ernest hemingway

1 /
kerrigan kerrigan
dünya edebiyatında çığır açan, fakat kendisinden sonra aynı yolda gidenler tarafından büyüklüğüne asla erişilmeyen emsalsiz amerikan yazarı 1954'te nobel ödülünü kazandı.
akıcı üslüp, tasvir ve karakter tahlili yönleri oldukça yerinde.
dawsan dawsan
tabuda anlatmaya çalışırken maymun olduğum yazar.
biraz dolaylı anlatıyim kitaptan gidiyim dedim
ben: baba biz her sınavda neyi geçmeye çalışırız
arkamda oturup oyunu izleyen adam: ernest hemingwayimi amına koyuyim puhahahaha
stairway to heaven stairway to heaven
yazılarını masada oturarak değil, yüksekliği bir metre olan üç raflı kitaplığının üstüne koyduğu daktilonun karşısına geçip ayakta ve duvara bakarak yazdığı söylenir.

ölümünün ardından, ihtiyar adam ve deniz romanına esin kaynağı olan, havana'nın batısındaki cojimar köyündeki balıkçı dostları, teknelerinde ne kadar bronz malzeme varsa söküp bir heykeltıraşa vermiş ve köylerine baba'nın bir heykelini yapmasını iştemişler. e boşuna değil tabii kübalıların baba dedikleri, vasiyetinde çok sevdiği teknesini bu balıkçılardan birine bırakmış amerikalı yazara olan sevgisi. havana'yı 1928'de iki günlük bir tatille keşfedip bu adaya aşık olan yazar, hayatının 22 yılını küba'da geçirmiş ve 1954'te nobel ödülünü alırken, ödülü küba'ya bağışladığını açıklamıştır. küba devrimini sükunetle karşılamış ve sonrasında da adayı terketmemiştir. amerika'nın küba'ya saldırısı üzerine bir amerikalı gazeteciyle yaptığı söyleşide:

- bu savaşı biz, kübalılar kazanacağız!

demiştir.
kendisi ayrıca küba içkisi daiquiri'yi dünyaya tanıtan kişidir.
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
kısa cümlerle yaptığı eşi benzeri olmayan tasvirlerle sizi adeta anlatmakta olduğu yere götürür. ahmet güntan boks yapamış gibi yazdığını söyler ki cümlelerin kısalığı ve etkisi düşünüldüğünde çok doğrudur.
hopeless hopeless
ilginç bir "çok gezdim, çok gördüm ve bunları yazdım." yazarı. geçen sene 9 yaşında, okuduğum bir öyküsünden sonra "len bune böyle? bunu ben de yazarım." demiştim. oysaki durum hiç öyle değilmiş, yazılmamış yüzlerce sayfayı tek cümleyle anlatabilme gibi, benim ilk bakışta anlayamayacağım bir yeteneği varmış.
buyurun bu da 6 kelimelik kısa öyküsü, ama kısalık kelime sayısında değil.

for sale: baby shoes, never worn.
1 /