eski defter adamları

wolfshade wolfshade
eski defter adamlarının denyoluk katsayısı bulutların üzerinde gezen türlerinden biri de “ulan senin annen orospu, baban üç kuruşluk kiralık katildi; sen ne hakla bu mevkiyi işgal edip ahlak ve toplum üzerine nutuklar atmaya cürret edersin” diyerek temiz bir sayfa sahibini farklı ve kapanmış bir defterin mürekkebine sürtünerek karalamaya çalışandır.

bu en fazla, cillop gibi büyük boy harita metod yaprağının üzerine “senin selülozunun geldiği ağaçların üzerine baykuşlar sıçıyor, üzerinde de irili ufaklı sincaplar çatır çatır çifleşiyorlardı ulan rezil, şerefsiz, ahlaksız” diye çemkirmek kadar mantıklı olabilir. teşbihte hata olmasın.
wolfshade wolfshade
- evet murat bey, hayranlarınız merak içinde, turne programınız hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?
+ heheh teşekkür ederim. öncelikle bir anadolu turnesi düşünüyoruz, yurdumu karış karış gezip sevenlerimle buluşacağımdan ötürü olduça mutluyum. ardından da tam tarihler aklımda değil ama almanya, avusturya ve hollanda gibi ülkelerdeki hayranlarımızla buluşacağız umut ediyorum ki.

*bir çeşit yırtık dondan çıkma efekti*

• ulan bu herif var ya, lisedeyken a şehrinden b şehrine giderken ibre 120’yi geçince benim belime sarılır ağlardı ulan ahahah, sıra arkadaşımdı benim.
+ lan sen nerden çıktın şimdi cücük?
• ayrıca iki musluk bir havuzu…
+ abi atın şunu ya
jellicle jellicle
anıları biriktiren insan anlamında kullanıldığında, illaki arkadaşını rezil eden kişi olmak zorunda değildir. çünkü çocukluk dönemi salaklıklarında bie gurur duyulacak bir yan bulunabilir efendim. zira çoluk çocuğa karıştığınızda; şimdilerde utandığınız fakat geçmişte yapmış olduğunuz bir hareket; sizi çocuklarınızın gözünde yüceltebilir. şöyleki "baba, sen hiç çocuk olmadın mı?" sorusuna en güzel cevabı verir bu eski defter adamları. tabi anlatılanlara onunla birlikte gülemiyorsanız; çekilmez bir insanmış gibi gelir size. lakin geçen zamanla birlikte çekilmeyen siz olmuşsunuzdur belki. her şeye rağmen yanınızda olup, size dair anılar biriktiren bir insana olsa olsa dost denilebilir. emin olun ki; ilerde bilmem kimi nasıl bilirdiniz sorusuna gerçekten cevap verebilecek nadir insanlardandır o. tabi ki kendisine ifade ettiğiniz anlam dahilinde bir portreniz çizilecektir ama yine de; iyi adamdı, allah günahlarını affetsinden fazlasını söyleyebilmek de kolay iş değildir hani.
gülümsün gülümsün
üzerinden bir hayli zaman geçtiği halde yaraları deşip, kendine pay çıkarmaya meraklı insanlardır. bir de o anki soğuk sular yerini ılık sulara bıraktığından olsa gerek, bu durumdan yararlanır bu adamlar.
jugis nomen jugis nomen
öncelikle;
(bkz: buralar eskiden dutluktu)

bu adamların durumu, hissettikleri, ana temaları eski özleyenlerden* bir hayli farklı, en azından benim nazarımda. mekan/atmosfer koordinatlarında tam da bu farklardan dem vurmak istiyorum.

- i -

mekan: rock bar
durum: fonda metallica'nın reload albümünden bir şarkı çalıyor.

eskiyi özleyen adam: kolunu sıyırır omzuna kadar. pazısındaki ride the lightning dövmesini görür, gözleri dolar. birasını bitirmeden, sigarasını da yanık halde küllükte bırakarak mekanı terk eder. fonda for whom the bell tolls çalar.

eski defter adamı: şarkıyı duyar duymaz bir tür kriz ve panik anında çevresinde kendisini dinleyecek birilerini arar. bulursa ona başlar, bulmazsa barmene dadanır:

-e abi bunlar da and justice far all albümünden sonra pop yapmaya başladılar. artık hiç çekilmiyolar. nerde o eskiden trash yaptığı zamanlar!! 91 tükiye konserini bilirim ben bunların canavarlardı o zamanlar. zaten ikinci türkiye konserleri de bi boka benzemedi, britney spears dinlerim daha iyidir. (susmak bilme)

bunları söyledikten sonra rahatlar, eve gider winamp'dan linkin park açar.

- ii -

mekan: bir web sitesi
durum: interaktif bir websitesinin(sözlük, forum vs. vs.) müdavimi olan kişiler sitenin zamanla kendilerine göre kötü yönde değişimini gözlemlerler.

eskiyi özleyen adam: sitenin artık tad vermediğini fark edince üyelik bilgilerine girer, şifresini ve üyelik bilgilerini siler. telekom duvarına gidip ağlar, susar.

eski defter adamı: sitenin günden güne çöküşünü görünce yine panik içinde içini dökecek birilerini arar. bulamadı, o zaman siteye yazar:

-eskiden burada ortam daha samimiydi, şimdi bebeler doldurdu mekanı. çoluk çocuk muhabbeti dönüyor, kalite düştü. e abi önceden böyle miydi hödüncü nesil yazarlar varken bal dök yalaydı buralar, 103. nesil yazarlar sikti attı ortamı. ama bağımlıyım gitsen gidilmiyor..

yine rahatladı, telekoma gidip bağlantı hızını 2048 kbps'ye çıkarır.


>>> aslında tek dertleri konuşmaktır, dinlenmektir. kökten olduğunu, adem yaprağı gördüğünü belli etmektir bu insanların. kendi deyimleriyle "çaktığı" kızı arkadaşına en ince ayrıntısına kadar anlatmadan rahat edemeyenlere benzerler. bazen içine atmak daha iyidir, aha mesela şu an daha iyi.