gidenlerin türküsü

easy company easy company
bir edip akbayram klasiği

camların arkasında gece ve kar
beyaz karanlıkta parlayan raylar
umutsuz çaresiz sallanan eller
kavuşulmamayı anlatıyorlar

üçüncü mevki bekleme salonu
çıplak ayaklı bir çocuk yatıyor
gece ve kar yine pencerelerde
acı türküsünü mırıldanıyor

bir türkü söylüyorlardı içerde
bu giden kardeşimin türküsüydü
arkadaşlar bakmayın gözlerime
bu milyonların gerçek öyküsüydü
kaç yazar kaç yazar
öyle bir türkü ki isminin tam hakkını veren her gidenin arkasından yakılan ve de yakanı kül eden. klibide vardı hatta feridun düzağaç oynardı ayrı bir şey...
poisonx poisonx
camların arkasında gece ve kar
beyaz, karanlıkta parlayan raylar
umutsuz, çaresiz, sallanan eller
kavuşulmamayı anlatıyorlar

şeklinde akıllara zarar şarkı/şiir. böyle bir eser için nazım hikmet'e ayrı, edip akbayram'a ayrı teşekkürler...
road and trip road and trip
nazım hikmet'in şu şiiridir; *

camların üstünde gece ve kar.
bembeyaz karanlıkta parlıyan raylar -
uzaklaşılıp kavuşulmamayı hatırlatıyor.
istasyonun
üçüncü mevki bekleme salonunda
siyah başörtülü,
çıplak ayaklı bir çocuk yatıyor.
ben dolaşıyorum...
gece ve kar - pencerelerde.
bir şarkı söylüyorlar içerde.
bu, giden kardeşimin en sevdiği şarkıydı.
en sevdiği şarkı...
en sevdiği...
en......
kardeşler, bakmayın gözlerime
ağlamak geliyor içimden...
bembeyaz karanlıkta parlıyan raylar -
uzaklaşılıp kavuşulmamayı hatırlatıyor.
istasyonun
üçüncü mevki bekleme salonunda
siyah başörtülü,
çıplak ayaklı bir çocuk yatıyor..
gece ve kar pencerelerde.
bir şarkı söylüyorlar içerde!..

bu da edip akbayram'ın türküsü;

camların arkasında gece ve kar
beyaz karanlıkta parlayan raylar
umutsuz çaresiz sallanan eller
kavuşulmamayı anlatıyorlar
erdemetal erdemetal
memleketinden ve sevdiklerinden ayrılmak zorunda kalan her insanın kendinde mutlaka bir şey bulacağı, ayrılmayı ve kavuşmayı en güzel anlatan şarkılardan biri
chopin in rüyası chopin in rüyası
giden mi suçludur yoksa kalan mı? sorusunu akla getirmeyen şiir ve türkü. mecburi bir gidiş, mecburi bir ayrılık... ne denebilir ki? bu milyonların gerçek öyküsüydü diyor şair zaten.

ayrıca hepimiz zaten gidici değilmiyiz? varlık bilincini yitirir mi gidince? sorularını sor sorabilirsen kendi kendine. tüm gidenlerin melodisi yazılmamış bir türküsü vardır içlerinde.


marseille marseille
yoktan yere kroşeyi tam burnumun üzerine vurmuş şarkıdır. çok uzun zamanlar olmuştu dinlemeyeli, eve gelirken radyo dinleyeyim dedim sözlük. dinlemez olaydım, açtığımda tam "umutsuz, çaresiz sallanan eller" diyordu edip abi. sonrası mı? sonrası yok dostum sonrası sağlı sollu aparkatlar. gece ve kar yine pencerelerde acı türküsünü mırıldanıyor kulağıma. çok ağır geldi sabah sabah.