fatih te intihar eden dört kardeş

1 /
thomas shelby thomas shelby
istanbul fatih'te, maddi sıkıntı içindeki dört kardeş çok miktarda antidepresan ve siyanür içerek intihar etmişler. kapıya "dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin." diye de not yazmışlar. ölene kadar unutamam bu uyarıyı eminim.

kardeşlerden birisi öğretmen, birisi kurye, diğer ikisi çalışmıyor. zar zor geçiniyorlar. nasıl bir çaresizlik içindelerse topluca intihar ediyorlar. kanım dondu, söyleyecek söz bulamıyorum, insanların düşürüldüğü şu duruma söyleyecek söz bulamıyorum.
www.google.com.tr
lö şuhane lö şuhane
ülkenin yardim kuruluşları, sosyal yardımlaşma vakıfları bu insanlar ölme raddesine gelirken kimleri beslemekle meşguldü?

60'lı yaşlarda olan var kardeşlerin içinde; çaresizlikten dilencilik bile yapabilirlerdi. belli ki gururlu insanlarmış. kapıya bıraktıkları not ile de kimseyi incitemeyecek kadar düşünceli insanlar olduklari besbelli. fakat yaşadıkları ile psikoloji olarak baya zayıflatılmış insanlarmış ki; organize intihar planlamışlar.
ne yaşadıklarıni bilemeyiz, o dört duvar arasında nelerle uğraştıklarını...yorumsuzum seçimleri konusunda.
ölümü tercih etmek, üstelik ölüme gider iken parmağına diken batsa içimizin acıdığı kardeşlerimizi de götürmek...

mültecilerinin kursaklarını doyurabilen devletin kendi vatandaşını maddi sıkıntıdan toprağa vermesi...


bir yanda yaşamak için dakika dilenen kanser hastaları, diğer tarafta ölümü çözüm görecek kadar yaşanacak yıllarından vazgeçmiş insanlar.

neresinden tutsak elimizde kalan acı.
ila ila
acıklı..ama yaşamak, bir ağrıya dönüşmüşse belki de bitirmek daha doğrudur. bir abi vardı, birinin ölüm haberini aldığı vakit "e yeter artık, daha ne kadar yasamaliydi" derdi.bana göre de öyle. ölümsüz olmadığımıza göre, ne zaman ölüyorsak, o an tam da olması gereken zamandır.
kağıttan kule kağıttan kule
intihari hep bir hak olarak gordum. yasama hakki ya da yasamama hakki tamami ile kisiye ait olmali ve sorgulanmamali bence, yine de bu haber cok uzucu geldi.

olume karar verme oncesi insani en cok dusunduren sey geride kalip, arkandan hayati zindana donecek insanlardir. bu 4 kisi nasil bir hayat yasadi ki arkalarinda kimseyi birakmadan topluca gitmeyi secti.

bas sagligi dilenecek kimse yok allah rahmet eylesin diyorum. umarim acilari son bulmustur.
heboslukyokyani heboslukyokyani
"ekonomi politik değildir "diyenlere iletilmesi gereken haberdir.

ekonominin krize girdiği dönemlerde ruhsal sıkıntılar ve dolayısıyla intiharlar artar.

son not olarak da bu dörtlüye lafım; ben intihar edenleri hep sakinlik ile karşılarım bu sakinlik ise saygı doludur. bir insanın hayatına son vermesi kolay bir şey değil. ben değil "bi arkadaşımdan biliyorum" ^^.

üstelik not bırakacak kadar ince, bu işi topluca yapacak kadar bunalan, toplumumuzun ortalamasının üzerinde "düşünceli insanlar"(mış).
driving einstein driving einstein
çok uzun yazasım var ama mecalim yok yorgunluktan. bu olay zenginlerce üzülmeyle geçiştirilebilir ama çok uzun yazılması gereken bir olay. şimdi tek gündem galatasaray'ın kaç gol yiyeceği, arada kaynar her türlü.

twitter'da tweet serisinde yeşil kart çıkartmadıklarını öğrendim. onlar onurlu insanlardı demişler bir de. aklıma kanser hastası dilek özçelik ve pabucumun bakanının konuşması geldi... insanlar size rağmen yaşayamıyor işte.

asgari ücreti sokakta savunan, siz geçinemiyorsunuz diyen, cebindeki telefonla yaşamını tahmin eden tek hücreli amiplerden hallice insanların aksine var böyle insanlar. fakirlikten, artık tükenmişlikten intihar ediyorlar. belki editlerim ya da yeni giri yazarım. bu ülkede 3 kuruşa köle gibi çalıştırıp bir şey deyince kovup suriyeli çalıştıran yerler de var. parasızlık, fakirlik, açlık sınırına bile ulaşamama, insani şartlarda yaşayamadıktan sonra ölüm tek seçenk. kendi canlarına kıymalarına üzüldüm. belki düşünmek istemiyorum. ben de sokakta kaldım beş parasız, ne ailem sahip çıktı ne başka biri. keşke böyle pişkin bir düzende kalmasalardı, keşke sosyal devlet diye bir şey olsaydı da en azından yaşayabilselerdi. nefes alıp vermek yaşamak sayılıyorsa şayet...
bahana bahana
aynı dertleri çekmemiş hiç bir insanın onları anlayabileceğini zannetmiyorum. 3 yıldır işsizim, doktora öğrencisiyim. ara ara aklıma kötü şeyler geliyor. ama beraber bir son hazırlamak başka bir çaresizlik.

keşke böyle bir girdaba çekilirken bir el uzatsalar, uzatabilsek.
üstteki arkadaş yazmış, dilek özçelik'ten sonra beni en fazla etkileyen olaylardan biri oldu bu.

gerçek sosyal devleti oluşturmalıyız. türkiye'de belki de ihtiyacı olmadan destek alan bir grup var. gerçekten ihtiyacı olup destek alanlara lafım yok fakat bu durumun suistimal edildiği halleri belirleyip, bir an önce çözmeliyiz.
1
bucubucu bucubucu
48, 54, 56 ve 60 yaşlarında, hepsi yaşını almış insanlar. emekliliği hakkıyla yaşayacakken böyle bir sona sürüklenmeleri çok acı. müslüman ağırlıklı bir devletiz, hani komşusu açken tok yatan bizden değildi? kul hakkına girmek en büyük günahlardan sayılmıyor mu? yardımı tekliflerini kendilerinden daha kötü durumda olanları düşünerek reddedecek kadar iyi ve intihar ederken dahi kimseye zarar vermek istemeyecek kadar naifçe son verdiler yaşamlarına.
bu güzel insanların yaşamaya devam etmesi gerekirken, yeryüzünü asıl terk etmesi gerekenler bir türlü gitmiyor. mekanları cennet olsun.
tabuyoksunu tabuyoksunu
ülkeyi yönetenlerin artık vergi, harçlar, sağlık, barınma, iletişim ve temel ihtiyaç maddeleri fiyatlarının tahammül edilemez noktaya geldiğini idrak etmeleri gereken vahim olaydır. bu insanların ahı kameralar karşısında gevrek gevrek sırıtarak ekomomimiz bu yıl büyüyor, her şey yolunda açıklamaları yapanların üzerindedir.
clitor eastwood clitor eastwood
biraz yazdım, sildim.
biraz daha fazla yazdım, sildim.
daha az yazdım, onu da sildim.
muhatabımız çok büyük, bu fakir ne desin.
söylesen tesiri yok, sussan gönül razı değil;
güle güle.
1 /