göçebe

1 /
sigur ros sigur ros
knut hamsun'un sırasıyla sonbahar yıldızları altında, hüzünlü havalar ve son mutluluk'tan oluşan üç bölümlük romanıdır. büyük şehir hayatını bir kenara bırakan hamsun'un köyden köye dolaştığı ve mevsimlik işlerde çalıştığı dönemini anlatır.

"senin okul bilgiçliğinden, ukalalığından, bu bilgiçliğine uygun yargılamalarından daha rezilce bir şey bilmiyorum. hayatında yön vermek için senin elinde ya bir din dersi kitabı var ya da bir pergel. hepsi bir; gel dostum, bağrımdaki son demirden sana bir pergel hediye edeyim." saygılarımla.
melodis melodis
hiç bir yere ait ol(a)mama durumudur.

yatılı okuldaki çocuklarda karşılaşabilinecek durumdur.
odanızı kardeşiniz almıştır, artık kardeşinizle bile kavga edemezsinizi, sanki bir başkası bir misafirmişsiniz gibi anne babanız sizi korur ve kavga kavramı bile ortadan kalkmıştır.
misaifr gibi bütün istedikleriniz yapılır, sanki sizin aileniz, hayatınız değildir. zaten misafirlik süresi bitince evli evine köylü köyüne mantığıyla yurdunuza dönersiniz.
purplefrog purplefrog
epsilon yayınevi'nden çıkan stephenie meyer kitabı namıdeğer 'the host'.okunmaya kesinlikle değer bir kitap olmakla beraber alacakaranlık serisini solda sıfır bırakması olasıdır.
joachim murat joachim murat
birbirinde arınan iki nehir gibi
birbirimizden geçerek
çıktığımız açıklık
ruhlarımızı yeniden bölüştürüyordu bedenlerimize
uçurum içini çekiyordu
orman fısıldıyordu
kumlarını silkeleyen göçebe bedenin
yeniden düşüyordu yola
görünmezin atlarıyla uzaklaşıyordun
erkekliğin sütunu bıraktığın
tuzlu dudaklarım
ardından bi şiiri mırıldanıyordu sana

uçurum, orman, ay ve bedenindeki birkaç işaretle
zamana geçirilen dayanıklı söz, o gece
ardından mırıldandığım şiir
şimdi başkalarının dudaklarında göçebe

(bkz: murathan mungan)
bud bud
tek bir insan bedeninde yaşayan bir insan bilincinin ve başka bir gezegenden gelen bir ruhun arkadaşlıklarını, aynı bedendeki ruhun ve bilincin iki ayrı insana aşık olduklarında olabilecekleri oldukça ilginç ve sürükleyici bir şekilde ortaya koyan ve olayları içinden çıkılamaz hale getirdikten sonra etkileyici bir şekilde bağlayan bilimkurgu romanı. stephenie meyer yaratıcılığına hayran bırakmıştır.
(bkz: the host)
troia cadısı troia cadısı
türkmenler'in orta asya'dan gelişlerinde anadolu 'ya taşıdıkları ve yaşattıkları gelenekleri arasında dede korkut destanı , göçebe kültürümüzü kanıtlayan belgelerdendir .
çaylakadam çaylakadam
bugün murat belge'nin hatırlattığı cemal süreya şiiri:

"...
jandarma daima nesirde kalacaktır
eşkiyalar silahlarını çapraz astıkça türkülerine
ve bu dağlar böyle eşkiya güzelliği taşıdıkça..."

şimdi düşün dur bu satırlar üzerine.
komiknickbulamadim komiknickbulamadim
stephenie meyer kitabı. twillight serisinden sonra çıkmıştı. konusu farklı ancak berbat bir anlatımı var. sürükleyici değil. sayfalar dolusu tasvirler yapılmış ve tasvirin başını kaçırıyorsun sonuna geldiğinde. bitmek tükenmek bilmiyor.

ruhlar dünyasına bir göz atmak uğruna, ucundan kıyısından fantastiklikliği yakalamak istemiş, becerebilmiş mi? hayır. konusu ne kadar saçma ve teenage trendi gibi gözükse de twillight serisi bundan çok daha iyi ve basitti.
night watcher night watcher
nobel ödüllü knut hamsun'un kaleme aldığı şaheser.

işte behçet necatigil'in kaleminden kitap hakkında kısa bir bilgi:

"göçebe, üç bölümlük romana yazarın verdiği genel isimdir. ilk kitap sonbahar yıldızları altında 1906'da, hüzünlü havalar 1909'da, son mutluluk 1912'de yazıldı. üç bölümün üç ayrı adı var, ama aslında üç bölümün üçü de birer "hüzünlü hava"dır; üçünün de kahramanı aynı kişi. hamsun'un asıl adı olan knud pedersen'in ağzıyla anlatılır olaylar. artık büyük şehirlerden bezmiş, iç sıkıntılarını kırlarda, ormanlarda, şehirden uzak yerlerde dağıtmaya çalışan, kayıp gençliği peşinde avare, orta yaşlı bir hülya adamıdır kahraman. şehrin gürültü ve uygarlığından kaçarak tabiatın bağrında, yıldızların altında ruhuna sükun ve şifa arayan, kanının çağıltısını kırların soluğunda yatıştırmak isteyen, şair ruhlu birisi."
1 /