feminizm

1 /
the weakest link the weakest link
toplum tarafından "erkek düşmanlığı" olarak algılanan ve maalesef bu cahilliğin itü sözlükte de egemen olduğu çaşitli şekillerde kanıtlanan, aslen yalnızca eşitlik amacını güden düşünce sistemi.
anosias anosias
topluma yanlış lanse edenler yüzünden, her zaman kadının üstün olduğuna olan inanç olarak tanıtılsa da aslında kadının toplumda hak ettiği yeri alması için verilen mücadeledir. böyle bakılır ve kadın erkek eşitliğini savunduğu düşünülürse son derece haklı bir düşünce sistemidir. kadınlar ve erkekler feminist olabilirler. bu kötü bir şey değildir. kadın erkek eşitliğini savunmak olarak algılanırsa ascella feministtir. ama başkalarının * iddia ettiği gibi yaşasın kadınlar, gebersin erkekler modunda bir insan değildir.
ovid ovid
en az kadınlar kadar erkeklerin de feminizmi savunması gerekmektedir. çünkü doğası gereği, erkeği, özellikle de ülkemizde, altında ezildiği hayat yükünden, sadece erkeklere yüklenen ev geçindirme, çocuk bakma, para kazanma vs. tarzı yüklerden kurtarmayı da amaçlamaktadır.
pudra pudra
bunun akım olduğuna ve genel bir profili olduğuna inananlar ise genelde bunu formulize etmekten ,kalıplara ite kaka sokmaktan ve bazen aşaraktan ,çoşaraktan lezbiyen etiketini yapıstırmaktan orgazm olmuscasına zevk alırlar
gelirsemkal gelirsemkal
genel olarak iki ana akımı olan siyasi hareket. ilk akım 20. yüzyılın başına rastlar. dünya kadınlarina eşit oy hakkı istemiştir. yani siyasi haklara odaklanmıştır.
ikinci akım ise 1960'lara rastlar. burada daha çok marxist-fenimizmi görüyoruz. bu sefer, erkeklerle eşit iş - maaş olanağı istemişlerdir. yani odaklandığı nokta ekonomik haklardır.
1980'lerin başında bir üçüncü akimdan bahsederler bazıları. ama bu pek de genel kabul görmemektedir. yine de, son 20 yıllik feminizmin özel alana daha çok odaklandığını görmekteyiz.
feminizmin erkek düşmanlığı ile alakası yoktur ama malesef bazı feministler özellikle de başarılı erkeklerden pek haz etmez.
jineps jineps
ya kadın düşmanlığının ismi ne diye ardından bilimum soruyu doğurabilecek bir akım, gereksiz.sevmediğin erkek ırkıyla evlenip niye çiftleşiyon ölese(bkz: duygu asena)ayrıca" kadın " gibi muhteşem yaratılışta bir varlığın neden kendini savunmak için böyle popüler yollara başvurduğu tartışılır.
marguerite gautier marguerite gautier
kökeni aydınlanma dönemini dayanmaktadır.feminizm 19.yüzyılda kadınlarda adaletsiz davranıldığına ilişkin inanç arttıkça kitlesel ve organize bir hareket haline gelmiştir.1869 yılında john stuart mill, the subjection of women (kadınların köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır. adı geçen kitabında mill, "bir cinsin diğer bir cinse hakimiyeti yanlış....ve....insanoğlunun gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biridir.." demiştir.böylece feminizmin savunmasını yapmıştır.kamu üzerinde önemli etkileri olmuştur feminizmin örneğin;batı toplumlarında kadınlara oy hakkı, daha eşit ücret, "hata aranmayan" boşanma hakkı, çocukları babalarından uzak tutma hakkı, güvenli kürtaj elde etme hakkı, kadınların kendilerini tecavüzle suçladıkları erkeklerden uzak tutma hakkı, amerika'da herhangi bir üniversiteye kabul edilme hakkı gibi hakların yürürlüğe koyulması gibi.feminizm birçok alttüre ayrılır aklıma geldiği kadarıyla;anarko-feminizm,lezbiyen feminizm,radikal feminizm,ruhsal feminizm,fransız feminizmi,liberal feminizm,marksist feminizm ve kadinizmi sayabilirim.
atesbocugu atesbocugu
ataerkil dünya düzeninde ve 1800ler'de başlayan sanayi devrimi ile iyice evlere hapsolan kadının, 30 yıl içinde yaşanan iki dünya savaşı sonrasında, amerikada başlayıp tüm dünyayı saran ve kadınlarla erkeklerin aynı yaşamsal ve hukuksal haklara sahip olmasını savunan kadın hareketine verilen isim.

dünya savaşları esnasında (özellikle ikincisi) savaşa giden erkeklere cephane ve silah yapımı için fabrikalara giren ve işçi sınıfı haline gelen kadınların savaş bitiminden sonra tekrar evlere kapatılmak istenmesi sonucunda doğmuştur diyebiliriz kabaca.

ülkemize bakacak olursak, bu kavramı da pek çok kavramda olduğu gibi dışardan gerekli koşullar doğmadan ithal etmişizdir. genelde türkiyedeki öncüleri feminizm'dense şovenist seksistlik yaptığından olsa gerek, ülkemizde feminizm cinsiyet ayrımcılığı gibi gözükmüştür. tam da bu yüzden işçi sınıfı kadını değil de bağdat caddesi kadını bu işe sahip çıkmıştır. halbuki tam anlamıyla feminizmi savunmak insan hakları sözleşmesinin ve tc anayasasının da içinde barındırdığı ama uygulamada yaşanan eşitlik sorunlarına yöntemsel ve yaşamsal çözümler bulmaktan ibaret olmalıdır. ancak o zaman eğitim seviyesi belirli olan ülkemizde erkek kötü kadın iyi gibi algılanan feminizm, kadın hareketi olarak erkekler tarafından da desteklenir hale gelir.
1 /