fatma k barbarosoğlu

1 /
gülümsün gülümsün
(bkz: fatma karabıyık barbarosoğlu)
sosyolog ve yazar ünvanları vardır. şu anlık haftanın belli günlerinde yeni şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.
birkaç kitabını ( (bkz: imaj ve takva), (bkz: iki kişilik rüyalar), (bkz: hiçbiryer) ) okudum. romanlarında bir sıkıcılık olsa da, sosyal içerikli konuları ele alan kitaplarında, köşe yazılarında insanları ve olayları dikkate değer bir şekilde analiz etmiş ve sosyolog kimliğini konuşturmuştur. öneririm.
bambirella bambirella
türbanlılar ve saçlılar ayrımı yapan şahsiyet. son yazısı için
yeni şafak yazarından çirkin ayrım | gazete vatan yeni şafak gazetesi'nin kadın yazarlarından fatma k. barbarosoğlu, kadınları türbanlılar ve "saçlılar" diye ikiye ayırarak, tepki çekecek ve tartış... gazetevatan

elbette ki nezaket bir toplumun ana kurallarından biridir. ancak ayrımcılık pek de nazik bir davranış şekli değildir; aksine kabalıktır. bunu da en iyi islami öğretiden gelen biri bilmelidir.
alchera alchera
(bkz: ırkçılık) (bkz: ayrımcılık) (bkz: bölücülük )
yeni şafak gazetisindeki yazısı çok vahim bir açıklamadır sadece ülkedeki tartışmaları fanatiklik düzeyine taşıyıp insanların biraz daha birbirine karşı gard almasından başka hiç bir işe yaramaz.
bu şekilde açıklamalar yapan insanlar kemalist liği kendilerince aşağılamaya çalışan insanlar sadece kendi yanlışlarını balçıkla örtmeye çalışanlardır.

eminim kendi yazısı ile gurur duyuyordur.
bir söz vardır bir çoğumuzun bildiği "cehalet mutluluk getirir'
malamat malamat
artık başı örtülü kesimin de karşı tarafı ayıracak yeni bir tanımı olmuştur. bundan sonra başı açık-saçlı ayırımı yapılacak. peki haksız sayılırlar mı? bence tartışılır... siz yıllar boyu onlara (tek amacı başını örtmek olanlara) farklı bir tanım yapar ve öcü gibi görürseniz, onlarında size saçlı demesinden alınmayacaksınız. biraz da iğneyi kendimize batıralım. evet toplum her geçen gün derinleşen bir çizgiyle ayrılıyo yazık biz de elimizden geleni yapıyoruz. birbirimizden uzaklaşıyoruz. işte batının yaratmak istediği tablo bu değil mi?

işte o tartışma yaratan yazı burda:

yekpare mermerden "değişimsiz" kadınlar olanlarda bir tuhaflık yok mu? çeşit çeşit kanal var. ama her kanalda aynı isimler. konular değişiyor isimler ve o isimlerin "izah"ları de yenisafak
chixculub chixculub
22 ocak 2008 tarihinde ntv kanalında neden adlı programda konuk olarak bulunan, diğer konuklara nazaran konu başlığı hakkında oldukça pasif şeyler söyleyen sosyolog, konu dışı bir takım örneklemeleri toparlayamaması, konudan uzaklaşmasıyla, söz sırası en son kendisine verildiği için çıngar çıkarmış, baya sağlam laf yapacak bu hanım derken anlattıklarıyla bu muydu abi diyeceklerin dedirtmiştir. hakikaten akıllara ziyan biri.
küller küller
kamusal alana türbanıyla ve dahi gözlüğüyle girerek skandalın daniskasını yapmıştır. öyle böyle değil. aman aman diyim ben saağa.
malamat malamat
trt deki enine boyuna adlı tartışma programına konuk olarak katılarak yeni bir polemiğe sebep olmuştur. garip olan şu ki bu hanımefendi orada konuk olarak bulunmaktaydı bir trt çalışanı değil. hem trt de gündüzleri kadın programı yapılıyo (bkz: ademler ve havvalar) ve oradaki konuk seyirciler arasında türbanlı teyzeler de görmek mümkün. ben kimsenin bu konuda bir itirazının olduğunu görmedim. burada rahatsızlık veren ne anlamak mümkün değil. acaba bu kişinin bir sosyolog, yazar olması mı rahatsız ediyo yani sıradan sade bir vatandaş olsa sorun yok.
madem kamusal alana türbanla girmek yasak öyleyse bu kişi devlet hastanesine de gitmesin malum orası da komusal alan.

