hakim karşısına çıkacaklara tavsiyeler

enes batur izliyorum enes batur izliyorum
tavsiyeler bütünü. hakim sizi ananız babanız kankanız vs niz değil. devlet memuru adam öğle yemeğine çıkacak, başka davalarda var. olayda çok hakı olsanız bile kısa kısa ifadelerle hızlı şekilde anlatın olayı.

benim gibi uzatırsanız haklı olsanız bile azarlanırsınız ve savunmanızı da yaptırtmıyorç el pençe divan durun güzel giyinin, dış görünüş çok önemli traş filan olun gidin.

not : dava içeriği kavga
böyle buyurdu kontes böyle buyurdu kontes
biri dolandırıcılık ikincisi usulsüzlük olmak üzere iki duruşmaya teşrif ederek tecrübe eden biri olarak,ağzınızdan çıkana dikkat edin yeter.ha bir de giyiminize özen gösterin. kısa ve öz konuşmanız da faydanıza.
yani şöyle;
-evrakta oynama yaptınız mı?
+evet yaptım.
+hayır yapmadım.

+ama şimdi hakim bey ben öyle bir şey yapmadım şimdi şöyle anlatıyım ben siihigşjgldaişalslaşahd

ne anlatıyorsunuz oğlum? dosya olmuş kafan kadar hahahaah.bırak avkatın konuşsun.
al bashino al bashino
bir gün çok samimi bir tanıdıkla beraber hakime hanımın odasına tanık ifadesi vermeye gittim. kahveler içildi, sohbetler yapıldı. sıra ifade almaya gelince hakimin birden tavırları değişti, ayağa kalkmamı istedi, belimdeki tabancayı çıkarmamı talimat verdi ve "evet anlatın şimdi, olay nasıl oldu" dedi. ben dumur. ellerimi nereye koyacağımı şaşırdım, kem küm anlattık neyse bitti. sonra tekrar buyrun oturun dedi ve hiç bir şey olmamış gibi muhabbete devam ettik. o 2 dk içinde değişkenlik gösteren hal tavır hareketlerden sonra şunu söyleyebilirim ki mümkünse adliyeyle, mahkemeyle, hakimle, katiple işiniz olmasın. olacaksa bile her şeye hazırlıklı olun.
acarabi acarabi
rahat olun, sakin olun, heyecan yapmayın, mümkünse kısa ve öz konuşun, kesinlikle avukatınızın talimatlarının dışında konuşmayın, temiz ve düzgün giyimli olun, üst baş saç sakal işlerine dikkat edin.
dumrul dumrul
kısa ifadelerle hızlı anlatıp geçerseniz muhtemelen hakimin daha önce milyon kez duyduğu şeyleri tekrarlamış olursunuz. hakim de tutanağa söylediklerinizin tek kelimesini bile geçmez "daha önce söylediklerini tekrar etti" diye geçirir. kararlar sizin salonda ne söylediğinize bakılarak verilmez, hakimin tutanağa ne yazdığına bakılır.

şıkır şıkır giyindiniz, hakimin hoşuna gidecek şeyler söylediniz. ama zaten herkes öyle yapıyor. siz davaya konu olan bağlamın içinde kalmak şartıyla oyunu kurallarına göre oynarsanız hakim sizi azarlayamaz. adam/kadın maaşını biçimsel gereklere uymak için alıyor.

elbette hala tutanağa neyi geçeceği sorunu var. bunu siz asla belirleyemezsiniz. sözlerinizi tutanağa geçmesi için ısrarcı olun ama konuyu orada kitlerseniz "azarlanır"sınız. bu nedenle duruşmada söyleyecekleriniz hukuki formata uygun şekilde celseye yazılı olarak götürülmeli ve ifade - savunma vs ile birlikte orada heyete sunulmalı. bunu kabul etmeme hakkı yok.

