fringe

1 /
açık kalp ameliyatı açık kalp ameliyatı
içinde lost ve alias havası barındırmasına rağmen, kaliteli kurgusu ve orijinal konusu ile gelecek vaad eden bir dizi. x files ile paralelliklerinden dizinin yapımcısı (ve lost'un ve alias'ın yapımcısı olan) j. j. abrams da utanmadan bahsediyor.

transformers'ın yazarlarından, abrams'ın yapımcılığında lost'da elde edilmiş başarılı kurgu tekniğinin x files vari bir dizide yer aldığını düşünün. ses efektleri enfes, görüntüleri başarılı ve lost gibi 10.000.000 dolar harcanmış iki saatlik bir pilot bölümü hayal edin.

evet, fringe'in ilk bölümü böyle bir bölüm. dizi böyle bir dizi. başarılı olmasını umut etmek herhalde fazla olmayacaktır.

fringe; fringe science'dan geliyor. yani reanimasyon, yani görünmezlik, vs. gibi. pseudo science mı diyordu ne diyordu oğul bishop.
twinkle twinkle
oldukça uzun soluklu bir dizi olacağını düşünüyorum. daha ikinci bölümden konuyu oturtmayı başarmışlar gibi görünüyor. muhtemelen kısa süre içinde daha da özgün bir hal alacak. umarım hayalkırıklığı olmaz. işin içinde j.j abrams varken olacağını pek düşünmüyorum gerçi.

bunların yanında lotr'da denethor olarak izlediğimiz john noble, walter bishop rolünde son derece başarılı. keza lost'ta gizemli ve korkunç camış* rolünde izlediğimiz lance reddick, aynı ürkütücülüğünü muhafaza ediyor dizide. bunların yanında olivia dunham'ı (esas kız) oynayan anna torv (ki kendisi scarlett johansson'a benziyor fazlaca) ve peter bishop'u (esas oğlan gibi) oynayan joshua jackson* da (zorlarsan bu da ewan mcgregor'a benzeyebilir. oldu mu sana the island? olmadı.)oldukça güzel bir oyunculuk sergiliyorlar.

fantastik kuntastik şeyler seviyorsanız izleyin işte kısaca. gayet güzel, gayet gelecek vaadediyor. şimdilik ölülerle takılıyorlar. iş, canlılara sıra geldiğinde güzelleşecek esas.
strateji strateji
ilk iki bölümü pek tatmin edici değildi, beklentilerin altında kaldı. ama potansiyel vaad ediyor. ilerleyen bölümlerde konuyu toparlayabilir ve pattern dedikleri şeye yoğunlaşabilirlerse başarılı olabilir.
twinkle twinkle
beklendiği gibi john noble (aklî dengesi yerinde olmayan, dahi doktor walter bishop rolünde) oyunculuğu ile sürükleyip götürüyor. breaking bad'de bryan cranston'a, stargate atlantis'te ise david hewlett'a hayran olmuşluğum, onları ağzım açık izlemişliğim vardır; ama john noble bambaşka bir olay. anlatması oldukça güç, izlerseniz anlarsınız diye düşünüyorum.

*eski (ve aklî dengesi yerinde olmayan) bir arkadaşından bilgi alamadığını oğluna açıklarken*
walter bishop: başaramadım. dashiell, tutarsız bir deli gibi kırmızı bir kalede esir tutulduğuna dair sayıklayıp durdu. evlat, benimle konuşmak da böyle bir duygu mu?
1
minny minny
son zamanlarda çıkan en iyi dizilerden birisi. bi kere acayip sarıyor, bi kere izlemeye başladı mı insan başından kolay kolay kalkamıyor. ayrıca her bölüm birbiriyle bağıntılı değişik olaylar ve bu olayların bir nevi bilimsel olarak lanse edilmesi. gece izlendi mi de insanı biraz geriyor açıkçası. şimdiye kadar olayların altında yatan gerçekler hakkında veya karakterlerin özel hayatı hakkında pek öyle adamakıllı bi şey açıklamadılar, yani benim tahminim bu kısım giriş kısmıydı, esas atraksiyon ilerleyen bölümlerde.
krwlng krwlng
lost'un 9 ay ara verip kendini dizilerin fenomeni, en çok bekleneni yapması durumunda senaristlerinden bir ikisinin eve ekmek götürelim hesabına yaptığı fakat acayip güzel yaptıkları içerisinde belkide lost'un yeni sezonu ile ilgili ipuçları barındıran ilginç ve bir o kadar güzel dizi.
anarchistrockstar anarchistrockstar
ana 3 karakter ve yan 3 karakterden başka bir tane de demirbaş karakter içeren dizidir. kaçıncı bölümdü hatırlayamıyorum fakat bir kel abiyle başlayan bölümdü; o bölümden sonra dikkat ettim ki her bölümde var bu adam... özellikle sahne bir yere odaklanıyor ve odaklanırken etrafta fazla insan varsa bu adam o odak sahnesinden kaçıyormuş gibi her seferinde çıkıyor. art arda 2 bölümde gördüm ve diğer bölümlerde de göründüğünü varsayıyorum; çünkü zaten ilk iki bölümde görüldüğü sahneler kel amcanın alenen görev aldığı sahnede gösteriliyor.
hatta bu kel abi amerika'da takılmasına rağmen, kalbine asalak sarılan bir ajanın olduğu bölümde esas kızın henüz indiği franfurt havalimanında görüntüden kaçmaktadır.
(bkz:hayırlısı tabi )
kubelik kubelik
yine işkolik, ciddi, titiz kadın ve taşşak, geyik, pasak erkek kombosuyla karşımıza çıkmış dizidir. joshua jackson diziye ağrlılığını koyamadığı için bişiler eksik gibidir. ayrıyeten doktorun da her bi meseleden saniyesinde çakması biraz rahatsız etmeye başlamıştır.
gestalt gestalt
spoiler içerebilir.


dizide olan bütün olayların gerçek hayatta var olan teorilerden alıntı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. bir çok sınır bilim öğesini çok güzel ve basit bir şekilde izleyiciye aktarmayı başarabilmişler. özellikle de son bölümde philadelphia deneyi'ne yapılan gönderme bana iyice "oha" dedirtmiştir. fringe science denilen sınır bilim hadisesi sadece paranormal olayların açıklanma biçimi değil, dünyada hali hazırda olan bir fenomenik durumların oluş biçimiyle de alakalıdır. dizi tahminimce en çok bunun komplo teorisi üzerinde yoğunlaşmaktadır. ilaç firmaları, savaş teknolojileri ve dünyayı yöneten güçlerin arasında tıkılıp kalmış bir nesil ve bunların elinde olan bir geleceğin, bilim ile birlikte ilerleyişini çok güzel bir şekilde kurgulamışlardır. lost'u beklerken ilaç gibi gelmiştir.
"eline sağlık cey cey" diyoruz.
1 /