felluce

1 /
aqua aqua
ırak'da direnen tek şehir. buranın halkı, amerika ırak'a elini kolunu sallayarak girdiğinde amerikan askerleriyle birlikte saddam heykellerini devirmek yerine ellerinden geldğince karşı koymuşlardı. şimdi de bir ara gazı aldılar yeniden çatışma çıkarıyorlar.

amerika'yı ırak'tan atacak bir güç değil bu. ama kahramanca ölmeyi temsil eden bir güç. şehre giren işgal askeriyle birlikte kendi vatanını yağmalamak yerine inatla saldırmak ve ölmek onların yaptığı. sonuna kadar gitmeye kararlı gibi görünüyor felluce halkı.

amerikan piçleri de sonuna kadar gitmeye kararlı. çoluk çocuk demeden bombalayan amerika mı haklı yoksa iki karış toprağını vermek yerine canını veren felluce'liler mi, orasına insanlar kendi vicdanıyla karar versin.
srce srce
felluce'yim ben... yıkık, harap, mağrur ve asi...
medeniyet denilen arsız yalanın tekzibi...
işgale uğradım, yağmalandım, kana bulandım.
evlatlarım ceset ceset yatar caddelerimde...
...dünyanın gözleri önünde...
sofrasında yer aradığınız bir ziyafetin zor lokmasıyım.
barbarların istilası karşısında şark'ın nefs - i müdafaasıyım.
* * *
bayramdı.
çatışma vardı.
cuma sabahı camide vuruldum.
yerde can çekişirken bulundum.
yaradan'ın evinde, yok - eden vardı o gün...
aradıklarını söyledikleri kitle - sel imha silahlarıyla geldiler.
kafama nişan alıp, beynimi deldiler.
dağıldı kafam, parçalandı yüzüm.
kızıla kesti dayandığım duvar;
kendi kanıma gömüldüm.
* * *
tanırsınız beni...
vietnam'da beynine kurşun sıkılan da bendim;
filistin'de taşlarla kolu bacağı kırılan da...
izmir'de ilk kurşunu atan da...
hepsinde suçum aynıydı:
işgalciye karşı ülkemi savunuyordum.
ve kanlar içinde yattığım yerden dünyaya, unuttuğu bir yemini, "isyan"ı
hatırlatıyordum.
* * *
fakat ne mümkün!
katilim, benden çok önce dağıtmış dünyanın beynini...
kara bir perde inmiş ademoğullarının gözüne...
görmüyor, duymuyor, ses vermiyor.
susuyor riyakarca...
aslan tarafından parçalanan avın artığına göz dikmiş sırtlanların iştahıyla...
...susuyor, katliama ortak olma pahasına...
* * *
şimdi yalanlar söyleyecekler sana...
"özgürlük götürdük, onun için öldürdük" diyecekler.
bir tek yüzüm var, bunun karşısına koyabilecek.
bu darmadağın, bu delik deşik, bu kanlı yüz, feneri olsun kör gözlerinizin...
felluce adını, zulmün defterine yazın.
ve asla unutmayın.
dönerim bir gün; mazlumun ahı gibi çıkar gelirim.
isyanlarla, sandıklarla... olmazsa, belime sarılmış bombalar, cephane yüklü
kamyonlarla...
"terörist" diye işitirsiniz manşetlerde adımı yine; büyüğüne tapar, küçüğünü lanetlersiniz.
suçlunun savcı, mazlumun sanık olduğu bu sefil mahkemede, adım adım faşizme gidersiniz.
ödersiniz bedelini sükutunuzun...
bir gün pişman olursunuz.
işte o gün hatırlayın beni:
ben, felluce'yim.
21. asrın kabristanı, insanlığın son kalesiyim.

can dündardan..
kurabiye kurabiye
kimileri tarafindan acındırılmaya çalışılan insanlarin yaşadığı şehir. bize düşen sadece direnmektir. bir sabrederiz kader rabb'in takdiridir, biz savaşırız zafer rabb'in takdiridir, biz oluruz gideceğimiz yer rabb'in takdiridir. şehid'lerimiz için ağlamayız. gülerek göndeririz toprağin altina kanlı elbiseleriyle.

"allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar, rableri katında diridir ve rızıklandırılmaktadır , allah'ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler .onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir. onlar, allah'tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten allah'ın mü'minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler. "

al i imran suresi/169
nestor nestor
eğer tv kanalların, sinema stüdyoların, gazetelerin ve bolca paran varsa soykırıma uğradığını ispatlayabildiğini, ama bunlar yoksa sadece haberlerde bir kaç dakika bahsedilen zaten artık nerdeyse haritadan silindiği için bi dahada bahsedilmesine gerek kalmayadığını gösteren şehir. bir kez daha insanoğlunda özelliklede hakim medeniyette erdem adına hiçbir şey olmadığını gösterdi bana
baruch baruch
felluce

gökyüzü harabeye döndü,
kan tokmakları yıkıyor
beynimin çalılıklarını.
bedenini namlunun ağzına
sermişler felluce.
kan çanağına döndü
yüreklerimiz, kuş sürüleri
yok artık semalarında,
uçağın kanadına
takıldı uçurtmaların,
tankların anırması yıkıyor
duvarlarını kulaklarımın.
ebu greyb zindanının soğuk duvarları
(d) üşüyor içime kırıntılarıyla,
kerbela da yıkılan göklerden sonra
ölülere pasaport vermiyorlar felluce.
kurumadan zeyneb' in gözleri dicle de,
halen hz. hüseyin'in yaraları
kanarken fırat’ın gözlerinde,
kalbimdeki son kara parçası da
sular altında kaldı acından felluce.
işkence tezgahlarına yatırmışlar coğrafyanı,
utanır oldu toprak suratsız yüzler taşımaktan,
gök aşağılıklara yorgan olmaktan utandı da,
utanmadı insan olmakla övünen tekerlemeler.
cehenneme sıfır acılarımız oldukça
yüreklerimiz yeşerecek yumruklarımızda,
gün gelir duvağını da açınca tetiğin
bir çift gözün olacak özgürlük,
bahçende bir ağacın da direniş.
kapattılar sevdamızı şehvet tenekelerinin
bulanık kapaklarında,
kıymeti yok artık hayatın cebinden yemenin,
kavganın pasını sileceğiz hasta yüreklerden.
sesin gelmiyor ey kardeş,
ebu greyb zindanın duvarları titriyor,
kaburgalarının çatısında kan sızıyor,
dağlanan yürekler var giyotin saatinde,
feryad eden zeynebler oldukça
hüseyn in bakışlarında
acılarımıza pasaport vermeyecekler felluce.
ketum bir yalnızlıkla büyüyorsun içimde,
unutmak yok yapılanları,
yetmez ardından ağlamak
hüzünlü bir bulut gibi,
bekle felluce ölmeye geleceğiz kavganda,
varsın mezarımızda olmasın
dağlarımızda keklikler öttükçe
sevdamıza pasaport vermeyecekler felluce.
gökyüzünün yerdeki istasyonusun,
özgür olmak isteyen
bekler durağında binmek için
onur treninin son kompartımanına.
kavrulmuş buğday başağından yüzün
hırpalanmış dikenleri arasında rüzgarların,
gecenin kuşağında sıkışınca düşlerin
rüyaların bulanıklaşmaya başlar
çocuklarının göz kapakları arkasında.
dicle yastığın olmuş, fırat yorganın
biliyorum üşüyorsun,
kadavraların çatısı kurulmuş göğsünde,
ölüm pistine dönmüş her karış toprağın,
kapatma gözlerini, bir kadının baharı
postalanırken ateş vadilerine,
yaşam prangalara vuruldu yüreğimizde,
başımız dik dolaştıkça savaş meydanlarında
göz yaşlarımıza pasaport vermeyecekler felluce.
yas tutmak yok
kanmak yok barış yalanlarına,
alınana dek intikamın
kanında petrol kuyusu açandan
korkmak yok artık
cehennemin artıklarıyla
besleneceğiz gerekirse.
özgürlük ölümün kapısını kırmaktır
kilidi bozulmuşsa gecede uykuların,
ant olsun günün sahibine
boyun eğmek yok sana vurana,
her gözyaşında bir mezar kazıdık
zebun kuşlarının muşambadan beyinlerine.
kavruk buğday tenli gövdelerimizde
boyunları çözülmüş rüzgar takımı,
deniz sahillerimizde yüzünü yitirince,
hiçbir kamyon taşıyamaz senin yüreğini.
güneşle doldurmuşsun ceplerini yüzünün
çocuk gülüşleriyle şarkın bestelendikçe,
düşlerimize pasaport vermeyecekler felluce.
biz bu dünyanın mültecisiyiz
hiroşima’ nın acılarına benzer acılarımız
vietnam’ın çocuklarıyla aynı gökte
uçurtmalarını uçurdu çocuklarımız,
temiz kaldıkça yüreklerimizin tek bir sayfası
adımıza pasaport vermeyecekler felluce
(palo keko)
1 /