fransa prusya savaşı

2 /
iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
eh be güzel kardeşim.

franko-prusyan savaşıyla ilgili adam başlık açıyor.gelip kızıl direniş türküleri söylüyorsun.ben amacı dışına çıkarıyorum konuyu öyle mi?

bak istanbul işgali diye örnek vermişsin.istanbul kuşatılıp alınmamıştır.istanbul hükümeti umumi harpte teslim olunca ingiliz birlikleri şehre giriş yapmıştır.dolayısıyla istanbuldan adam kuşatma diye bahsedip sonunda işgal demez.genel tarih böyle işler.

mesela güneydoğu anadolu'da fransız işgali söz konusuyken bölgedeki direniş bölgeleri fransız kontrolü altında değil ama o bölge işgal altındadır.tarihi okuyan hiçbir gerizekalı "ya burada fransızlar etkin değil ama demek ki burası fransız işgalinde değil" demeyeceği için adam onu ekstradan yazmaz.daha işgal kavramı nedir,saha kontrolü nedir ayırt edemiyorsan ben ne yapayım."invasion-conquer-field control" gibi 30 tane kavramı kafanda işgal diye kodlarsan anlayamazsın.anlamayacaksın.ama ben gene de uğraşayım.anlayacak adamı zehirleme.

şimdi hal böyleyken tarihte paris kuşatmasını konu alan bir adam şu şekilde yazar durumu:
"28 ocak'ta şehri savunan fransız birlikleri teslim oldu.17 şubat 71'de alman ordusu şanzelize meydanında zafer yürüyüşü düzenledi."bu ne demek?şehir alman birliklerinin kontrolüne girmiş demek?değil mi?almanların paris'te kalma gibi bir niyeti yok.haliyle kuşatma bitmiş.adamlar kuşatmayı kırıp şehre girmişler.sonra da versay hükümeti ile yaptıkları anlaşma gereği mevzilerine çekilmişler.sonra paris'te anlaşma hükümlerini kabul etmeyen insanlar bir araya gelip kendilerince yönetimi devralmışlar.ne olmuş.fransız hükümeti ve prusya anlaşmanın devamı için tekrar şehre girmiş.bu da dünyadaki bütün kaynaklarda böyle yazar.

"bir şehrin prusya egemenliğine girmesi" ile "prusya ordusunun şehri ele geçirmesi" arasındaki farkı bilmek gerekiyor.bilirsek dünyanın bütün kaynakları şehrin düştüğünü bangır bangır bağırır.ama senin gibi salaklar paris bir alman şehri oldu anlamı çıkarmasın diye herhalde bunu paris'in işgali değil de paris kuşatması ve şehrin düşüşü olarak anlatıyorlar ki son derece yerindedir.

gerçekten ortada çileli bir baş var ama müsebbibi ben değilim.
edit:
"in the course of the franco-german war (1870-1871), otto von bismarck insisted that grand strategy and the conduct of war remain firmly under civilian (that is, his own) control rather than military control. as bismarck's appeal to prussia's king wilhelm i indicates, military successes in the two previous wars of unification had not just enhanced bismarck's own political standing; they had also encouraged the self-confident prussian general staff under helmut von moltke to seek autonomy in both military and political decision-making by gaining direct access to wilhelm. although bismarck observes that he feels no pressure to make a quick peace, we know that he was less interested than moltke in continuing the bombardment of paris, starving its people, or staging a victory parade on the champs-élysées. bismarck's priorities were to conclude a formal peace agreement before other great powers intervened and to ensure his ascendancy in both domestic and foreign policy. it is therefore understandable that he appealed to wilhelm i at exactly the moment (early december 1870) when negotiations about the federal structure of the new empire were at their most delicate point.
"
germanhistorydocs.ghi-dc.org

