erkan can

1 /
sta sta
sanılanın aksine karadenizli değil bursalı olan, son zamanlarda ortalıklarda çok fazla görünmeyen oyuncu.
piemonte piemonte
hiç bir zaman değeri anlaşılmayan türkiye standartlarının çok üzerinde bir oyuncudur kendisi.ilk olarak çağan ırmak ın -bana old and wise ı çal-adlı kısa filminde izlemiştim orda geceleri romantik programlar yapan radyo programcısı adamı oynuyordu ve oldukça başarılıydı.sonra dar alanda kısa paslaşmalar ve gemide geldi.gemide filminde gerçekten cigara çektiği üzerine yoğun rivayetler vardır.serdar akar ile arasının çok iyi olduğu söylenir her daim,erkan can a daha çok film gerekir nitekim.
wondrous wondrous
ne kadar sert rollere girse de gözümde sanki bir anda o moddan sıyrılıp kıkırdamaya başlayacak gibi bir hava doğurur kendisi.
rumblefish rumblefish
kelimelerin yeterince anlam ifade edemeyecek şekilde yetenekli,yıllarca kendini saçmasapan dizilerde hırpaladıktan sonra çıplak halde önümüzde duran gerçekleri gemide yazıtura gibi filmlerle bize hediye eden nacizane varlık..bekliyorum yeni eserini
(bkz: takva)
venom venom
kendisiyle yapılan bir söyleşi;
muhabir: gemide filminde ki role kendinizi hazırlamak zordu yoksa dar alanda kısa paslaşmalara* mı?

erkan can: efendim ben denizi seven bir insan olduğum için gemide'deki rol hiç zor olmadı.*

meali heralde şudur; hayır o filmde denizle ilgili bir aksiyon yoktu ki, sabah döndür akşam döndür. eh biz de sık takılırız.

*bu film miydi emin değilim
baharda geldim baharda geldim
ergenlik çağlarımızda sohbetlerimizde herzaman söylediği birşey vardı.''birgün mutlaka aktör olucam''.bir-iki denemeden sonra belediye konservatuarını kazandı. şimdi çevirdiği flimlerde gerçekten istediği gibi aktör oldu. gurur duyduğum arkadaşım.
mathistitu mathistitu
pamuk prenses 2 adlı kısa filmiyle oyunculuğu hakkında hiçbir araştırma yapmaya gerek kalmadan gerçekten çok iyi oyuncu denilebilecek kapasitede bir insan...
öteki ben öteki ben
gemide ve dar alanda kısa paslaşmalar'ın ardından takva'da gösterdiği performansla kendini ispatlamakla kalmamış, türk sinemasının mevcut oyunculuk anlayışına müdahale ederek çıtayı yükseltmiştir.

tabii, harikalar yarattığı filmlerin izleyici sayılarıyla değerlendirmek ve diğer sahipleri düşünülürse altın portakal gibi ödüllerle hakkının teslim edildiğini söylemek zor. ama sinemanın kalıcılığına güvenmek gerekiyor bir yerde ve takdir makamının sonuna kadar şaşırmayacağına. hakkında ayrıca içi boş övgü cümleleri sıralamak, herkesin birbiriyle gurur duyduğu bu yerde zaten yersiz.
1 /