ernesto

garion garion
zuğaşi berepe'nin va mişkunan adlı albümünde yer alan, che guevara'ya adanmış güzel bir şarkısı.

sözleri aşağıdaki gibidir.

komişkun
a murunsxi çima vikaçare
leta sordasen

ti goyomaktasen
kapula kale si bzirare
'hayde' misvare
ernesto steri

vidat
murunsxepeşi opşa na on a nsa tudeşa

türkçesi:

biliyorum, bir yıldız yağmuruna tutulacağım
toprak çökecek, başım dönecek
arkamda seni bulacağım
'haydi' diyeceksin ernesto gibi
gidelim
yıldızların çok olduğu bir gökyüzünün altına
eskiunited eskiunited
itü sözlük'e eskişehir'den katılan tecrübeli 7. nesil yazarı. sözlükten edinilen arkadaşları hesap dışında bıraktığımda bu ortamdaki tek arkadaşım. sabahlara kadar bira çerçeveli futbol resimleri çizdiğimiz dartanyan. uzun süredir sohbetine susadığım, en yüce duyguların insanı. ohşgelmiş.
ernesto ernesto
gündüz ile gece...
arasında bir yerde hayatım,
bulacağım elbette.

burası bana yetiyor
tam ortasındayım ben
hayatımı arıyorum
az birazını da yaşıyorum.

neşe ile hüzün arasındayım,
arıyorum ortasını gezinirken uçlarında
yakınıyorum arada vuruyor dilime,
sonra da geceme.
arkasından gene gün doğuyor
o zaman anlıyorum;
gene ortasındayım ben
gittiğim yok bir yere.

uzakla yakın arasındayım
herkesin ortasında
bazen öyle bir yalnızım ki
kaşlarıma vuruyor öfkesi.
bazen öyle kalabalık ki içim,
dışıma yansıtıyorum her birini.
ondan diyorlar ya zaten "neden tutmaz bir anın bir anına?" diye
işte o anlarda da
yalnızlıkla kalabalığın ortasındayım ben
her biri de benim
her biri benim içim

bazen de
öfke ile affetme arasındayım.
öfkeleniyorum halime
"n'apıyorum lan ben burada?" diyorum
kızıyorum kendime
"neden izin veriyorum?" diyorum
"neden
neden bu insanların akışan,
giden
kalıcı olmayan sohbet gülümsemelerine
sayabileceğin herşeylerine yapmacıklıklarına maruz kalıyorum?" diyorum.
yalnızlaşıyorum...
sonra...
sonra affediyorum her birini
sahteliklerini
biliyorum ki doğaları bu.
insan...
insan; bulunduğu her ortama en iyi uyum sağlayan vahşi
neden yadırgıyorum ki?
ben de onlardan biriyim
velhasıl yalnızım,
velhasıl buradayım
kimi zaman hüzünlü
kimi zaman neşeli
bazen öfkeli
bazen de kederliyim
hepsi benim.
sayısız ben var
ve her biri çok uç
o kadar uçlarda ki kendi içimde diyorum ya ben yalnızım diye;
işte bu yüzden
benim "ben"lerim yalnız
işte o yalnızlıklarımda uzak duruyorum gerçek dünyadan.
kral çıplak demek yersiz.
biliyorum çok yersiz ve demiyorum
geçip gidiyorum oradan
geçip gidiyorum diğer "ben"lerin yakınından.
müzikte buluyorum araları
boşlukları ezgilerle dolduruyorum,
bütün benler eşlik ediyor,
bir paydada toplanıyorlar
ve dönüyorum geri,
işime gücüme.

bir de tehlikeli aklın itirafları vardır
-ki en güzel film adıdır-
çok benimsedim ben bu cümleyi.
her aykırı kalan "ben" bunu söyler
kimi zaman karşısındakine ya da boşluğa.
bir garip durum yani
ne anlatsam aslında çölde kum tanesi gibi...
laf cok...

"ne yazdın niye yazdın?" diye sorsan inan bilmiyorum
müziğe kaptırıyorum kendimi başta
çünkü bütün "ben" ler
uzlaşıyor sanki o anda
ben yabancılaşıyorum dışıma
yabancılaşıyorum, garipleşiyorum
göz ucundan insanların bana nasıl baktıklarını görüyorum.
"`ernesto işte" lafları, o bakışları ilişiyor gözüme.
tekrar affediyorum.
çoğu zaman görmüyorum.
kaçıyorum sonra müzikle bir yerlere
resim çiziyorum yazıyorum
kaçıyorum
günde elli kez belki kaçıyorum.

gene akşam oluyor, sonra sabah...
arasında geçiyor hayatım,
ne aradığımı tam olarak bilemiyorum belki de ama
bulacağım elbette.
mare nostrum mare nostrum
siya siyabend'in yeni dinleme şerefine nail olduğum mükemmel şarkısı sözleride şöyle olmakta

ernesto che guevaraaaa!
lütfen.
che guevara gibi abi yaşadı geçti.
genç insanlarsınız,
yüreğiniz atar her boka yanarsınız.
sizi sayar dinamizmi ordular
paşalar sizden zevk alarak başbakanlar boğazlar
burası, ah bu boğazlar
kimisinde boğazlar kesik,
kimisinde tankerler yanar.
ahhh bu boğazlar,
kimi tok, kimi kesik, kiminde tankerler yanar...
bu da can yücel'e...
kart sensin postal sana girsin
kart sensin postal sana girsin
ver ver ver ver ver ver
gel gel gel gel gel baba gel
18'indeki sezen aksu gibisin
ver ver ver ver verrr...
kart sensin postal sana girsin
bu ülkede yüz bin yıllık geyiksin
ne isterler senden benden başka
siktiren başından geçsin
köleleri siktir et!
köle kalmak isteyenleri !
yürü be yürü be yürü be yürü be !
kart sensin postal sana girsin...
elinde maymuncuk açar tüm kavramları
idamlık mahkumları aşık eden kadınları
yala yala otobüste belediye pınarı
ama kart sensin postal sana girsin
kaaart sensin postal sana girsin.
iyi göster altındaki kapıyı açsın girsin içeri
kış var dışarda üşümesin yüreğin
kardeşim kimse yok gelecek bizden başka
ne gördüm ne de söylediler
kimse yok gelecek başka
kimse yok gelecek aşka
kimse yok gelecek başka
kimse yok gelecek aşka
bin yıl evvel de aynıydı haykırışlarım
bin yıl evvel de aynıydı bu haykırışlarım
sessiz sedasız yok edilmiş çocukların
rahmini deşer annenin ıraklı nüfusun
eriyip gidecek diye mi korkun ?
sıçacan bok kokacak diye mi korkun?
az bir şey akıl yok mu sende ?
baharda mis gibi kokuyor bak bokum
insan insanın kulu..