etnik müzik

vikartindur vikartindur
world music olarak da sınıflandırılmış bir müziktir. rock, pop, jazz, blues, klasik, dance, elektronik, hip hop, rap gibi evrensel ana başlıkları alırsak geriye kalan müzikler etnik müzik olarak kalır.

aslında etnik müzik yerel ve geleneksel müzik anlamındadır. bir etnik grubun kendi kültürünün bir ürünüdür. lazların tulumu ve tulumla söyledikleri şarkılar onlara özgü etnik müziğin bir parçasıdır. romanya'daki çingenelerin akordeon ve kemanı gibi, ya da orta afrika'daki yerli kabilelerin vurmalı çalgıları ile icra ettikleri müzikler..
chopin in rüyası chopin in rüyası
müziğe etnik müzik yaftası takan batı tayfasının acaba kendi müziğinin etnisitesi yok mu? ya da bu dünya müziği ise onlar dünyalı değil mi? antropoloji deyip antropolojik incelemeye kendi toplumunu almayan iki yüzlü batılı yaklaşımı. kendileri insan, diğerleri insansı, kendi müzikleri adıyla müzik, diğerleri etnik müzik. öpeyim sizin medeniyet anlayışınızı.
go all the way go all the way
öyle güzeldir ki bu müzik türü. insanı alır, diyardan diyara göç ettirir. bir de yüzde tebessüm bıraktırır.

ama hem hüzün hem sevinç.

ayrıca ;


kiya kiya
ravi shankar sitar üstadı (sitar hint folk çalgısı) shankar bu çalgı ile kompozisyonlar yazıyor ve hem caz hem de klasik müzik standartları içinde değerlendiriliyor. ancak ''etnik müzik'' kafalılar için ravi shankar ''etnik'' bir müzisyen.

aynı şekilde giora feidman, caz üslubu içinde kendisine yer buluyor. halbuki jewish (yahudi) müziğinin bir çeşitlemesi olan klezmer yapıyor ve bir klarnet üstadı.

zakkir hussein, hintli bir tabla virtüözü. çalışmalarıyla kendisini en saygın caz festivallarinde buluyor. albümleri ecm tarafından basılıyor.

lübnanlı rabih abou khalil, darbuka da dahil bir çok ''etnik'' enstürümanda harikalar yaratıyor. yine çalışmaları ile caz festivallerinin onur konuğu. albümlerini ecm onurla basıyor.

bütün bu çalışmalar, caz ruhunun etkilenimleri olduğundan da doğrudan caz ya da folk/caz olarak sunuluyor. jan garbarek ile nusrat fateh ali khan birlikte albüm yaptıkları vakit kimse etnik müzikten söz etmiyor.

plak tekelleri için şöyle bir ayrım var: yeterli yaygınlığa ulaşamayacaklarını düşündükleri (ve kendilerince yeterince saygın olmayan) ama batının da müzik açıdan tıkanmışlığından dolayı ilgi çeken çalışmaları gelgeç bir ''etnik'' etiketi altına toplamak. ancak bu etiket, maalesef müzisyeni ve toplumunu dışlayan, hakir gören bir anlayışa denk düşüyor ki, bunu kabullenmek mümkün değil.
rafsanjohnny rafsanjohnny
güzeldir hoştur ama kaliteli icracılarını bulmak gerekir. bölge ayırmaksızın piyasada rahat ulaşılanlar genelde tirt olanlardır. bunlara bakıp yorum yapmamak gerekir.

mesela balkan müziğine bakmak istiyorsanız 3. sınıf sokak düğünü müzisyenlerine değil goran bregoviç'e vb, karadeniz müziği içinse ismail turut davut güloğlu değil volkan konak kazım koyuncu vb sanatçılara bakılmalıdır.

özetle kaliteyi kovalamak, bulmak, sonra ona göre yorumlamak gerekir. yoksa yar fucker ben de fucker.
johnny deep throat johnny deep throat
bana orta doğu kavramını hatırlatır. nasıl ki "orta doğu" * batılı gözünden (`alfred thayer mahan) çizilmiş bir bölge ismiyse, etnik müzik tanımlaması da bu sınıfa dahildir.

"bizim dışımızdakiler ne yapabilir? en iyisi etnik müzik diyelim ya." etnik müzik ama; "müzik" değil.

tanım: zamanla world music'e evrilmiştir.