fahir aksoy

kerrigan kerrigan
"istanbul ve ankara'da yaşayan ressam dostlar -anlamazlar, resim almazlar diye anadoluya gitmek istemiyorlardı." diyor aksoy.
fahir aksoy'un şehir şehir, kasaba kasaba gezginci ressam gibi dolaşması bir ölçüde bu sanatın tanınmasını da sağlıyordu. gittiği şehir ve kasabalarda yerel gazetelere, herkesin anlayacağı biçimde, teknik terimler kullanmadan sanat üzerine yazılar yazıyor, halk eğitim merkelerinde açık oturumlar yapıyor, görsel sanatları anlatmaya çalışıyordu. bu çabaları zaman içinde olumlu sonuçlar da doğurdu. evlere resmin girmesine, birçok gencin sanat okullarına kaydolmasına yol açtı. fahir aksoy devletin yapması gereken bu görevi, tek başına yerine getirmeye çalışmış; kırk beş il, sekiz ilçede sergiler düzenlemişti. o günlerin yolları, araçları göz önüne alınırsa bu sergilerin ne denli eziyetli geçtiği tahmin edilebilir.
fahir aksoy bir sanat filozofu değil: yaşadıklarına deneylerine, duyularına, okuduklarıyla gördüklerinin birleşimine dayanarak birtakım kanılara erişmiş bir sanat adamı. çıkarcı ve halk avcısı davranışlara karşı koymayı ilke edinmiş bugüne kadar.
fahir aksoy'*un anıları, bir dönemin kültürel sorunlarının aydınlanmasına büyük bir katkı sağlayacak -> yaşam defterim (yaşamım, yazarlığım, ressamlığım)

(bkz: hür irade)
(bkz: köken)
kornish kornish
kendisi erdekte yaşamaktadır, çok tatlı sohbeti vardır, anlattığı hikayeler de çok ilginçtir, anlattığı sıradan orhan, faruk gibi karakterler aslında hepimizin edebiyat kitaplarından tanıdıkları insanlardır.
hikayeleri , kendi yaşamındaki olaylardır. bir nevi anı kitabıdır yazdıkları.

bir arkadaşımın söylediğine göre hala resim çizmeye devam etmekteymiş kendileri.