gazeteci

1 /
this is the end this is the end
kartelleşme yüzünden zor zamanlar geçiren, çoğunlukla işsiz, beyni haber çöplüğüne dönmüş, aynı anda bir çok farklı konuyla ilgilenmek zorunda olduğundan hiçbir konuda uzmanlaşamamış ama aynı ölçüde çok bilir havalarına bürünebilen, ay sonları parasız gezen, bol bol tütün tüketen, genelde ağzı laf yapan, hangi sermaye grubunun altında çalışıyorsa ona göre haber yapan, gerektiğinde çok güçlü olan, hükümetler devirebilen, standart büro yaşamında nefret eden, gecesi gündüzü bir olmayan, genelde ikizler burcu olan, kötü haberlerde "hareketlilik olacak günüm renklenecek" diye içten içe sevinen, sosyal ama bir o kadar yalnız, görsel ve yazılı medya çalışanı. (bkz: journalist)
deliteneke deliteneke
herhangi bir olayı yorumlayarak, aktararak ya da yeniden üreterek haber haline getiren kişi. her daim tarafsız olması gerektiği söylenir. halbuki tarafsız olması değil tarafsız yazması beklenmelidir.
winiterenova winiterenova
emeği sonuna kadar sömürülen, herkesin gıptayla baktığı ama kendisi her daim sefalet çeken, mesleğinin karizması çizileli çok olmuş kişidir...
gaksimmorki gaksimmorki
chuck palahniuk, tekinsiz adlı muhteşem eserinde şöyle der gazeteci için: "yaratılmasına yardımcı olduğu altın buzağıları yok etmek bir gazetecinin hem hakkı hem de görevidir..."

tanım: yaratılmasında inisiyatif sahibi olduğu altın buzağıları yok etme hakkına ve görevine sahip, meslek erbabı.
elektro kaval elektro kaval
başbakan ın, "sizi tasmalarınızdan biz kurtardık" dediği insanlar..

ve başbakan bugün yine tutuklu gazeteciler için "onlar darbeci oldukları, terörist oldukları ve kaçak silah bulundurdukları için içerideler" dedi..

gazeteciler tüm bu söylenenleri yutuyor..

sanırım gerçekten ortada bir tasma var..

ama çıkarılan mı, yoksa takılan bir tasma mı var onu çözebilmiş değilim..
fikir yüce fikir yüce
çalıştığı yayın organını finans edenleri ürkütmediği sürece haber, yorum ve köşe yazısı yazan kişilerdir.

diş hekimlerinden daha alçak gönüllüdürler. gazete satmadıkları halde kendilerine gazeteci denmesine tepki göstermeyenlerdir.
bu sefer kesin bu sefer kesin
basın mensubudurlar.
rıfat murat önok*;cnn international seyrediyorum bir süredir. onlar göstericilerdeki barışçıl çoğunluğa yoğunlaşıyor, bizim medya göstericiler içindeki şiddetli azınlığa. onlar polisin kuvvet kullanımını vurguluyor, bizimkiler gösterici içindekilerden bazılarının şiddetini. onlar, tahrik olsa bile bu kadar gaza ne gerek var diyor, bizimkiler neden polisi kuvvet kullanmaya ittiler diyor. ve ben soruyorum: onlar basın mensubuysa, bizimkiler neci? belki onların düz, bizim ileri demokrasi olmamızdır bu perspektif farkı! az önceki cnn muhabirinin yorumunu tercüme etmek isterim: polis bir anda bir köşeye çekildi, o zaman bu 1 saatteki onca kuvvet kullanımını nasıl izah edeceğiz? güç gösterisi mi, göstericilerin, içlerindeki şiddet yönünü ortaya çıkarmalarına teşvik etmek mi, yoksa bu kaotik ortamda bir hata mı? hayır sevgili muhabir, cevap kolay: "r.t.erdoğan'ın iradesi"! polis de halk da ayrıntı. bu kadar basit...

* profile unavailable | facebook facebook
johnny deep throat johnny deep throat
bir radyo televizyon ve sinema mezunu olarak sektörde kısa bir süre çalışmama rağmen onlarca deneyim kazandığım meslek. bilinmesi gerekenler var:

yüksek lisans da yapsanız gerçek şu ki basın kartınız yoksa bir hiçsiniz. yükseğimi uluslararası ilişkiler alanında yaptım. ama onların* istediği, dediklerini harfiyen uygulayacak ve yeri geldiğinde hakkını almamaya razı olacak insanlar. işi iyi yapmandan ziyade buna bakıyorlar.

daha acı gerçek ise basın kanununa göre başlatılan sigortanızın ve basın kartı başvurunuzun karşılığında size vermeyi düşündükleri ücretin dudak uçuklatması. yok yok ücretin azamiliğinden değil, korkudan uçukluyor o dudak. öyle bir maaş ki sadece 2+1 ev tutabilirsin.asgariyi bile vermemek için takla atıyorlar. abanın altından sopa gösterilerek, "basın kartını alacaksın yakın zamanda, aza kanaat etmek zorundasın" deniyor. iş böyle olunca meclis, dış işleri bakanlığı gibi protokol işlerinin dozu aştığı yerlerde haber yapmak sizin yaratıcılığınıza kalıyor. buralara girmek %90 mümkün değil basın kartsız.

en acısı ise çalışılan ortamda muhatap alınan insanların sizden düşük bilgide olması. patronla grafik çıkmazına girilmesi ve 40 senelik gazeteci adamın istediğini anlatmaktan aciz olması. en sonunda mutabakata varılması ve "demek istediğiniz bu muydu, keşke dişi başlığı ve font tipini düzelt deseydiniz?" diye sorulduğunda patronun yüzünüze bozularak bakması.

yerelde pişin, ulusala geçin.
yine de her şeye rağmen güzel.
1 /