eppur si muove

1 /
easy company easy company
haggard'ın 2004 çıkışlı albümü ve bu albümde bir şarkı. ayrıca haggard hayranı yapmak istediğiniz kişiye dinletmeniz gereken ilk şarkı.

my son, beware.
... of all that your eyes cannot see
trust your mind
and strenghten your abilities

did you ever touch the starlight ?
dream for a thousand years?
have you ever seen the beauty
of a newborn century?

and now's the time to enter
a new way, things to see
man is just a weak reflection
in evolution's history

and in your hour of darkness
it will guide your way:

la bellezza del paese di galilei

e nella mia ora più buia
loro splenderanno
spenderanno per me
all'infinito

geboren im flackernden kerzenschein
verfasst in dunkler zeit
ein altes stück von pergament
sich mit der feder vereint

der zeichnung seines arms entspringt
der universen zelt
es ist der zeiten anbeginn
und ändert diese welt

des universums zelt

nato al lume guizzante della candela
scritto in tempi oscuri
sulla vecchia pergamena
scorre la penna
e dal suo braccio nasce
il disegno delle volte celesti
è l'inizio dei tempi
e cambierà il mondo

my son, take care...
of what the cross wants you to be
trust your eyes
and strenghten your abilities

did you ever touch the starlight ?
dream for a thousand years?
have you ever seen the beauty
of a newborn century?

and time has come to doubt
about the holy verse
it is just a weak reflection
in our endless universe

and in your hour of darkness
the beauty guides your way:

la bellezza del paese di galilei

e nella mia ora più buia
loro splenderanno
spenderanno per me
all'infinito
mihman mihman
galileo, dünyanın döndüğünü iddia ettiğinde mahkemeye çıkarılır. hakim ona, dünyanın dönmediğini, bunu söylerse ölümden kurtulabileceğini söyler. eppur si muove, galileonun yanıtıdır: "ama dönüyor". bilime karşı yapılan her türlü haksızlıkta verilebilecek en güzel cevaplardan biri gibi duruyor burdan bakınca.
kan kırmızı kan kırmızı
bir galileo efsanesidir. mahkemede ölüm cezasından yırtmak için yanıldığını, gezegenleri meleklerin döndürdüğünü ve elips denen yamuk(!) şeklin değil daha ilahi olan kusursuz çemberleri bildiğini kabul eder. sonunda diz çökerek yaptığı engizisyon savunmasında ayağa kalkarken eppur si muove dediğii kulaktan kulağa yayılır ki, günümüze kadar din bilim çatışmasının sembol mottolarından olmuştur.
scrappy scrappy
"allahsız allahın yarattığı dünyada insanın yarattığı bir dünya. vahşi.

insanlara anlatıyorum. anlatmak zorundayım zira allahsız olan sadece anlat demişti ya da ben öyle duymak istemiştim bilmiyorum. zira ben nasıl istersem öyle duyuyordum ve allahsızın kurduğu dünyadaki insanın kurduğu dünyaya bir dünya da ben kurmuştum adı hiç olan. ve hiçi genişletmem için tek yapmam gereken anlatmaktı.

ben de anllattım hiçe dair gerçeküstü oluşundan dolayı gerçekten üstün olmayan ama en az gerçek kadar gerçek olan dünyamı.

"hiç, yoktur."
"hiç yoktur."

bir şeyin yok olması için önce var olmuş olması gerekir diyorum. yok. anlatamadım.
bir şeyin var olmuş olması için bir zamanlar aslında hiç var olmamış olması ya da var olmuşsa bile bizim bunu görmeyişimizden adına yok dediğimizden yok dediğimiz dediğimiz... anlatamadım.

kelimelerim yetmedi.

bir şey dedim, eğer varsa vardır. yoksa, yok. teslim oldum. ayağıma batan dikenleri çıkarmak için bir meşe ağacının altında dinlenirken tanıdım üzümün kızıl kızını. onu anladım.

onların öğretisini kabul etmediğim takdirde sonum mösyö giyotin olacak. ama kızıl kız elimi tuttu. yaşamak gerek.


kızıl kızın yardımıyla ayağa kalkarken fısıldadım;

eppur si muove"



sonrasında uyanış. çapaklı gözler ve istisnasız ağrıyan baş. uyandım, sigarayla beraber. odam güneş görmez. belki kireç de tutmaz. bilemiyorum.

kızıl kızın yanındayken bir venedik akşamında fısıldamıştım "eppur si muove"yi.

ama dönüyor.
ama hiç var.


not: allahsız allah terimi kolpadır.
scrappy scrappy
dönüyor. savruluyoruz.. ya da yeryüzüne mıhlanmışız da merkez-kaç kuvvetinin etkisiyle kan beynimize hücum ediyor, nihayetinde beynimiz daha fazla dayanamayıp patlıyor. bulunduğumuz yer beyin ve kafatası parçalarıyla boyanıyor.


ya da!
savruluyoruz. nefessizlikten o malum filmdeki gibi gözlerimiz çıkıyor yuvalarından. ne hiç ne de bir şey. sadece "yok" içinde kayboluyoruz dünya döndükçe.

yer çekimi bulunmamış henüz.

ve bir gün insan yer çekimini keşfetti.

unuttu bütün yazdıklarını çizdiklerini ve dahi dünyanın yuvarlaklığını ya da öküz başının üzerinde oluşunu.


insan yer çekimini buldu, ardından sanayi devrimi.

hala şüpheler var mıhlanmışmıydık gezegene yoksa savtruluyor muyduk boşlukta bilinmez.

belki de bir yer çekimi kuvveti vardır.

kesin olan ise döndüğü.



"kilisenin kasveti adamın yüzünü aydınlatyıyor. başpiskopozn karşısında diz çökmüş yanındaki pencereden gelen güneş ışıkları üstüne düşmüş, bedeninden çok kafasına. kel kafasını aydınlatmış ve bütün salon da aydınlanmış onunla. en çok kafası aydınlanmış adamın.

engizisyonun bütün yargılarını kabul etmiş ve canı pahasına bütün dediklerine dair tövbe etmiş. bir kez daha kazanmış kilise.




adam ayağa kalkarken fısıldamış sadece;

eppur si muove.

fısıltısı duyulmuş ve kulaktan kulağa yayılmış kilisede engizisyon mahkemesinde. yavaş yavaş dünyaya.


ama dönüyor."




kafamın ya da kafalarımızın içindeki her ne ise belki de asıl dönen o. belki de hayat dediğimiz şey kafamızın içindekilerden ibaret derken bir umut geliyor sıcacık.

kafa kaşıntıları v.s. ile son buluyor şarkı. iyidir.
1 /