george romero

1 /
twinkle twinkle
zombi filmlerinin, zombi kelimesini ağzına almayan efsanevi yönetmeni (zombie kelimesi sadece land of the dead'de kullanıldı). dead quadrilogy adı verilen, 4 filmden**** oluşan efsanevi serinin yönetmenidir.

kendisi 1940, new york doğumlu, 1.96 boyunda, an itibariyle tonton bir dededir. hem serinin, hem de kendisinin ilk filmi olan night of the living dead'i 1968'de çekmiştir. daha sonra sırayla 1978, 1985 ve 2005 itibariyle serinin diğer enfes filmlerini seyircilerine armağan etmiştir.

filmlerini, sıradan zombi filmlerinden farklı kılan bir sürü etmen vardır. hollywood'un bütün özel efektleri kullanılsa, milla jovovich gibi bir hatunla da anlaşılsa çekilecek hiçbir zombi filmi romero filmlerinin yanından geçemeyecektir diye düşünüyorum ben. zira kendisi sinema aleminde tektir, özgündür. salt aksiyon, zombi filmi olarak izlense bile ortalamanın çok çok üzerinde güzel olan filmlerinin hepsi tıkabasa sosyal mesaj doludur. şimdi oturup hepsini sayamam elbet; ancak çekildiği tarih itibariyle night of the living dead'de bir zencinin hem de kötü olmayan, beyazlardan daha iyi bir karakteri canlandırması aklıma gelen ilk örnektir. ikincisi serinin son iki filminde geçen, insanların tüketim çılgınlığına vurgu yapan alışveriş merkezi sahneleridir. insanların ölümle yüzyüze kaldıklarında bile maddiyatı düşünmeleri günümüz dünyasına verilen en sağlam ayarlardan birisidir. üçüncüsü de filmlerden birinde bir zombiyi öldüren adamın, öldürdüğü zombinin ceplerini karıştırmasıdır. oturup bunun hakkında kitap yazılabilir; çünkü bu serideki her filminin her karesi bir göndermeyle, bir ayrıntıyla bezelidir.

şimdilerde 4-5 adet ayrı projeyle dönmesi bekleniyor kendisinin. elbette bunların hepsi zombilerle, en azından ölülerle bir şekilde alakalı, heyecan verici filmler. arzulayanlar girip imdb'ye bakabilir. filmlerden, türkiye'de en yakın tarihte gösterime girecek olanı night of the living dead'in 3d versiyonu.
twinkle twinkle
day of the dead'de, doktor logan, zombilerin evcilleştirilebileceğini savunur ve "biz onlara barbarca davranırsak doğruyu nasıl öğrenirler?" diyerek kendisini anlamayanlara en önemli şeyin "medenileşmek" olduğunu söyler. filmin sonunda medenileşmiş(!) bir zombi tarafından, ısırılmak yerine tabancayla öldürülen birisini görürüz. işte medeniyet, işte ironi, işte romero! *şıkşıkşıkşık oleey*
ışık ışık
yıllar önce kendisinden haberdar değilken land of the dead filmini izleyip beğendiğimi hatırlıyorum, şimdi gayet de bilinçli bir şekilde night of the living dead, dawn of the dead ve day of the dead filmlerini izledikten sonra yeniden izleyeceğim. böyle sıralayınca dead dead dead... evet biraz fazla geliyor, farklı bir şey bekler miyim pek bilemiyorum fakat zombi filmlerinin yönetmeni olarak takip ettiği çizgiyi düşününce isimlerin de böyle olması normal geliyor gibi.

1968 yapımı siyah beyaz night of the living dead filmi görüntü efektlerinin kötü olması dışında sonu itibari ile gayet de hoşuma gitti, izlerken sürükleyiciliği de kaybetmedim.

day of the dead ise akıcılık yönünden benim için sıkıntılı idi, sadece iyi kötü ayrımı karakterler arasında bariz belli ve herkes hakettiğini buldu tarzı bir sonla bitiverdi.

en sona dawn of the dead i bırakmamın nedeni ise en sevdiğim film olması, kesinlikle çok eğlenceli, diğer filmlere göre tabi. bir alışveriş marketinin içinde dolanmak, kocaman mekanı ev haline getirmek bence harika bir şeydi. izlerken orada yaşamak istedim, o kadar hoşuma gitti. yine kötü görüntü efektleri, korkutmayan zombiler, kat kat lime lime olmuş insan etleri ve sadece kırmızımsı bir sıvı.. aniden çıkıp gelen zombiler çok az, olanlar da insanı yerinden zıplatmıyor. bunların çoğu da çekildiği yıllar ile ilgili zaten, sorun olmuyor.

kendileri şu an neler yapıyor bilemiyorum ama demem o ki yeni filmlerini izlemek isterdim.
1 /