gölge çiçeği

anosias anosias
reyhan karacanın dizinin başında sonunda her bir yerinde çalan, ayrıca albümüne de koyduğu güzel bir şarkısı. sözlerini yazayım da tam olsun:

söyle gelsem orda mısın
değiştin bir yabancı mısın
beni yine sarar mısın
gölge çiçekleri gibi açar mısın

dalgaları rüzgarlar öperken
o seher yelleri esmeden
ilk martılardan da önce ben
uçsam orda mısın
koşsam orda mısın

günü yok dünü yok yeri yok
nasıl da zor ona sevda hevesi
düşü yok sesi yok izi yok
nasılsa açamaz gölge çiçeği

yılların buğusu yüzümde
bütün ümitlerim zincirde
bir kapı daha kapanmadan
gelebilsem ne olur
neden sorar mısın

günü yok dünü yok yeri yok
nasıl da zor ona sevda hevesi
düşü yok sesi yok izi yok
nasılsa açamaz gölge çiçeği
benden sonra mutluluk benden sonra mutluluk
yıllaaaaar önce çocukken takip ettiğim ilk diziler arasında. aydan şenerin gölgeli güzelliğiyle dizinin ismi uyumlu idi. dizinin sonuna kadar aydan şener'e (dizideki rolün adını hatırlayamıyorum ) sövmüştüm etrafında kendisini sırtından vuranları göremiyordu bi türlü falan filan. nostalji oldu başlığı görmek. dizi vasat olsa da şarkı güzeldi.
hikaru hikaru
90'larda çok daha güzel müzikler yapılıyormuş dememe sebep olan şarkılardandır. deli mavi, kurşun adres sormaz ki, zalim, hercai, ve daha onlarcasını hatırlayın. nereye gitti o güzelim müzik anlayışı? pop müziği neden ya arabesk tonlamalardan, ya da çıstak çıstak bebek'te tur atma müziklerinden ibaret oldu şimdi? ben mühendis kafasıyla çözemiyorum, müzikle ilgili olan arkadaşlar varsa allah rızası için açıklasın!...

bu şarkının introsundaki muhteşem keman solosu, opera aryalarını andıran kadın vokalin sesi, flüt ve gitarın billur bir su gibi dökülmesi... sizin de ruhunuza dokunmuyor mu? şimdinin en güzel pop şarkılarında bile (mesela tarkan'ın sevdanın son vuruşu parçası, yahut sertab'ın bu böyle'si) arkada tempo tutan bir bas var ya; beni orda bitiriyor. şarkıyı seviyorum, dinliyorum mesela, ama aşık olamıyorum. plastik geliyor bana bu şarkılar. gerçek aşkla günübirlik sevdalar arasındaki fark gibi bir fark var ikisi arasında.

yahut... ben çok küçük, çok genç, çok duygusaldım 90larda. ondan da olabilir bu hisler. evet.
gelutopya gelutopya
gölgem nicedir mağrasında geçirmekteydi günlerini
zavallı ben kendisi için üzülüyor ve çık dolaş
ser gölgeni çiçeklere diyordum
oysa o bana karşı girişilen gerilla taktiklerini hesaplayıp, bir devrim planlamaktaymış
sonunda ağzından çıkardı baklayı
ben bencillikten her şeyi kendim yaptım diye böbürlenen bir ressammışım
esti gürledi
yaptığım resmin karşısına geçip
hadi ben çekilmiyorum, sen sür sürebilirsen boyanı demekte
siniri yatışsın diye bekliyorum
ama çekilecek gibi de değil