gine domuzu

easy company easy company
adı domuz olsa da aslında kendisi kemirgendir. inka'lar tarafından yemek için yetiştirilmişler zamanında. şimdi ise ya ev hayvanı ya da deney hayvanı olarak kullanılır. hatta bu hayvanın türkçesi direk kobay olarak geçer. çok tırsak bir hayvandır. yavruyken bile alıp yetiştirseniz evrimsel olarak tırsak hayvan, alışmıyor kolay kolay insana. en ufak seste altına sıçar. hatta kapıyı hızlı çarpınca kalp krizi geçirip öldüğü bile olmuştur. ama çok sevimlidir meret yavruyken. büyüyünce yaklaşık bir tavşan kadar olduğu için sevimliliğini biraz yitirir. bir de gözleri açık uyur.

işte kendisi

bettyboop bettyboop
(bkz: guinea pig)

acıktıkları zaman kapı gıcırtısıyla tavus kuşu ötmesi arası bir ses (ya da sıkılabilen oyuncaklara benzer bir ses) çıkarırlar.hatta bu sesi çıkarmaları için acıkmalarına da gerek yoktur öyle ki kafeslerinin önünden geçersiniz başlarlar vik viklemeye.çok korkaktırlar ama çok ta sevimlidirler.biraz büyük olduklarından ve ele gelebildiklerinden kucağa alınıp sevilebilirler,bir hayvanınız olduğunu anlarsınız ki bu da hamsterdan çok daha tatmin edici olduklarını gösterir.evde gezdirebilirsiniz oraya buraya girmeyi severler ama çok da küçük olmadıklarından ulaşılamayacak yerlere giremezler,yalnız altlarına işeyebilirler(ben kucağımda her aldığımda ahanda şimdi işedi diye korkardım).

aslında domuz falan değildirler,tavşanla sincap arası bir şeydirler.havaya kaldırıp baktığınızda kunduzumsu ve ağzına sığmayan bir çift ön diş görürsünüz,normalde bakıldığında pek gözükmez bu dişler.otçuldurlar özel yemleri satılır ama olmadı havuç,elma ve çeşitli sebze meyvelerle besleyebilirsiniz.çok uzun tüylüleri ve kısa tüylüleri mevcuttur,çok uzun tüylüler sanki yataktan yeni kalkmış tarzında darmadağın tüylere sahiptirler.

doctor dolittle filminde bir adet vardır,ne kadar tatlı olduğu görülebilir.
paula schultz paula schultz
içinde en ufak hayvan sevgisi barındırmayan insanların "ay ne bu fare mı ıyyyy başka bi şey bulamadın mı alıcak" türünden cümleler kurup beni çileden çıkarmalarına yol açan, evcil sahibi olmayı evin bi köşesine konulacak süs eşyası sahibi olmakla bir tutan zihniyetle pek çok kez çatışmaya girmeme neden olmuş, sevimli mi sevimli, şeker mi şeker, elinize aldığınızda sürekli yakanızdan kolunuzdan içeri girmeye çalışıp sizi gevrek gevrek güldüren dünya tatlısı hayvan...
kazein kazein
ilk başlarda kobay olarak kullanılmış bu sevimli minik yaratık. sonralarda ise pek sevmiş, beğenmiş ve kıyamamamış insanlar evde de beslemeye başlamış. hamster ve tavşan arasında kalan bu hayvancık gayet sakin ve evcildir. beklenmedik anlarda elinizi filan ısırmaz, tırmalamaz. tek istediği bolca sevgidir, ilgidir. durumuna göre çeşitli sesler çıkartır. mutlu olduğunda başka, acıktığında başka başka ses çıkartır.

gece değil gündüz yaşar bu hayvanlar. oynamayı, oynaşmayı çok severler. yemeği düzenli saatlerde verilmelidir. c vitamini ağırlıklı gıdalar verilmelidir. ay çekirdeği de tüylerine iyi geldiği için bol bol yemelidir.

nasıl bir köpek sahibine sadıksa guinea pigler de o kadar sadıktır.

