gençlerin tek hayali memurluk

2 /
kağıttan kule kağıttan kule
ulke kosullarinda mantikli hayaldir. 10 yil ozel sektor 7 yil kamu tecrubem var. ozelde cok da buyuk sirketlerde calismis olnama ragmen diyebilirim ki patronundan calisma saatlerine is guvenliginden maas garantisine tum kosullar leş. girisimcilik ruhu olmus de genclerin ici gecmis de.. her gun kepenk kapatan firmalarin icinde girisimcilik ruhu olsa olsa don kisotluk olur. once piyasayi sabitleyin ekonomi guven versin bak o zaman kac kisi memur olacam diye kpss kursu kapisi bekleyecek
kamplumbağadan hızlı tavşandan yavaş hümanist kamplumbağadan hızlı tavşandan yavaş hümanist
bu hayali gerçekleştirmiş ve sonunda buradan istifa etmiş biri olarak çok da şey yapmayın yani, asla küçük düşünmeyin der gözlerinizden öperim...

aklınıza takılırsa memurluğu çanakkale gibi güzel bir şehirde yaşamış biri olarak da dipnot ekliyeyim...

ve asıl risk garanti gördüğünüz şeylerden vazgeçememektir...
vazgeçin...
clitor eastwood clitor eastwood
feysbuk'un hikayesinin anlatıldığı "dı sooşıl netvörk" filmindeki bir repliği akla getiren söylem.

harvard'ın dekanı mı, rektörü mü artık kimse şöyle diyordu: "harvırdlılar iş bulmaktansa kendilerine bir iş icat ederler."

bizimse kabul etmemiz ve değiştirmemiz gereken gerçekler var.
ne yazık ki bu ülkedeki neredeyse tüm aileler "oku da devlete kapağı at, yazın da rahat edersin, kışın da, iznin de bol" diyerek çocuklarını tek bir yere yönlendiriyor.

çocuk hayalini ve yapmak istediği mesleği söylediğinde, ilk karşı atak anne ve babadan geliyor: "sen mi yapacaksın bunu? sen? sen şu bu musun? sen holding müdürü müsün? sen yapamazsın? mis gibi öğretmen ol işte, nesini beğenmiyorsun? aç kalırsın, aç!"

bu çocuklara başka bir şey olma şansı mı verdiniz de şimdi karşılarına çıkmış "hepiniz memur olmak istiyonuz" diyorsunuz.
sınavlar kişisel yeteneğe göre değil, her aşamada türkçe 1, mat 1 olursa neyini ölçeceksin bu çocuğun sen?

bir kez çocuğuna "yapabilirsin sen bunu, arkandayım senin oğlum" dedin mi beybaba?
sağda solda "benim oğlan/kız memur, öğretmen, polis, avukat, doktor" deyip övünmek içün çocukların hayallerini, gidecekleri yollarını, düşlerini, yeteneklerini ve kişiliklerini hiç ettiniz.

daha kötüsü, birbirleriyle dost olmalarını öğreteceğinize rekabet ettirip birbirlerine kırdırdınız.
ne bekliyorsunuz ki;
mübaşirliğe zor bela sokabildiğiniz çocuktan bilimsel atılım mı?
hurrianes hurrianes
kendisi zaten (traji)komik olan bir hadise üzerine mizah geliştirmek pek zekâ gerektirmiyor. herşeyi komikleştirmeden duyulan haz, işler "ciddileşince" neye dönüşecek? tasarruf edilen gri hücreler bakalım burada devreye girecek mi?
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
çünküm atalar ne demiş:
"devletin malı deniz, yemeyen keriz."

ülkede son sekteye giren inşaat dışında işleyen sektör mü var? ortada ne var da neye girişeceğiz?
arkamızda sırtımızı yasladığımız lobiler, cemaatler, tarikatlar mı var?

eskiden insanlar memur maaşı ile geçinemiyoruz diye istifa ediyordu, son 15 yılda egonomi öyle büyüdü ki tek sektör kamu oldu ya.

bir ülke düşünün ki en vasıflısından en vasıfsızına kadar neredeyse herkesin ideali devlete bir şekilde kapağı atmak, vizyona gel!

gençler de bu pastadan payını almak istiyor diye kimse onları şu koşullarda suçlayamaz?
neden, sapsız, küreksiz, sermayesiz tek iş bu.
ele iş beğendirmek kolay mı sanıyorsunuz?
jitemci astsubay jitemci astsubay
iş yok iş. bir sürü dört yıllık fakülte okuyan genç (ne kadar fakülte orası ayrı bir tartışma) polis olma, uzman çavuş olma hayali kuruyor. en kötü 5000 tl civarı para ile başlıyorsun. kolay iş değil elbet ama özel sektör adamı asgariden başlatır, ücretleri zamanında verirse şanslısın. kadınlarda da durum farklı değil. masabaşı bir memurluk, hemşirelik, öğretmenlik her türlü özel sektörden daha mantıklı geliyor. millet kpss dersanelerinde sürünüyor. köylerde yaş ortalaması belki 55 belki 60. sürülmeyen tarla miktarı milyon hektarı geçmiş. domates 10 da olur soğan 20 de olur böyle ülkede.
2 /