general franco

mavio mavio
1936 yılında patlak verip 1939 yılına kadar kanlı bir şekilde devam eden iç savaşı bitiren bu diktatör, ispanyayı 1975 yılında ölene kadar yönetmiştir. ardından meşruti krallık ilan edildi
guanoapes guanoapes
çok sıkı real madrid taraftarıydı.hatta real madrid'e onun takıma olan tutkusundan sonra kral ın takımı denmeye başlanmıştır.zamanında barselona'ya yabancı transferi yapma yasağı getirmişti.bunun yanında real madrid'e olabildiğince imtiyazlar..hafif denyoluk vardı sanırım franco abimizde.olsun rahmetle analım biz yinede.
çingene kanunları çingene kanunları
fransisko franko bahamonde, 1892 yılında galiçya bölgesindeki el ferrol'da doğdu. franko, burgos cuntası tarafından başkomutanlığa getirildi. 30 ocak 1938'de devlet ve hükümet başkanı oldu. üç yıl süren savaşın sonunda, 1939 ekiminde madrid'e yerleşti. caudillo (lider ) unvanını alarak, falanjist sistemi yerleştirme çabasına girişti.iç savaş sırasında kendine her türlü yardımı yapan, 1936'da frankocu hükümeti derhal tanıyan italya ve almanya ile kominterne( komünist enternasyonale) karşı yaplan antlaşmayı imzaladı. ikinci dünya savaşı patladığında tarafsız olduğunu ilan etti. 40 yılında hitler'le görüştü, daha sonra da tanca'yı işgal etti. öte yandan cebelitarık 'a saldırmak için ayrılan hitlerci birliklerin ispanya'dan geçmesi konusundaki alman isteklerini ustalıkla savuşturdu. ayrıca yine tarafsızlık görüntüsü arkasında alman ordusu saflarında, sovyet rusya'da çarpışmak üzere bir mavi tümen gönderdi ve kuzey afrika'ya ulaşmak amacıyla ispanya'ya geçen tüm fransızları ispanya'da göz altına aldırdı. almanların gerilemeye başlmasıyla birlikte, franko da müttefiklerre yanaşmya koyuldu. amerikalıların fas'a yaptıkları çıkartma sırasında, amerikan cumhurbaşkanı roosevelt 'e dostluk mesajı gönderdi.1945 alman yenilgisinden sonra, tanca'yı boşalttı.

1947'de katolik ve sosyal devlet ispanya'ya veraset yoluyla hükümdarlık getiren yasayı yayınlattı ve taht üzerine hak ileri süren don juan carlos la yapılan görüşmelerin başarısız kalması sonucunda, devletin ömür boyunca koruyucu ve kral naibi olarak atandı. savaş sonu başlayan amerika' ya yanaşma politikası 1953'te amerika ile yapılan ekonomik ve askeri antlaşmalarla sonuçlandı: ispanya amerika'ya askeri üsler sağladı ve ispanya 55'te birleşmiş milletler teşkilatı'na alındı.
wondrous wondrous
1959'da etrafına topladığı teknokrat hükümetinin yardımıyla literatüre ispanyol mucizesi olarak geçen ekonomik atılımı başlatmıştır. kuzey kıyılarında ve bask ülkesinde metalürji ve gemi inşaatı, katalunya'da makina endüstrisi ve tekstil yatırımları yapılmış, fiat lisansıyla ilk otomobil fabrikası olan seat (sociedad española de automóviles de turismo) kurulmuştur. otomotiv sektörü bu dönemin lokomotif sektörlerinden biri haline gelmiş, 1946'da 70.000 olan özel araç sayısı 1966'da 1 milyon'a çıkmıştır. endüstriyle yetinilmemiş, ispanyol kıyıları turizme açılarak tüm avrupalı turistler için birer cazibe merkezi haline getirilmiş, 2000'lerin başında ancak duran kıyılardaki inşaat manyaklığı başlatılmıştır. (zaten daha fazla da inşaat yapacak yer kalmayınca bu sektörün beslediği kaynak kurumuş, ülke tarihinin en büyük krizlerinden biri içine girmiş hala da çıkamamıştır.) ispanyol mucizesi yıllarında ülke dünyanın en büyük ekonomik büyüme oranına sahip ülkesi olarak kayıtlara geçmiş, 1970'lerdeki petrol krizine kadar bu büyümeyi korumuş ardından tepetaklak inmiştir.

