god bless america

sonejee sonejee
televizyondan ve insanları getirdiği noktadan nefret eden bünyelerin yapmak istediklerini beyaz perdeye aktaran, 2011 yapımı bobcat goldthwait filmi.
(bkz: god bless america (2011) 2 wins & 3 nominations. see more awards " loveless, jobless, possibly terminally ill, frank has had enough of the downward spiral of america. with ... ımdb )
başından sonuna mesajlarla dolu çok başarılı bir film ama birçok insanın sevmeyeceğini düşünüyorum.
kendi yaşam şekline böylesine agresif bir eleştiriyi kabullenmek zor olur bazıları için.
etkileyici çok yönü var filmin fakat en çok kendi zihinsel gelişimini tamamlayamamış insanların çocuk yapmamaları gerektiği yönündeki sert tepki dikkat çekiciydi.
film ayrıca, muhteşem ve anlamlı şarkılarla işlenerek mesajını daha etkili bir şekilde aktarmış.
trouble everyday trouble everyday
son dönemde izlediğim en güzel filmlerden biri. günümüz dünyasında televizyonun vs.. sıradanlaşmış saçmalıklarıyla insanları nasıl kendisine ve çevresine körleştirdiğini kara mizah ile izleyiciye anlatan bir film. bu düzenin içinde biraz nefes alabilmek için izlenebilir.


--------spoiler--------

frank:
- kızı ona sahip olamadığım için öldürmedim.
- öldürdüm çünkü nazik biri değildi.

--------spoiler--------
şizofren ev kedisi şizofren ev kedisi
bu filmi sadece dejenere olmuş amerikan kültürüne indirgerseniz üzülürüm. bu, aslında ne kadar yarrak insanlar olduğumuzu yüzümüze yüzümüze vuran bir başyapıt, masterpiece.
cesuradam cesuradam
ben izleyeli baya oldu. gercekten harika bir film televizyonun ne kadaa gereksiz bir şeye dönüştüğünü ve insanligin halini cok iyi anlatir.tavsiye ederim.
ali desidero ali desidero
"neden bağımsız sinema?" sorusunun en şık cevaplarından birisi bu film.

insan bu tip filmler izleyince, bireysel anarşizmi kanında hissediyor, muhtaç olduğu kudreti damarlarında buluyor, gaflet ve dalalet içine düşmüş ruhu ayağa kalkıyor, bütün kaleleri zaptedilmiş kalbinin her bir köşesinde ayrı ayrı isyanlar yaşıyor. baştan çıkarıcı, şehvetkar bir eser sunulmuş dünya sinemasına.

film, birden fazla film hatırlatıyor. genel ilerleyiş natural born killers, vahşet dozu klasik tarantino, isyanı ve finali scarface, sistem eleştirisi ve distopik anlatım v for vendetta havasını buram buram alıyorsunuz. araba yıkamacıdaki sahne bana biraz da pulp fiction a gönderme gibi geldi bilemiyorum.

hiçbir şekilde sadece amerika yı anlatmıyor. bizim gibi amerikancı ülkelerden, sovyetlere kadar; popüler kültürün, endüstriyel toplumların, bayağı geleneklerin, taklit objelerin, deforme subjelerin, agresif vicdanlıların, sevgiden uzaklaşanların ve ikiyüzlü olanların eleştirisi bu. hepimizin eleştirisi. hepimize doğrultulmuş bir manifesto, sinematografik direniş, hatta surata vurulan sert bir tokat.

"yarışma programları günümüzün arenası. çaresizler oraya atılıyor ve nasıl parçalandığını izliyoruz!", kültürel evrimin, dejenere olmuş toplumlarca nasıl çaresiz bir hale getirildiğine bakar mısınız? bugün türkiye de, o ses türkiye gibi bir program da insanlar kitsch ringlere çıkıp şarkı söylüyorlar. eskiden bu türkiye de, pop stara çaresiz ve zayıf insanlar çıkartılarak dalga geçiliyordu, aşağılanıyorlardı. bugün survivor da gerçeğe yakın taklitler ve bayağı tiyatrolar oynanıyor. bugün gerçeklik algısını bozuyorlar.

büyük çaplı ideolojierin sunduğu "yığın" kavramının ne kadar kafadan sakat olduğunu gösteriyor film. kitle olmak, kitleye dahil olmak zorunda olmak, kitlenin dışında kalanın böcekleşmesini söylüyor. ya da şu daha doğru; bir sabah uyanınca dünyanın geri kalanın böcekleşmesini anlatıyor film. çözümü bireyselcilik, sevgiden yana olmak, "nazik" olmakta buluyor karakter. bunun içinde topluma korku pompalayan, mutsuzluk satan, vahşet pornosu ve suistimal etme güdüleri yedirenleri, aptal olmayı öğütleyenleri, aptallık sunanları avlıyor tek tek. sonucunda, devlet erki duruma el atıyor, aynı vahşilikte ve canlı yayında son buluyor tüm şölen.

farklı bir isyan bu, vahşete vahşetle karşılık verme. şov dünyasına şov yapma belki de. anlaşılan dilden konuşma; fakat bir o kadar kendini koruyabilme. iki farklı karakterin; bu zihniyetin yönettiği dünyaya ait olmayanların isyanı. kurmaca görüntülerin, şişirilmiş metaların, yabancılaşmanın eleştirisi. herkes, kendinden bir parça bulabilir filmde, tabi buna cesareti olabilirse!

"pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey. hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan. yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! yalnızlığına kaç! sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. onların göze görünmez öçlerinden kaç! onlar sana karşı öçten başka bir şey değildirler. artık el kaldırma onlara! sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki..." nietzsche
toshiro toshiro
zamanında öyle zaman öldürmek için, absürt bir film ve son derece düşük beklentilerle açıp izlediğim ve sonunda başucuma ekleyerek kapattığım filmlerden birisi. evet, film absürt çıktı ancak absürtlüğü kesinlikle komikliğinden kaynaklanmıyor. bunun yanında -en azından bana- müthiş bir rahatlama sağlamıştır filmin kendisi.

filmi, sinema ve/veya sanatsal açıdan hiç ele almadım, almayacam da. film, benim yapmak istediklerimi anlatıyor. bir gün bilgisayar başında otururken, gidip bir tane pompalı alacam. daha sonra günlük hayatta sistemin köpeği olan, aklını inatla kullanmayı reddeden, kaba, ergence, saygısızca davranan bireyleri (tabi ki kadınlar da dahil!) görünce, öyle filmdeki gibi yakın mesafeden ateş etmek yerine, bunları yere yatıracam, ağızlarına o yanımda taşıdığım pompalıyı dayıyacam ve tetiğe basacam! işte filmin yaptığı da tam olarak bu.

(bkz: hayallerde yaşıyor bazı ibneler)
jitemci astsubay jitemci astsubay
filmle ilgili olarak, gayet iyi diyaloglar içeren ve yer yer doğru tespitler ile eleştirisini kurgulayan bir film olduğu söylenebilir. frank'in bir iş arkadaşına çiçek gönderdiği için işten atılması, çocukları daha iyi yetiştirmek adına sürekli tavizler vererek onları şımartan amerikan ebevenyleri, ünlü olmak ve tv ekranında görünmek için her şeyden taviz veren bir vatandaş kitlesi hakkında frank ve roxy son derece doğru tespitler yapıyorlar. film yer yer abd halkının silahlanma özgürlüğü, eşcinsel hakları vb. konulara da değiniyor. hikayesini sıkmadan ve nispeten yüzeysel olarak anlatan bir film god bless america.


God Bless America (2011) Film İncelemesi