ısırılası, yanakları sıkılası ve öpülesi hayvanlardır. yerim ben onları yerimm *
blackberry86 blackberry86
eğer bir guinea pig sahibiyseniz her gün eve bir korkuyla gelirsiniz bugün acaba ne yedi neyi kemirdi diyerekten zira bu hayvancık o kadar zekidir ki önemli olan neyse onu kemirir...
neverlander neverlander
acayip zeki bi hayvan, uyuyor numarası yapıp koca koca profesörleri bile kandırıyor. işi gücü ront halbuki. bu da bilim dünyasına bi katkım olsun.
blauböğürten blauböğürten
adı:hint domuzu.
ingilizcesi guınea pig.
latincesi cavia porcellus
tam çevirisi gine domuzu.
domuz denildiğine bakmayın resmen fare.
güney amerika ilk keşfedildiğinde hindistan sanıldığından adı bu şekilde.
otçuldur.
kapı gıcırtısına benzer sesler çıkarır memelilerdendir.
68 günde dünyaya geliyor.5yıllık yaşam süresi var tabi başına bir şey gelmezse
doğal ortamı and dağları etekleri ama 4.000yıl önce evcilleştirilmiştir.8 türü vardır.
kuyruğu yok.
insanlara benzeyen özellikleri olduğundan dolayı biliminsanları onu kullanmış bununlada yetinmeyip kobay adını takmışlardır.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
esas adı hint domuzu olan bu hayvanın ingilizcesi gine*, almancası deniz* ile anılır olsa da, sonuna hiç alâkası olmayan bir şekilde domuz ekleştirilmiştir.

hamster ile tavşan arasında bir yerlerde bulunan bu canlının en büyük zevki saman yemek. zaten aslında tek bir zevki var, o da yemek yemek. çok tüy döküyor. kendini pek sevdirmiyor. daha çok kaçmaya meyilli. speedy gonzales ile akrabalığı mevcut.

yalnız çok hassas. bi' kere tek yaşamayı sevmiyor. ayrıca kaldığı yer ahır gibi kokuyor. hemencecik hastalanabiliyor ve acayip hastalıklara tutulup saatler içinde felç geçirmesine sebep olacak birtakım virüsler akabinde "uyutulması" gerekebiliyor...

arkadaşım 3 haftalığına bakmam için şunlardan ikisini emanet etti bana. biri mefta...

kendisine haberi "seklavi yattı kalkmaz hara müdürü mümtaz" edasında verdim. sabahtır tobi deyü melül melül geziyorum berlin sokaklarını.

hiç sevemedim hayvanları. arkadaşımın hatrına göz kulak oldum; ama iyi göz kulak oldum. okşadım, sevdim, su yem eksik etmedim...veteriner hekime kırk kere sordum..."benim bi suçum olamaz di mi" diye...adam da kırk kere "olamaz" dedi; ama gözümün önünde bir canlının kaderini ellerime bıraktılar ve ben de daha çok acı çekmesin diye "peki" dedim ya...gözlerini kapatamadı bile garibim. öyle söndü feri.
mezarkabul mezarkabul
dünyadaki en şirin varlık sanırım. çaktırmadan bakması mi dersin, poşetin hışırtısını duyunca "aha yemek geliyor" diye sevinmesini dersin. kucağa alınınca inmek için parmaklarınızı ısırmaya çalışması mı dersin. inanılmaz şirin ağzını yediğim ya.



karbonel karbonel
trt okul kanalındaki "bir evde" programı sayesinde varlığından haberdar olduğum dünyanın en şirin kemirgeni. hayvanın saçlarını -tüy demek haksızlık olur- tarayan veteriner abla ne kadar duygusal, alıngan yaratıklar olduklarını anlatıyordu bir yandan da. eve alırsanız iki tane alın, sürü hayvanatıymış bunlar ve bir de tatile gidip birisine bırakırsanız terk edildiklerini sanıp strese girip hastalanabiliyorlarmış.