esat oktay yıldıran

1 /
eleanor eleanor
işkenceci asker. 1974 kıbrıs harekatı esnasında sanatını uygulama yönünde attığı adımları 1978-1984 yılları arasında diyarbakır cezaevindeki uygulamarıyla doruk noktasına çıkarmıştır. eşin kaynağının hitlerin çok sevgili doktor joseph mengele si olduğunu düşünüyorum.

işin enteresanı okudum şimdi yazılanları askerimiz biriciğimiz anışının önünde eğiliyoruzları görünce aklıma diyarbakır cezaevindeyken domal! diye bağırdığı mahkumlar geldi hanı makatlarına çöp sokturup sonra o çöpü çıkarttıp yalattığı mahkumlar, avuç avuç bok yedirdiği, o boklu şular içinde yıkattırdığı mahkumlar. mahkumdur bunlar yanı devlete emanet insanlar.devlet i alımız kendisine emanet edilen bu insanları, o pek sevgili askerimize anışında "eğilinilen" subayımıza emanet etmiştir.sonuçlar ortada.

hukuk yerleşmezse bir ülkede olacak olan budur iste . kendine emanet edilen tutsaklara bok yedirir devlet, çünkü vatandaş değildir halkın hiç bir bireyi köledir hala , devletin külü .hepimiz onun için varızdır o bizim için değil. gerektiğinde döver gerektiğinde bok yedirir öyle mi? demek istenen bu mu ? aklım almıyor bu uygulamalar bu hukuksuzluk nasıl savunulur? faşizm gün gelir onu savunanlara da bok yedirir haberleri yok mu bu insanların . pkk lılar hakediyormuş falan . o zaman şimdi putin çeçenlere yaptı benzerini biliyorsunuz ayrılıkçı onlar dedi ve bu uygulamaların benzerlerini onlara yaptı ne yanı adama hak mi verelim şimdi? devletini korudu ama putin mi diyelim? ya da miloseviç bosnalıları keserken, kadınlara tecavüz ederken olmadık işkenceleri uygularken bunu büyük sırbistan düşüyle mi yaptı diyelim ? olur mu? bu nasıl mantıktır aklım almıyor. hukuk, insan hak ve özgürlüklerinin korunumu herkese gereklidir. çünkü siz de bilirsinizki devletlerin çıkarları değişir bugün yanında görünüyor olabilir ama yarın siz de düşman ilan edilebilirsiniz. o zaman bu pek sevgili subayımıza benzer adamların eline düştüğünüzde size de o bok afiyetle yedirilebilir.
chandlerbing chandlerbing
80'li yıllarda 30'dan fazla mahkumun öldürüldüğü iddia edilen diyarbakır cezaevinde askeri savcı olarak görev yapmış şahıs. sonrasında binbaşı olarak atandığı istanbul'da bir pkk'lı tarafından kafasına sıkılarak öldürülmüştür.
maviyol maviyol
rizgari değil, pkk tarafından öldürülen zalimdir. "şehit"tir. ailesi rahatsız oluyormuş zaar. bencillik ve haksızlık hiç bu kadar ayan beyan oldu mu acaba? valla o sözlüğe bu sözlüğe dava açarak benim böyle düşünmemi engelleyemiyorlar, yapılanları karartamıyorlar; babaları gibi davranmış oluyorlar.
onuraydin onuraydin
bazen şaşıyorum bazı davalara. bir olayın unutulması için uğraş verenler, o olayın olmadığını savunmak için verdikleri uğraşla; o olayı herkesin bilmesini sağlıyor.

boktan bir cümle kurdum kabul.

tanımıyordum ben esat oktay yıldıran'ı. itü sözlük'e dava açmış, kaybetmiş çocukları sonra tanıdım. sonra google'dan aradım. ne kadar kötü bir insanmış dedim.

60'a yakın insanı işkence yaparken öldürdüğü iddia edilmiş, işkenceleriyle meşhurmuş, o'nu öldüren pkk'lı örgüt emriyle değil şahsi kanaatiyle yapmış eylemini.

her halükarda öldürmek kötü bir şey. bunu pkk'lı da yapsa, esat oktay yıldıran da yapsa.

ama yoktan yere, çocuklarının hevesiyle kendisinden beni nefret ettirmiştir. pkk'dan nefret ettiğim gibi.

ama zibilyon tane pkk'lı, "bak bak bizlere bunu bunu yaptılar" hikayelerinde başrol oynayacağı için; daha da fazla nefret ettim.

sevgili oğulları okuyorsanız bunu, ricam şu : babanızın adını temize çıkarmaya çalışmayın. belki de siz o'nu tanımıyordunuz. insan araştırdıkça daha kötü şeyler öğreniyor.

sizin bu uğraşlarınız sonucu babanızı tanımayan ben, adamdan tiksindim.
ciramencatibin ciramencatibin
istanbul'a atandıktan sonra bir gün belediye otobüsünde çocuklarının ve eşinin önünde bir şahıs tarafından kendisine laz kemal'in selamı iletilir ve ateşli silah vasıtasıyla kafatası parçalanmak suretiyle yaşamına son verilir. yamulmuyorsam halen bahriyede subay olan oğullar da babalarının masumiyetini ispat etme mücadelelerine devam ederler. (bkz: ben buna gülerim arkadaş)

insanlara çok işkence yapmıştır ama beni çaylak yapmasına izin vermeyeceğim sözlük.
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
diyarbakır cezaevindeki gözetleme kulesinden inerek, görüşe gelen bir kürt anasına: 'ana bak şu çocuklarına, seni ne perişan ediyorlar. bunları doğuracağına bir taş doğursaydın' der.


o kürt anası başını kaldırdı, şöyle bir yüzüne baktı:'analar ne doğacağını bilseydi, senin anan da seni doğurur muydu' dedi. o an da her yer buz kesti.


5 no'lu cezaevi filminden....


işte, işkenceciye, barbarlık timsaline verilebilecek, en ağır cevabı böylece almış oldu kanımca.
oooooooooldu oooooooooldu
5 nolu cezaevi belgeselinde hakkında şöyle bir anekdot aktarılan işkenceci:

bir gün bir mahkum annesi oğlunu görüşe gelir. bu insanlık düşmanı, anneye şöyle der:

-ana baksana şu adamlara. keşke bunları doğuracağına taş doğursaydın.

anne şöyle cevap verir:

-analar doğuracağı çocuğu seçebilseydi, seni kimse doğurmazdı.
1 /