git sen de ona vur diyen ebeveyn

furious furious
4-5 yaşında ya varım ya yokum. bizim mahallede cemal diye bir çocuk var, onların kapının önünde oynuyoruz bir gün ne oldu bitti hatırlamıyorum pazardan alinma plastik arabayla laaps diye suratıma vurdu. burnumun üstü çizildi kanamaya başladı. ağlaya ağlaya eve gittim babam evdeydi. kapıyı açtı yüzüme baktı, "ne oldu" dedi. "cemal yüzüme kamyonla vurdu" dedim ağlarken. "siktir git" dedi, "siktir git o çocuğu dövene kadar bu evden sana ne ekmek ne su var" dedi. o günden sonra cemalle ve başkalarıyla onlarca kez kavga ettim. bir yerlerim kanasa da, bir yerlerim acısa da babam sayesinde ne olursa olsun kazanmayı öğrendim. yılmamayı, mücadele etmeyi öğrendim. uzun zamandır kavga etmiyorum, kavga etmekten de zevk almıyorum ama gerektiği yerde el yumruğunu yemiş biri olarak kendi balyozlarımı da sakınmamayı öğrendim.

babaannem de bu konuda hep derdi ki; "şeytan bir kere dürterse dur, bir şey yapma. iki kez dürterse yine bir şey yapma ama üçüncüye dürterse karşılığını ver" tarzı bir şeydi.

yanisi, bir yanağınıza vurana öbür yanağı uzatacak kadar pısırık ve yıkık olmayın ama insanlarla dalaşmaya da yer aramayın. biri ille de kapınıza dayanıyorsa varınızı sakınmayın.
jeremymatheson jeremymatheson
konuyu ilgili öğretmene de intikal ettirmekle birlikte doğru yapan ebeveyndir. evet biliyorum, belki bazılarınız için bunu duymak kolay degil arkadaşlar; ancak hayat okul çağında dahi sandığınız gibi toz pembe olmayabiliyor. bir öğrenci, başka bir öğrenci ona durduk yere vurduğunda karşılık vermeli, en azından kendisini koruyabilmelidir. sizler öğretmen ya da ebeveyn olarak hayatı boyunca o çocuğun yanında koruyucu meleği olarak gezemezsiniz. çocukları yeri geldiğinde en azından kendilerini koruyabilecekleri şekilde yetiştirmezseniz aslında o çocuğa iyilik değil, kötülük yapmış olursunuz. burda tabi ki kavgacı olmaktan, önüne gelene sataşmaktan bahsetmiyoruz. ancak mottomuz sen kimseye durduk yerde karışma, ama birisi sana karıştığında ona karşılık ver ki bir daha sana karışmaya cesaret edemesin.

bir öğretmen.
arhavili arhavili
"sen var ya sen göreceksin .gücün bana yetiyor değil mi? beni sahipsiz sandın değil mi . babam ağzına sıçacak senin. git yaşıtlarını dövsene . gücün bana yetiyor değil mi. amına kodumun çocuğu ananı sikim " bunu der demez ikinci posta dayağın yaklaştığını hisseder dört nala kaçarsın. onun yakalayamacağı bir mesafeye gidince tekrar dönersin " ananı sikim emi gücün bana yetiyor değil mi"

ne kadar sürer bir çocuğun öfkesi. beş dakika mı beş saat mi beş gün mü?

çocukken çok kavga ettim. bugün bile büyük bir gururla tüm yaşıtlarımı dövdüğümü söyleyebilirim. peki çok iri yarı bir çocuk muydum ? hayır. peki nasıl oldu da tüm yaşıtlarımı dövmüştüm. çünkü öldürücü ilk darbeyi ustaca hiç beklemediği anda vuruyor , rakibimi sersemletiyor sonra yavşakça grekomen güreş moduna geçiyor, işler aleyhime gelişmeye başladığı anda da uzlaşma ses tonunda oram ameliyatlı buram felçli falan diyerek kavgayı sonlandırıyordum.

daha sonra neden böyle olduğumu çok düşündüm. vardığım sonuç şu. eve dayak yiyerek gelen abimin annemden yardım istemesi sonucu annemin abimle sarsıcı darbelerle tıpkı kedinin fare ile oynaması gibi oynamasıdır. abimin dayak yemesine sebep olan suçu dayak yemesiydi. bu sahnenin bende yarattığı dehşet, sokakta kavgada üstünlük yaşamama kavgada darbe taarruz diplomasi yavşaklık her şeyi kullanarak mutlak darbesiz sonuç almamı sağlamıştır.

ancak kendince yaşça çok büyük bir kişiden ağır bir dayak yemiştim. bu yazının başındaki nezih cümleler bana aittir efendim. aslında daha önce itibarımı sarsacak şekilde ahali içinde beni küçük duruma düşüren lümpen bir abimize yine aynı taktikle hiç beklemediği anda saldırmış ama abimiz irlandalı boksör çıkmıştı amk.

işte o eşi benzeri dayak yiyişim beni çocukluktan çıkarmış sevgi dolu bulduğu her kuruşu ruslarla yiyen bugünkü kişiliğimin oluşmasında rol oynamıştı. o günlerde tüm mahallede öğle vaktine has güneş gibiyken yediğim bu darbe ile akşam güneşine dönmüştüm. hatta orhan gencebay o şarkıyı bana yazmıştır. batarken ufukta bir akşam güneşi...



diegoettindermorgenroete diegoettindermorgenroete
çocuğunu hayata hazırladığını zanneden ebeveyn. çocuklar zorba arkadaşlarına karşılık vermedikleri zaman başarısız, pısırık olmazlar. çocuklara müdahale edilmemelidir. onlar kendi aralarında anlaşırlar. heryerde saldırgan, zorba insanlar. çünkü hepsinin annesi babası bu savunma adı altında şiddete yönlendiriyorlar çocuklarını.
ben de ilkokuldayken iteklendim, saçım çekildi. bu beni pısırık yapmadı daha güçlendirdi. o kendini güçlü zannedenlerden daha güçlüyüm, daha başarılıyım. çünkü ne yapmak istediğime karar veren ben oldum. ailem beni yönlendirmedi. canım çok acıdığı zaman karşılık verdim, önemsiz darbelerde de sessiz ve uzak kaldım.

o zamanlar 3 yaşında ki otizmli oğlum, kuzeninin saçını çekmişti. acıtacağını bilmeden, oyun amaçlı. sevgili görümcemin de kızına verdiği öğütte buydu. " sen de ona vur, canını acıttığı için karşılık ver" bu kadar şuursuz olabiliyor insanlar.