görüldüğü gibi paris,bismarck'ın sikinde bile değildir.bismarck ingiltere ve rusya'nın müdahalesinden önce mümkün olduğunca çabuk şekilde sahada elde ettiği kazanımları barışa dönüştürmek derdindedir.moltke'nin derdi karşısındaki "ulusal muhafızlar" askeri problemini çözmektir.nitekim bunu da çözmüş,parise girmiş,kazanımlarını garanti edip çıkmıştır.kazanımları da tekrar tehlikeye düşünce versay hükümetine bağlı jandarma güçlerine yardım ederek durumu tekrar eski haline düşürmüşler.burada "paris'in fethi" gibi bir amaç da oradaki halkın sosyalist hezeyanları da kimsenin sikinde değil yani.dolayısıyla tarihçiler de hiçbir zaman bu mücadeleyi paris'in kutsal alman imparatorluğu'nca fethi,işgali diye yazmaya gerek görmez.gereği de yoktur."başarıyla sonuçlanan kuşatma" diye yazar.herhalde kuşatmanın başarıya ulaşmasından da o anlamı çıkarır insanlar değil mi?
avangard jazz avangard jazz
bu almanlarla fransızlar arasında zaten tarih boyu tuhaf ilişkiler var, roma zamanındaki barbar (cermen) kabileleri ve galyalılara kadar gidiyor.

bunlar birbirleriyle bir savaşıyorlar bir sevişiyorlar. 2 bin yıldır böyle. ikisi de birbirine karşı kesin sonuç alamadı hiç.

arada fransa almanlara atarlanıyor, sonra almanya gelip dümdüz ediyor, sonra herkes birleşip fransayı almanyanın altından alıyor kurtarıyorlar.. böyle gidiyor ilişkileri.
sychtianarch sychtianarch
hatırladığım kadarı ile prusya, fransa karşısında hem lojistik hem de tüfek teknolojisi bakımından üstündü. bu dangalak fransızlar iğneli tüfek taşıyan prusyalıların karşısına ağızdan doldurma tüfeklerle çıkmışlar; sonuç, katliam. diğer taraftan prusyalılar tren yollarını etkin şekilde kullanıp iyi organize olmuşlar. belli ki fransızlar yine almanları hafife almışlar. ii. dünya savaşı sonrası almanya'ya karşı hazırladıkları askeri strateji bu konuda ileride de ders almadıklarının göstergesi.

vichy hükumeti'nin savaş suçları nazilerle yarışıyordu. devletler her dönem ceberut kurumlar. kimin ele geçirdiğinin bir önemi yok. bu anlamda her ne kadar devletsiz yapamasak da insandan daha kötü ve şeytani olan şey devletlerdir. dizginleyebildiğin kadar.

savaşa tekrar dönecek olursak, bu kadıköy'deki boğa heykeli de vakti ile fransa'nın almanca konuşulan bölgesinde (alsas loren) fransızların almanlara karşı zaferlerini kutlamak amacı ile dikilmiş, fransızlar yenilince heykel "taşak öyle değil böyle olur" denilerek almanlar tarafından yerinden sökülüp almanya'ya götürülmüş. sonradan müttefikleri osmanlı'ya hediye edilmiş.

___________________________________
not:

meriç ve seks başlıklarından arasından okumaya değecek başlık pek nadir oluyor. ben de fularlı kişiliğim gereği entel başlık merakıma dayanamayıp daldım, gördüm iki yazar birbirine girmiş.

yıllar önce rusya'da satranç oynarken birbirinin canına kast eden iki kişinin haberini okumuştum. bunlar oyun esnasında engels mi neyin tartışıyorlarmış. neyse biri sonunda dayanamayıp diğerini öldürmüş. "böyle gergin münazaralar sadece rusya'da olmuyor demek ki" diye şaşırmıyorum. türkiye'de yaşıyoruz. kimsenin tavrına karışmak gibi olmasın, bu kadar seksli meksli, analı kızlı, meriçli başlıklar ve birbirine kafadan dalan entel yazarlar tek bir şeyin göstergesi; yeterince sevişemiyouz. ülkenin içinde bulunduğu durumu buna bağlıyorum. freudian obsesyonlarım yok.

prusyalı'nın da elin yumuşak fransız'ının da ... size bir şey olmasın.

tarih her zaman yoruma dayalı bir dal. herhangi bir olay hakkında bir çok görüş ve yorum olur. saptırma ve çarpıtmalar da olacaktır. bu durumda tarih'in yan odasındaki etejerin üst çekmecesi programı gibi dalaşmanın anlamı yok.

neyse...
2 /