404 - sayfa bulunamadı aksam
bambirella bambirella
ece temelkuran'ın ayarını önceden vermiş olduğu, akp iktidarıyla pirim yapmaya çalışan bir sosyologumsu...
ece temelkuran'ın yazısı için başörtülü kız kardeşlerime... / yazarlar / milliyet gazete başörtülü kız kardeşlerime... milliyet
fatma k. barbarosoğlu'nun yazısı için dert ile tepki arasında peygamber sevgisi... ı- günlerden cumartesi. biraz sonra meridyen derneği'nin düzenlemiş olduğu "eğitim ve çok kültürlülük" başlığı altında, derneğin kurucularından ola... yenisafak
genel sav bir mağduriyet üzerine kuruludur; ancak bu maduriyet kabul edilmez. bir de toplum hiç kendilerini anlamaz...
argümanlar ezilmişlik; özgürlük talepleri üzerine kuruludur. bu kelimeler iyi bir sol anlayışına işaret etse de; çıkış noktaları din olduğu için hiç bir zaman bu argümanda kullanılan "özgürlük" anlayışı sol olmayacaktır.
sadece türban ya da başörtüsünün serbest olmasıyla mı türkiye'de gerçek tartışma ortamı oluşabilecek?
sahiden ve sahici şeyler olan küreselleşme, neoliberalizm, sınıf çatışmasını mı tartışacağız türban serbestisi olunca?
akp tekelindeyken "küreselleşme"yi tartışabileceğini düşünmesi sevgili yazarın biraz hayalgücüyle eşdeğerdir...zira bu gidişle tartışa tartışa "kültürel küreselleşme"yi tartışılar; abd nin hakimiyetinin ne kadar kötü olduğu üzerinden.
hodbinim işte hodbinim işte
''yazılarımı takip edenler “saçlı” kavramının neye tekabül ettiğini biliyor. yeni başlayanlar için dipnot bilgisi olarak verelim. saçlı kadınları en iyi temsil eden kimlikler olarak necla arat, nur sertel ve bloğun diğer üyelerini saymak gerekiyor. blok dedim. mahalle demedim. mahallede bir sıcaklık bir dayanışma vardır çünkü. oysa bunlar katı bir taş blok ya da yekpare mermer bir yapılanma gösteriyor. ne penceresi var bu yapının güneş alan, ne bir kapısı dünyaya açılan.

yani “saçlı” olmanın başı açık olmak ile uzaktan yakından bir alakası yok.

“saçlı”lar kendi saçlarının pişen her aştan çıkmasına talip olanlar diyelim kısaca.

şimdiye kadar hiçbirşey üretmeden kariyer yapmış olanlar.

en iyi mekanları tükete tükete doymamış olanlar.

kimseye yer kalmasın diye kendi bedenlerini, kendi haklarını inadına genişletmeye çalışanlar. '' diyor bir yazısında,hani başı açıkları saçlı kadın olarak nitelendirip de ayrım yaptığını düşünenler için...
z3yn3p z3yn3p
"biz ne dağdaki çoban olabildik ne de yaşadığı şartlara rağmen kalbine bir kara iplik düşürmeyen şehirdeki veli kardeş olabildik." dağdaki çoban derviş ile şehirdeki derviş kardeşler hikayesini bilenler için anlamlı bir söz.
1 /