gökten düşen 3 elmanın paylaşılması

haberci haberci
(bkz: levent bulut)'un biri yandaşa,biri zengine diğeri de vergiye gitti dediği paylaşımdır.



üşengeçler için:

"önce yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım. çünkü ben yahudi değildim. sonra komünistler için geldiler.

sesimi çıkarmadım.

çünkü ben komünist değildim.

sonra sendikacılar için geldiler

sesimi çıkarmadım.

çünkü ben sendikacı değildim.

sonra benim için geldiler

ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı..."

pastör nie moeller'in yazdığı bu sözler, avukatlık kanunu ve ardından yaşananlarla günümüz türkiye'sine ne kadar da uyuyor değil mi?

allah aşkına konuşan, bildiği doğruları savunan kaç kişi, kaç kurum veya stk kaldı?

var olanların ise sesi duyulmuyor.

***

önce bir konuda net olalım. kanunlar bütünleyici, birleştirici, tamamlayıcı ve topluma faydalı olur. kamuoyunda günlerdir tartışılan ve çoklu baroya olanak sağlayan kanun işte bu yüzden eleştiriliyor.
çünkü bu kanunla artık; parti, cemaat, etnik köken vb. nedenlerle bir araya gelen avukatların, isterlerse kendi barolarını kurabilmelerine olanak sağlanıyor.

"bunun neresi kötü, çok seslilik bir zenginlik ve demokrasi örneğidir" diye düşünebilirsiniz.

oysa yanlış.

zira çekirdek bir ailede evin içinde demokrasi olması için her bireyin farklı evlere taşınması ve bölünmesi gerekmez.

bir ve bütün iken de pek ala demokrasinin teamülleri yerine getirilebilir.

bu yüzden yapılan sadece ve sadece bir siyasi partinin işine yarayacak bir düzenleme olarak göze çarpıyor. bundan dolayı da olan yine sıklıkla eleştirilen adalet ve yargı sistemine olacak.

***

fakat akp kararında inat ve ısrar ediyor. lamı cimi yok her şey ayan beyan ortada olmasına rağmen çoklu baronun demokratik olduğunu savunuyor. madem dedikleri gibi öyleyse, demokraside ileri seviyeleri ülkemize yaşatan ak parti, avukatlık kanunu'nun benzerini siyasi partiler kanunu'na uyarlasın ve uygulasın da görelim.
örneğin il ve ilçe örgütleri ile bir bütünlük oluştururken, her büyükşehirde belli sayıda akp üyesi bir araya gelip istediği il ve ilçe teşkilatlarını oluşturabilir desinler!..

***

sonuçta avukatlık kanunu'nda da tam olarak bunu diyor ve demokrasiye uygun olduğunu iddia etmiyorlar mı? vesayetleri yıkarak ülkeye çağ atlattıklarından dem vuranlar yine türkiye'ye örnek olsun utandırsın bizi. hadi hodri meydan. siyasi partiler kanununda bir değişiklik yaparak bir siyasi partinin belli oranda üyesi bir araya gelirse eş il ve ilçe başkanlıkları kurabilir. vatandaş istediğine üye olabilir diye kanun çıkarsınlar da görelim.

yaparlar mı sizce?

bence hayır.

çünkü saçmalık olduğunu kendileri de biliyor.

ama iş barolara gelince de demokrasi diyorlar.

yersen!..



gökten 3 elma düştü

alman moeller'in sözleriyle başlamıştık başka bir alman'ın sözleriyle devam edelim. hitler'in sağ kolu ve propoganda bakanı goebbels diyor ki:

"eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz, insanlar inanır. insanları, bir yalana inandırmanın sırrı, yalanı sürekli tekrar etmektir. sadece tekrar, tekrar ve tekrar söyleyin."

*

efsaneye göre gerçek ve yalan bir gün buluşurlar. yalan doğru söyler ve "bugün hava çok güzel" der.

gerçek kuşkuyla etrafına bakar ve gözlerini gökyüzüne kaldırır. hava gerçekten çok güzeldir. bir kuyunun önüne gelene kadar birlikte zaman geçirirler. yalan yine doğru söyler: "su çok güzel, birlikte banyo yapalım!"

gerçek bir kez daha şüpheci bir şekilde suya dokunur. hakikaten su çok güzeldir. soyunur ve yüzmeye başlarlar.

*

yalan bir anda sudan çıkar, gerçeğin kıyafetlerini giyerek kaçar ve kayıplara karışır. kızgın gerçek, kuyudan çıkar yalanı bulmak ve kıyafetlerini geri almak için her yere gider.
dünyada çıplak gerçeği görenler onu hor görmekte ve öfkeyle bakmaktadırlar. dışlanan zavallı gerçek kuyuya geri döner ve sonsuza dek ortadan kaybolur.

o zamandan beri yalan, dünyanın her yerinde gerçek gibi giyinmiş ve içimizde yaşamaktadır. dünya ise hiçbir şekilde çıplak gerçeği görmek istememektedir.

*

yukarıdaki hikâyeyi şu sebepten anlattım:

adalete güven artıyormuş!

bir hukuk devletiymişiz!

ekonomi de çok iyiymiş!

elektrik, benzin en ucuz bizdeymiş!

ehliyet ve liyakate önem veriliyormuş!

adam kayırmacılık yokmuş!

asgarî ücretle geçim kolaymış!

en ucuz doğalgazı biz tüketiyormuşuz!

eh ne diyelim gökten 3 elma düşmüş; biri yandaşa, biri zengine, diğeri de vergiye gitmiş!..

kaynak: www.gunboyugazetesi.com.tr