ev ödevi

applepie applepie
genellikle okula erken gidip bir arkadaştan kopya çekmek suretiyle yapılan ödevdir. ilkokuldayken eve gelinir gelinmez yapılır ve sorumluluktan kurtulmanın verdiği sevinçle kendini sokağa atarsın. ortaokuldayken gecenin bir yarısı ancak akla gelir ve acele bir şekilde baştan savma birşeyler karalanır. lisede ancak ertesi gün okula gittiğinde aklına gelir ve birinin ödevinin aynısını geçirirsin. üniversitede pişkinlik yapıp ödev olduğunu duymamışım hocam tribiyle kendinizi kurtarabilirsiniz*
stairway to heaven stairway to heaven
lise hazırlık sınıfında verilen, ünite sonundaki kelimeleri on kere yazma, bu kelimelerle cümle kurma, ünite içerisindeki diyalogları ezberleme, siyah beyaz olan kitaptaki* alıştırmaları yapma vs. gibi ev ödevleri genellikle evden taşar, yolda, otobüste yapılırdı. zor günlerdi. sağ el orta parmağımın kalemle temas eden kısmındaki nasırın sebebi o günlerdir.
sayenizde sayenizde
çocuklarda kişisel disiplinin sağlanması ve sorumluluk duygusu aşılanabilmesi için ilköğretimde özellikle önemsenen, üzerine çok yorum yapılan bir uygulama.

ödev yapmaktan ayrı bir zevk duyan bazı öğrenciler dışında, genellikle zorla yapılan işler arasındadır.
heidi heidi
dikkat edilmezse yanlış yapılıp, hayatın mahvolmasına sebep olabilir. piskopat anne fark eder, sayfayı yırtar gene yazdırır, sonra siz her hata da sayfa yırtmaya başlarsınız, temiz sayfanız kalmaz vs. abarttık.
başka ama gene hayli basit bir bakış açısı;
ev ödevi saçmalıktır, gereksizdir, okulun bütün iç sıkıcılığının eve yansımasıdır, sürekli çocuğu boğma işlemidir. siz işi eve getirseniz her akşam iyi mi olurdu?
theokoles theokoles
çocuklarda kişisel disiplin sağlamak ve sorumluluk duygusunu oluşturmak için verildiği ve önemsemediği doğrudur. ama ödevi yapmak istemeyen adeta işkence olarak gören bir çocuk varsa büyüklere de zulüm oluyor. saatlerce defter kitap açık ama akıl başka yerde. türlü türlü ödüller yer yer cezalar söz konusu oluyor bazen. sırf öğretmeninden çekindiği için ödevi yapmadan yine de okula gitmiyorlar ama ev de her gün çile çekmeye devam.
tekil kişilik tekil kişilik
ödev veren öğretmenden de
verilen ödevden de
ödevin kontrolünden de
ve ödevle ilgili ne varsa bunu evle bağdaştıran kim ve ne varsa hepsinden açıkça ve doyasıya nefret ediyorum.
ödevle abat olunamayacağını öğrenememiş eğitimcilere ne söyleyeyim ben daha.
öğretmen denilen insanları zar zor üniversiteye giren insanların içinden üstelik bir memuriyet olsun da nasıl olursa olsun isteyenler arasından seçerseniz olacağı işte budur!
eğitimi eğitimden haz almayan insanların eline verirseniz, dersi monolog ya da konferansa çevirir, ödevi de velinin kucağına atıp rahat memuriyetin keyfini çıkarır.
az da olsa ev ödevi vermek yerine öğrenciye bir konuyu tekrar etme, yarınki derse hazırlanmak için o konuyu belirli bir kaynaktan okuma ya da önemli bir konuda araştırma yaparak öğrenme mesela bir konuda soru üreterek çalışma imkanı sağlayan azınlığa selam olsun, saygılar size.
fakat diğerlerine söylüyorum, ey şu devirde hala ev ödevinden medet umanlar!
şu yukarıda söylediklerimi yapmadığınız sürece size gereksiz bakmalara doyamazsınız bunu biliniz.
ondan sonra birileri çıkıp da sizden şikayet edip maaşlarınızın çok yüklü olduğunu bütçeyi zorladığını filan söylerse şaşıp kalmayınız.

edit: yoruma kapalı yazarlar olduğu için şunu belirtmek isterim ben ev ödevinin konu tekrarı ve derse hazırlık vb akademik kazanımlar verdiğini değil vermediğini söyledim. yani tek bir fonksiyon değil hiçbir fonksiyon yok diyorum. ayrıca, öz disiplin, sorumluluk duygusu ve zaman yönetimi denilen aldatmacayı da komik buluyorum. dışarıdan baskıyla zorla disiplin eğer başarılı olsaydı darbeci askerler asla ortaya çıkmazdı, öz ya da iç disiplin ev ödeviyle filan kazanılmaz, baskı ve zorla bir yere varılmaz. sorumluluk duygusu gerekçesi tam bir fiyasko gerekçedir. çünkü ev ödevi veren öğretmen o ödevi kimin yaptığını bilmez bile. çünkü kontrolünü yapacak vakti de bulamaz. hatta bir kaç öğrenci seçip onlara bile kontrol yaptırır, doğru yapılsa dahi ödev, kişinin konuyu öğrenip öğrenmediği asla kontrol edilemez. hangi sorumluluk kime karşı! zaman yönetimine gelince, zaman yönetimi mi? zamanı profesyoneller dahi yönetemezken kim yönetebilmiş de ilkokula ya da orta okula giden çocuktan zaman yönetmesi beklenecek! komik gerekçelerle aldanmayınız. bence reklamlara kulak kabartınız siz billur tuz akar akar akar!