engin geçtan

1 /
selim ışık selim ışık
psikiyatri alanında türkiyede ki sayılı insanlardandır. son yıllarda (ki ilk romanı 93 de kırmızı kitabın öyküsü adıyla yayınlanmış daha sonra ki baskılar da kitabın ismi kırmızı kitap olarak değişmiştir)edebiyat dünyası ile tanışması sonucu geniş kitlelere ulaşmıştır.
aslında kısaca engin geçtan bu dünyadan olmayan özel bir insandır. ilk okunacaklar listesine acil sıfatı ile girmelidir kitapları.

edit: bir günlük yerim kaldı istermisiniz adlı kitapla başlamanız menfaatiniz icabıdır.
yagmuradam yagmuradam
insan olmak,kızarmış palamut kokusu, kimbilir?,hayat adlı eserleri metis yayınları'ndan çıkmış olan psikiyatristtir. insan doğasını tanımlarken birbirinin karşıtı iki eğilimin (yıkıcı ve yapıcı eğilim) doğuştan geldiğini ve psikiyatrinin sınırlarının anlaşılması için tarih,sosyal antropoloji ve ekonomi bilimlerinin de kavranması gererektiğini söylemektedir.
fulya fulya
psikanaliz ve sonrası adlı kitabıyla beni çileden çıkaran yazar.

not: hoca bütün soruları bu kitaptan soruyo ve ben artık bu kitabı okumak istemiyorum sıkıntı geldi.
ebilona ebilona
psikanaliz ve sonrası kitabının yazarı olarak tanıdıktan sonra zaman, mekan, varoluş kavramlarının harika bir biçimde işlendiği tren kitabına aşık olduğum harika yazar.
mkh pleasure of lord mkh pleasure of lord
varoluşçu psikiyatri üzerine ciddi ciddi kafa yorduğu, her yeni gün yeni bilgiler ve düşünceler eklemlenen psikiyatri alanını dönemi içerisinde bu derece naif ve başarılı bir biçimde anlatabilmesinden rahatça çıkarılabiliyor. akademik nitelikli yapıtları (tartışma götürmez yetkinliktedir) bir yana ortalama bir tinbilim-tinçözümleme(!) düşkününe önemli katkılar sağlayacak kitapları da vardır. tutarlı ve makul freud yorumlamaları yapmıştır(önemlisi olan kısmı da şu ki, bu yorumları yapıtlarına ağzınıza parça gelmeyecek şekilde yedirmiştir). yanlış hatırlamıyorsam krafft ebing de kaynakları arasındadır.
nevişahsınamünhasır nevişahsınamünhasır
en önemli özelliklerinden biri okuyucusunu eğitmeye çalışmadan eğitmesidir. özelikle hayat ve kimbilir kitaplarını bir deneme gibi okuyabilirsiniz. kitaplarında akademik bilgisinin yanında kendi hayatındanda beslendiğini görüyorsunuz.hiçbirzaman "kendini iyi hissset" yazarı olmamıştır, alanı buna çok uygun olsada.
lapeurdanslecauchemar lapeurdanslecauchemar
türkiye'de psikiyatri ile psikoloji arasında doğal bir köprü olduğunu yazılarıyla en içten şekilde ortaya koyan psikiyatr. yazdıklarını okudukça zaman zaman hastalarına yazmadığı ilaçları kendisinin bol miktarda tükettiğinden şüphelenirim*...

kısaca, zihni açık akademisyen.
umudum umudum
değerli arakdaşlar...ben engin beyefendinin eski öğrencilerinden biriyim..ancak kendisine ulaşamıyorum.ulaşmam da gerekli.çünkü sadece kendisinin çözebilecği bir konu var.şu zamana kadar çözüm bulunamadı.acaba bu konuda yardımcı olabilecek birisi var mı?gerçekten de minnettar olurum..
umudum umudum
değerli arakdaşlar...ben engin beyefendinin eski öğrencilerinden biriyim..ancak kendisine ulaşamıyorum.ulaşmam da gerekli.çünkü sadece kendisinin çözebilecği bir konu var.şu zamana kadar çözüm bulunamadı.acaba bu konuda yardımcı olabilecek birisi var mı?gerçekten de minnettar olurum..
deli degilim deli degilim
"hayatınızı; turist gibi önceden planlanmış programlanmış ve yaşanılacak aksilikler için sürekli "olmaması gerek" diyerek mi yaşıyorsunuz, yoksa olabilecek herşeye hazırlıklı, yola çıkma amacı keşfetmek olan bir seyyah gibi mi?"

kendini bir uçurum kıyısında sendelemiş hisseden kişinin, "eve varıp da engin geçtan kitaplarımı karıştırsam" düşüncesi içine girmesi normaldir. çünkü bu psikiyatrist yazar, size ruhun matematiğini sunar. davranışlarınızın nedenine iner. yüzeysel tavsiyeler ve gaz veren kişisel gelişim kitapları gibi değildir, bilimseldir, derindir.

okurken gerçekten de "burda beni anlatıyor, burda annemi, burda sevgilimi" dersiniz.

"ortak değerlerin yerini, herkesin kendi normlarını ve değerlerini kendi bildiğince yaratma çabalarının alması, birbirimizi anlamamızı ve birbirimize ulaşabilmemizi gitgide zorlaştırıyor. insanlar birbirlerine kendi senaryoları doğrultusunda roller verip, karşılarındakilerden bu rolleri gerçekleştirmesini bekler oldular. sonuç, düş kırıklıkları, kızgınlıklar ve kendimizden kaynaklandığını bir türlü kavrayamadığımız yalnızlık..."

"bana göre, hayat bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla birlikte nasıl varolduğumuz ya da olmadığımız. önce günaydın, sonra biraz haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ve ardından iyi geceler. düş gücü ve tutkuları engellenmişler için ise hayat çocukken oynadığımız oyunların büyüyünce izin verilmeyen oyunsuzluğu. bence hayat, burada saydıklarımla ve saymadıklarımla, tartışılması gerekmeyecek kadar sıradan ve yalın. insanlık tarihi boyunca onu karmaşık bir hale getirme yönünde öyle ustalaşmışız ki bazılarımız bununla ilgili bir şeyler söyleme ihtiyacını duyuyoruz; hayatın kendisinden çok, onu çözülmesi zor bir yumağa nasıl dönüştürdüğümüzü anlatabilme umuduyla"
son gülen son gülen
henüz on yedi yaşımdayken okudum engin geçtan'ın ''insan olmak'' adlı eserini. belki erkendi, belki anlatılmak istenenin tamamını anlayamayacak kadar toydum ama bana çok şey kattı bunu biliyorum. en önemli katkısı da empati ve objectif bakabilme yönünde oldu. seneler sonra bu başlık aklıma aynı kitabı yeniden okuma fikrini getirdi.
1 /