ev taşımak

1 /
ninkasi ninkasi
yorucu bir iş olsa gerek. koskoca evi sırtlayıp taşımak. hele hele apartmanda oturuyorsanız... off yaa düşünürken bile sırtım acıdı!!
aylakmadam aylakmadam
offf... son 12 senede nerden baksan 20-25 kere taşınmış (öğrenci evi taşınmalarını da sayıyorum) biri olarak, ağır derecede sıtkımı sıyırtan şeydir.

çocukluğunuz da kiralık evlerde, 2 sene orada-3 sene burada şeklinde geçtiyse, hepten çekilmezdir müteakip taşınmalar.

ha ayrıca belli bi noktadan sonra, tam teşekkülü bir evi 1 günde toplayıp, 1 günde yerleştirebilme gibi bi meziyet geliştiriyor insan. (ki nefret ediyorum bana bu meziyeti kazandırmış her bir tecrübemden ben)

yerleşik hayat ulan!!!!!11

5 sene bi evde yaşamak nasıl bişey, bunu bilmez mi insan ya.
bilmiyorum ben... valla..
hiç yaşamadım
önlere doğru gerileyelim bi zahmet önlere doğru gerileyelim bi zahmet
şimdi mesela farklı bir yere gitmek güzel şey, yeni komşular, daha rahat ferah bir eve sahip olmak filan. bunlar gerçekten insanın içini huzurla kaplıyor anlamsız bir gülümseme oluyor suratta. yalnız bunlar evi taşımadan önceki hatta eşyaları kolilere doldurukenki ruh halini yansıtıyor. gel gelelim ilk eşyayı kamyona yüklemek için sırtladığında o sevindirik yüz yok oluyor bir anda. yerine nur topu gibi ağızdan köpükler çıkararak edilen küfürler geliveriyor. terler boşanırken sırtından alnından, mutlu olabilmek için yapabileceğin tek şey su içmek oluyor.

ha eşyalara gelince; bunlar ağırlığına göre küfür yiyor örneğin. koliler bir nebze de olsa kendini affettirebiliyor. sıra çekyatlara geliyor yavaş yavaş sıralanmaya başlıyor küfürler. sonra baza... of o nasıl bir merettir kalkmıyor yerinden hayvan herif. evet bu noktada yaratıcı ve ardı arkası kesilmeyen küfürler eşlik ediyor tam da kol kasların uzayabildiği kadar uzadığı sırada. ve iştee son olarak efsane haline gelen çamaşır makinesi! yani bunun için söyleyecek bir şey de kalmıyor. artık bilinçsiz bir halde homurdanma şeklinde anlamsız küfürler ev taşınırken adamın amına koyan çamaşır makinesi için geliyor. tebrikler!

indirdin diyelim; bunları yeni eve çıkarmak var bir de. o konuya girmeyelim bak ellerim titremeye başladı bile.

taşıdın bitti sandın di mi? nah! nereye bitiyor amk. yeni eve yığdığın eşyaları düzenlemek, orayı burayı temizlemek, perdelerdi şuydu buydu derken bir de bakmışsın ki ölmüşsün olum. yorgunluktan uyuyamamak olayını yaşayarak öğreniyorsun. keşke öğrenmeseydin acıdım haline.

sonuç: paran varsa evi kendin taşımaya kalkma sakın. git nakliye şirketine onlar halletsin. uğraşamam dersen bırak kalsın eşyalar yenisini al. aldığın yer getirsin yerleştirsin eşyaları.

paran yoksa güzel(!) günler seni bekliyor. ayy çok heyecanlı lan. peh!
starfish starfish
öğrencilik hayatında kolay iş.
çöp poşetleriyle ev taşımak olası, nakliyeyi de triportörle halledersin, babayiğit arkadaşlarında varsa, senden kral ev taşıyan bulunmaz yani.
yepisyeni evinde de ev taşımanda emeği geçen arkadaşlarına bir yemek daveti, oh mis.
red goddess red goddess
neredeyse 2 hafta boyunca kendimize mesai edinerek aradığımız ev bizi buldu. evet ev bizi buldu. ev sahiplerinin bir kısmı evlilik cüzdanı ister, bir kısmı köpeğimizi istemez. biz ev falan bulamayız dediğimiz gün imzaladık kontratı. herşey bi anda gelişti. oh dedik gerisi kolay. ev bulunca iş bitiyor sandık. gelin görün ki ev bulmamızın üstünden 1 hafta daha geçmesine rağmen yapamadık biz bu eylemi sevgilimle. sürekli bir aksilik çıkıyor efendim. zor iş zor. ben bunu anladım daha taşınmadan. sabır diliyorum kendime de ev taşıyanlara da.
tavanannaa tavanannaa
kalp taşımak kadar zor değildir. bi de ev taşımaniz gerekir. taşınacak bir ev vardır ama yoktur bazı gözünü hırs bürümüş yüzünden. hele bi de hasta olmuşsaniz beklemek daha ağır gelir. ama tabi ki her yolun sonunda bir ışık vardır. olacaktır..
1 /