hikayem" yapan kısacası bu şarkının kaybeden teoman rolünde kendinizi bulan birisi iseniz "en anlamlı şarkı" diyerek uçmanız olasıdır. ne de olsa ayrılığa bundan güzel soundtrack olamaz.

ayrıca klip versiyonunda sondaki o enstrümental kısım yoktur ve şarkı o haliyle çok eksiktir, o enstrümental kısım insanın sözlere zar zor eşlik ettikten sonra yeniden başlayacak olan şarkıya hazırlık kısmıdır. o kısım olmadan üst üste dinlemek aynı hissiyatı vermiyor bana. vermiyordu yani. çünkü yasak şarkılar kategorisine girmiştir kendisi, mutlu bir günde kulağınıza bir notası gelecek, aklınızda 30 tane düşünce belirecek falan hiç gerek yok, hayat "en güzel hikayem"siz daha güzel sanki.
sylvia manson sylvia manson
fona yakışmayan teomanın en özel şarkısı.
duyunca her şeyi bıraktırıp sadece kendini dinletiyor.
eşlik edecek kişi şebnem ferah'tan başkası da olamazdı. olmazdı.
vampirella vampirella
ne yaptıysam olmadı.doğru gerçekten doğru ki olmadı.ne kadar sevdiysem o kadar zarar gördüm.ben terkedildim.o simsiyah sokakta terkedildim.oysa ki o sokak öyle güzeldi ki...birden kararıverdi.ağladım gecelerce.binbir parçaya bölündüm.herşey anlamsızlaştı.artık ayaklarım yere basmıyordu.mutluluktan değildi.ben ruhumu kaybetmiştim,nasıl basabilirdim ki yere.
o gece terkedilmek mi koydu yoksa sensizlik mi koydu hala karar veremiyorum.bak hala bir yanım sana toz kondurmuyor.hala içimde biraz da olsa iyilik kaldı benim.sen ne kadar çabalasanda beni kötü biri yapmaya,bu kadar oluyor işte.
bazen kör,bazen sağır, bazen de lal olmak istiyorum.ama bunlar da yetmiyor.ben beyinsiz olmak istiyorum.seni söküp atmak için.
merak etme yavaş yavaş iyileşiyorum.en azından artık insanlarla oturup, konuşup,bir şeyler yapabiliyorum.ben bir tek sana ve kendime küsüm.diğerlerinin bir suçu yok.tekrar kapılarımı açabildim onlara.
şimdi mutlu musun, huzurlu musun bilemiyorum.ama bensizlik büyük bir keyif veriyordur umarım sana.
oysa biz tekrar bir arada olabilsek bu dünyanın altını üstüne getirebilirdik.tek başıma elimden gelenler bunlar işte.
biliyor musun gözlerim doluyor sürekli.ama o yaşlar bir türlü düşmüyorlar.neden sence?neden biliyor musun?gururdan.senden öğrendiğim o lanet olası gurur.bak ne hale geldim.aynaya bakamıyorum.öyle korkuyorum ki kendimden.bu sert yüzden,kanlı gözlerden,boş bakışlardan.
belki bir şaheser yarattığın için gurur duyuyorsundur.başka ne bilirsin ki sen.
yalnız benden kork artık.duygularımın hemen hemen hepsini kaybettim.öfkem gün geçtikçe öyle büyüyor ki...doğduğunda öyle ihtişamlı olacak ki ,kork ondan.
şu an, için için ağlamak isterdim.kendim için.hergün ölümümü izlemek ne kadar acı veriyor bana bilemezsin.
ben artık gitmek istiyorum.kendimden geriye...
paramour paramour
seyrettim ağlayarak sabredip
çok sevdiğim bir filmi..

evet bazen acı da çeksen, bırakamazsın ya izlemeyi.. olacağını farkettiğin anda izlemeye başladığın, görmek istemediğin ama bir türlü de kafanı çeviremediğin trafik kazaları gibi. salaklık mı, olayı algılayamamak mı,mazoşistlik mi, güçsüzlük mü..ne dersen de..ama bırakamıyorsun işte..illa kendiliğinden bitene kadar izliyorsun olanları..biliyorsun, daha en başından görüyorsun sonunu, ama elin kolun bile kalkmıyor, öyle bir uyuşmuşluk.. ama bitiyor işte. bazen.. ne yaparsan yap olmuyor bazen..olduramıyorsun.
1 /