esmeralda

1 /
drenchrome drenchrome
notre dame de paris adlı müzikalin fransız versiyonunda noa, ingiliz versiyonundaysa tina arena tarafından canlandırılan güzel bağyan.
one more cup of coffee one more cup of coffee
bir prens bir rahip ve şehrin en çirkin adamı olan quasimodoyu bir esmeraldadan başka ne bir araya getirebilir? güzellik onunla başlar onunla tanımlanır...
esmeraldayı notre damme ın baş aktörü olarak görmem hiç nedense. o bir simgedir bende. gerçek aşkın simgesi. bir prensle bir dilencinin ortak noktada buluşabileceği tek şey: aşk. esmeralda aşkın sembolüdür.
haut parleur haut parleur
"mourir pour toi n'est pas mourir"
"senin için ölmek ölüm değildir"
gibi güzel sözleri olan notre dame de paris parçası.

hiç böyle msjım olmadı benim (bkz: küçük emrah) ancak arkadaşın sevgilisi arkadaşın mesajlarını fransızcayla alakası olmayan arkadaşlara çevirmek şerefine nail olduk.
kayser sozer kayser sozer
bütün bu sert yazılarımın altında duygusal, hassas biri yattığına bile bile bana "çok beklersin" diyerek kalbimi kıran yazar. entrylerine şöyle bi gez gezdirdim. benim söz ettiğim ab grubu hatun profiline uyabilme ihtimali çok fazla. gönlümü almasını bekliyorum. bi olay vardır bilir misin, hikaye demek istemiyorum çünkü gerçek. deniz kenarına vuran sahil yıldızlarını bi adam tekrar denize atıyormuş, bunu gören biri merakla yanaşmış yanına, "yaaa bunların hepsini denize atamazsın ki... hepsini ölümden kurtamazsın ki..." o da demiş ki, "kurtarabildiğim kadar... deniyorum..." ben de böyle biriyim işte. ve beklemiyorum. bana mesaj atacağını gayet iyi biliyorum. elin gidiyor şu anda, hayır hayır diyosun yapmayacağım, asla, asla ona yazmayacağım. belki şimdi yazmayacaksın. ama bi sabah nar çiceği kokuları eşliğinde uyandığında ya da bi gece yarısı sebepsiz nisyan yağmurlarıyla uyanıp bi sola bi sağa sonra tekrar sola döndüğünde, içinde deli gibi "naber kont" deme isteği uyanacak. bu senin suçun değil. destiny.
kayser sozer kayser sozer
bana "kayser sozer" değil de "kayser sözer" diyerek art niyetli olmadığımı, sevimli, arkadaş canlısı, such a nice guy olduğumu kanıtlayarak biraz olsun gönlümü alan yazar. bilemiyorum belki de bu hitaba karşı zaafım olduğundan haberi vardı. belki de sadece hissetti. belki de hiç biri. tesadüf oldu. ismimin çocuk sesiyle yumuşatılarak söylenmesi çok hoşuma gider. biraz utandım. mahçup oldum. kusura bakmayın. herkesin bi zaafı oluyor işte. personal distance, private security olaylarına çok önem verdiğimden özelden devam edelim dedim. başka bir nedeni yok. zaten genel anlamda hatunlarla polemiğe girdiğim, tartıştığım, onları yazma anlamında bitirdiğim görülmemiştir. "çok beklersin" diyince üzüldüm sadece. yaaa işte böyle, sen git bütün sözlüğü elinden geçir, herkesi biat ettir kendine, şan şöhret her şeyi elde et, ama bi hatunun lafıyla çök, yıkıl. böyle de ince bi ruhum var işte. benim üzülmemi ister misin? hadi barışalım... lütfen...
1 /