franco döneminde sansürü kolaylaştırdığı ve sözde hispanik kültür bu yolla daha iyi korunduğu için için yabancı film ve televizyon yapımlarının altyazılı yayınlanması yasaklanmış ve tüm bunların hepsi ispanyolca dublajla yayınlanmaya başlamıştır. bu alışkanlıktan da halen vazgeçilmemiştir.
ambrosia sterlini ambrosia sterlini
yabancı filmlerin orijinal seslendirme ile gösterimini yasaklayıp tüm yabancı filmleri dublajlı yayınlatırmış. bundaki amaç elbette diyalogları siyasi ve ahlaki açıdan kontrol altında tutmakmış. ve genelde tarihe geçecek beceriksizliklere imza atıyorlarmış. bunlardan en iyisi mogambo filminde evlilik dışı ilişkisi olan çiftin sakıncalı sahnelerini kesip, birde üzerine abla kardeş gibi seslendirmeleri olmuş. hal böyle olunca sonradan abla kardeş olan çiftimiz clark gable ve grace kelly arasında geçen bilmem kaç numaralı bakışmalar dönemin ispanyol sinemaseverleri arasında ensest ilişkiye işaret olarak yorulmuş. kaş yaparken göz çıkarmışlar anlayacağınız.
hugh hefner hugh hefner
hiçbirşey iddia etmiyorum. sadece bu adamın vikipedideki sayfasına girdim ve şu yazıyı gördüm:

koyu bir katolik olan diktatör franco, ispanyol kadınının çalışma hayatına ciddi kısıtlamalar da getirdi. sürekli olarak ispanyollar'ın,tüm ispanyol vatandaşlarının çok çocuk sahibi olmalarını istemiş ve ispanyol halkını buna ikna etmeye çalışmıştır. ülkedeki franco karşıtları ise ya hapishanelere gönderilmiş ya da vatandaşlıktan çıkarılarak ülkeden sınır dışı edilmiştir.

tanım: ülkesine ileri demokrasi getirmeye çalışan kişi.
kiya kiya
söylenene göre franco'nun eli o kadar uzunmuş ki, amerika'da ernest hemingway'in eserine çekilen filmleri sansürletebiliyormuş.

''el pais gazetesi: ''onun emri ile ispanya diplomatları 2. dünya savaşı sırasında hollywood'da çekilen ''çanlar kimin için çalınıyor'' filminin senaryosuna düzenleme getirilmesine muvaffak olmuşlardır.''

2. dünya savaşı döneminde abd'de sansür yürürlükteydi. franco ispanyasının abd'deki büyükelçiliği ve konsolosluğunun isteklerini dikkate alıyorlardı avrupa'da abd'ye düşman iki güç vardı: hiler ve mussolini. amerika franco'nun şahsında 3. bir cephenin de açılmasını istemiyordu. üstelik abd'de franco'ya sempati besleyenlerde az değildi. hollywood stüdyolarında sansür istekleri canla başla yerine getiriliyordu.

okumayanlar için hatırlatma: 'çanlar kimin için çalınıyor' romanı 1940 yılında yayınlandı ve 30'lu yıllarda ispanya'da cumhuriyetçilerle faşistler arasında giden iç savaştan bahsediyordu. eserin kahramanı amerikalı genç beynelmilel güçler bünyesinde franco'nun faşist güçleriyle savaşıyordu. eser franco'yu öyle öfkelendirmişti ki, yıllarca ispanya'da basımı yasaklanmıştı.

douglas laprade'in araştırmalarına göre benzer bir sansür hemingway'in kısa hikayesine 1942 yılında çekilmiş ''kilimanjaro karları'' filmine de uygulandı.

peki hemingway'in sansürlerle arası nasıldı?

laprade'e göre bu onu kesinlikle rahatsız etmiyordu.

''onun umurunda değildi. çünkü o kadar para kazandı ve o kadar ünlü oldu ki... ''