friedrich wilhelm nietzsche

50 /
patron fink patron fink
pek çok kişinin anlamadığı şu aslında. niçe nihilist değildi. nihilizmi iyi bir şey olarak da dikte etmiyordu. onun insanlık için son derece kötü olduğunu biliyor ve geleceği (bizi) uyarıyordu. kimse anlamadı ama. 2. dünya savaşı sırasında bir tek popülerleşmiş çünkü insanların kendisini anlayabileceği şartlar olgunlaşmıştı. her yerde nihilizm duygusu yükseliyordu zaten. nasıl yükselmesin?

ancak belki de almanların kaybetmesi sonucu itin götüne sokulup nazistmiş gibi davranıldı. niçe 2. kaybediyordu ama bu sefer onunla beraber tüm insanlık da kaybedecekti.

3 şeye savaş açmıştı niçe. başta hristiyanlık olmak üzere din, klasik felsefe ve temel ahlak yasaları. çünkü farkındaydı ki bunlar tamamen zayıflayacak insanlık üzerinde etkisini kaybedecek ve amaçsız, anlamsız kalan insanoğlu kendini bitirecekti. ve haklıydı.

ama yine de bazen nihilizm hayatta kalmanızı sağlayabilir. bir tek onu sağlayabilir belki de.
ontolojikvaka ontolojikvaka
çoğunlukla nihilist olduğu sanılan varoluşcu düşünürdür. gençliğinde schopenhauer dan her ne kadar etkilenmiş olsa da felsefini onun düsüncelerinin molozlari üzerine inşa etmiştir. yani demek istedigim önce nihilizmi kendi içerisinde yıkmıştır.
kendisi nihilistlerden ve nihilizmden nefret ettigine ecco homo adli kitabinda yer vermiştir. niçeye göre nihilizm tıpkı hristiyanlık gibi dekadan'lık içerir. ve ruhu aşagı çeker. niçe'nin retoriğinde insan ancak yükselerek üst insana varabilir.

en sevdiğim pasajı:
(bkz: üç değişim üzerine )
(bkz: böyle buyurdu zerdüşt )
weberian23 weberian23
"hristiyanlık, tarihsel bir olaya ve tarihsel bir kişiye iman anlamına geliyorsa bu hristiyanlıkla hiçbir işim olamaz. ama kurtuluş ihtiyacı anlamına geliyorsa o zaman benim için büyük değeri vardır... ah, keşke tüm filozoflar schopenhauer'in öğrencisi olsalardı." şeklinde gençlik dönemi notlarında bir söylemi bulunan er kişi.
dumrul dumrul

ürkek ürkek
"eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar."
2
50 /