engelli

1 /
pistachio pistachio
haklarında sadece sözlükte bir kaç satır bir şeyler yazmak yerine gerçekten etrafımızda olduklarını,hayatımızın bir parçası olduklarını,en az bizler kadar kaliteli bir hayat yaşamaya hakları olduğunu ve bunun için hepimizin desteğine ihtiyaç duyduklarını en önemlisi hepimizin birer engelli adayı olduğunu kavramamız gereken insanlardır.öncelikle engelli sözüne dilimizi alıştırmalı,özürlü diyenlerin esas özürlülerin kendileri olduğunu anlayabilecekleri dilde anlatmamız gerekir..özür ve engel çok farklı iki kavramdır,karıştırılmaması gerekir.onlara destek olabilmek için acıma yada sadece maddi yardımda bulunma fikrinden uzaklaşıp sosyal hayata atılabilmelerine yardımcı olmaya çalışmalıyız.yapabileceğimiz şeyler bizi çok fazla yormazken engelli arkadaşlarımız için gerçekten çok çok önemli olabilir.


(bkz: sivil toplum örgütleri)
elastigirl elastigirl
her türlü şartı sağlasa dahi işe başlarken istenecek sağlık kurulu raporunu alamayacağı için sağlıklı insanların başvurduğu kadrolara başvuramayan insan küfür haznem bu duruma yetecek genişlikte değil
birminghamli ozzy birminghamli ozzy
avrupa ülkelerinde normal hayatlarını sürdürebilmeleri için her türlü imkan ve kolaylıklar sağlanırken, güzel yurdumda da zaten zor olan hayatları insanlar tarafından yaşanmaz hale getiriliyor. işte kanıtı;


gaziantep’te özürlü olduğu için yürümekte zorluk çeken 31 yaşındaki mehmet gülkoncası, trafik ışıklarında yolun karşısına yavaş geçtiği gerekçesiyle tartıştığı 3 kişi tarafından bıçaklandı.

olay şehrin en işlek caddesi atatürk bulvarı’nda meydana geldi. kırmızı ışıkta araçların beklediği sırada yolun karşısına geçmeye çalışan mehmet gülkoncası, araçlara yeşil ışık yandığı sırada geçidin ortasında kaldı.

bu sırada ışıkta bekleyen otomobilde bulunan 20 yaşındaki h.ibrahim kusur, 26 yaşındaki ismail akpınar ve 20 kaşındaki bekir aydın klakson çalarak özürlü mehmet gülkoncası’ndan çabuk yürümesini istedi. gülkoncası elleriyle ayaklarını göstererek özürlü olduğunu anlatmaya çalıştı.

ancak bir anda otomobilden inen üç kişi, görenlerin şaşkın bakışları arasında özürlü gülkoncası’nı bıçaklayarak otomobillerine binip kaçtı. çevredeki vatandaşların haber vermesi üzerine gelen ambulansla avukat cengiz gökçek devlet hastanesi’ne kaldırılan gülkoncası tedavi altına alındı.

polis, olayı gören vatandaşlardan plakasını öğrendiği otomobili takibe alarak şehrin merkezinde özürlü bir insanı hızlı yürümedi diye bıçaklayarak kaçan üç zanlıyı yakaladı.


engelliye "yavaş yürüdün" bıçağı - hürriyet gündem gaziantep'te özürlü olduğu için yürümekte zorluk çeken 31 yaşındaki mehmet gülkoncası, trafik ışıklarında yolun karşısına yavaş geçtiği gerekçesiyl... hurriyet
gamos garavette gamos garavette
geçen gün bir bankada tanık olduğum bir sahne bu adamların en basit işlemleri yapmak için bile ne kadar zorlandığını görmemi sağladı.sağır ve dilsiz bir çift bankaya geldi ve güvenliğe bir soru sordular.güvenlik anlamadı ve bir memura yönlendirdi.eleman biraz da meşgul olduğundan,zira kendimi onun yerine koyduğumda bende ne yapacağımı bilemezdim sanırım, saçma sapan bi kaç hareketle sorunu anlamadığını anlatmaya çalıştı.çiftin tepkilerinden hiçbir şey anlamadıklarını görünce de bağırmaya başladı.adam karısına baktı ,karısı adama baktı dudaklarını sıktılar olumsuz bir kafa salladılar birbirlerine.sonra adam ağız hareketlerinin şiddetinden memurun bağırdığını farketmiş olacak ki gayet makul bir ağız eğimiyle duruma gülümsedi ve işaret parmağını kulağına doğrulttu.o ana kadar hiç bir derdini anlamadığımız adamın bu hareketi ilk anlaşılan kelimesi olmuştu.adam duymuyorum diyordu.pişman da değildi duymamamktan.kızgın bir ifadesi de yoktu.ama sabrı her boşa giden anlaşma çabasından sonra biraz daha aşınıyordu.
memur bir kağıt aldı. birşeyler yazdı.bankanın diğer ucundaki beyaz gömlekli birini işaret etti.kağıdı adamın eline sıkıştırdı.adamla kadın birbirlerine bişeyler söylediler.kimse anlamadı.sonra beyaz gömlekli memurun yanına gittiler tekrar aynı durumları yaşamak ve az kalan sabırlarını da tüketip sabırsız , sinirli ve de beceriksizler ordusuna giriş yapmak üzere.

bütün bu olanlar yaşanırken bir kaç şey düşünmeden edemedim.

birincisi adamın eşiyle olan sınırsız iletişimini kıskanmanın ayıp olup olmadığıydı.gerçek manada bakışarak anlaşmak buydu çünkü.ayıp veya değil kıskandım adamı.
ikincisi adamın yerine kendimi koyduğumda olabileceklerdi.ben orda o şekilde bulunduğumda beyaz gömleki adamın yanına hiç gitmiyordum.diğer memur bana bağırarak birşeyler anlatmaya çalışırken film bitiyordu.o kadar sabrım yoktu çünkü.bir kaç kan bulaşmış diş ya da kırık bir burun lazımdı sabrımı tazelemek için.
üçüncü düşündüğüm de şeydi.bu aq dumun bankacılık sisteminde her boku düşünüyorsunuz da bu insanların bankaya geldiklerinde muhatap bulmakta zorluk çekeceğini nasıl düşün müyosunuz bre yavşaklar?ulan borcu geçiktirdiğimizde "bankamızın nakit sıkıntısı var" diyecek kadar çalışıyorsunuz halkla ilişkiler üstüne.yani halkla ilişkiler biliminde son nokta!koskoca bankanın elli lirayla nakit sıkıntısından kurtulabileceğine inandırıyorusuz beni.ama ben hiç bir şubede görmedim şimdiye kadar engelli birisi için müşteri temsilcisi olduğunu.varsa da belli yerlerde değil her şube de olması lazım arkadaş.tonlarca para kazanılırken hem o adamları memnun etmekten hem de ona muhatap olacakları istihtam etmekten kimseye zarar gelmez merak etmeyin.
paranız yoksa söyleyin ben zorla verdiğiniz kredi kartlarımdan aylık belli bir miktar ödemeyi kabul ediyorum.
yeter ki bi daha böyle bir sahne gördüğümde sizin yerinize utanmak zorunda kalmayım.
1 /