yargıda bir olayın nasıl olduğunun zerre kadar önemi yoktur. neyin kayda nasıl geçip geçmediğinin önemi vardır. bunu asla unutmayın. orada hayat hikayenizi bana anlatsanız ben de sizi azarlarım. "o bana baktı, ben ona baktım sonra o bana pandik attı..." bunları geçeceksiniz. adamı vurdun mu vurmadın mı? bunun kaydı kuydu, tanığı belgesi var mı? kaydı kuydu tanığı belgesi yoksa karşıdaki adamın ölmesi yaşamasının bir hükmü yoktur. adam yaşıyor ama onu öldürdüğünüze dair hukuken geçerli belge var. bitti. adamın yaşadığını ispatlayana kadar sen katilsin. hukuk böyle işler. hukukta usul esastan üstündür. o usul de senin salona hangi kıyafetle girdiğin değil yani...

hakimin suyuna gitmek işe yarayan bir şey değildir. milletin aklını basın karıştırıyor. takım elbise giydi iyi hal indirimi aldı diye bir şey yok. o zaten standart uygulama. hakimin kafasına ayakkabı fırlatmadığınız sürece o indirim zaten uygulanacak.




hakim celsede memnun olur ama karar aşamasına geldiğinde daha önce defalarca gördüğü tavırlardan etkilenmez. hakim için akılda kalacak, çok özel bir insan değilsiniz değil mi? amacınız hakimi etkilemekse sizi akılda tutabilmesi gerekir. bunun için de standarttan sapmanız lazım ama hukuki bağlamın dışına çıkmadan. diyelim ki hakim sizin bu tavırlarınıza uyuz oldu ve aleyhinize karar verdi. yazılı sunduğunuz belge sonraki aşamalarda (yargıtay, istinaf, gerekirse anayasa mahkemesi ve aihm) sizin lehinize çalışır. derdiniz dosyada yazılı şekilde anlatılmıyorsa kimse sizin ne dediğinizi bilemez. dosyada hakim ve savcı her an değişebilir. siz isterseniz daha önce saatlerce konuşabilmiş olun ve hakimi de ikna etmiş olun. hakim değişti mi bunların bir anlamı yoktur. üst mahkemede zaten duruşmalar celsesiz yapılır. yani siz zaten orada konuşamayacaksınız.

yargıya has değil. devlet kurumlarıyla her türlü muhataplık yazılı evrak üzerinden yapılmalıdır. biri size sözlü bir cevap verdiğinde de bunun yazılı hale getirilmesini talep etme hakkınız var. zabıta diyor ki hadi ben sana izin verdim. olur mu öyle? elinde yazlı belge olacak ki gereğinde "abi benim iznim var" diyebilesin. adam sana izin vermiyor. bunu yazılı hale getirecek ki sen itiraz haklarını kullanabilesin. aksi her durum "amcamın eniştesinin yengesinin bi arkadaşı duymuş, dünya aslında düzmüş"ten öte anlam taşımaz.

yargının nasıl işlediğini anlayın. avukata da güvenmeyin. avukatların çoğu parasını alır oturup dosyada ne yazdığını incelemeye dahi zahmet etmez. sadece türkiye'de de değil. her yerde böyledir. avukat dosyayı anlamamış, onun talimatını dinleyip ne yapacaksın?

orada olayların gerçeğini sizden başka bilen kimse yok. siz bunu hukuki bir formatta ifade etmenin yolunu öğrenemezseniz sizi avukatınız da uzun uzun dinlemez. çünkü o da bir meslek icra ediyor. size kankalık etmiyor.

özetle hayatınız sadece sizin için özel ve değerli. dokunulmaz değilsiniz. ay çok mağdurum, ay çok haklıyım, ay aşırı hassasım filan hikayelerini geçmek durumundasınız. çünkü kime sorsanız zaten o da mağdurdur. o da haklıdır. o da hassastır. akp yargısında bile "ben var ya aşırı ak kafayım, allahü ekber, islam çok süper, dünyağ lideri recep tayyip erdoğan" demenizin anlamı yok. ak kafa olduğunu da resmi formatta göstereceksin. hukuk alanında evrensel geçerliliği olan tek şey işte bu resmi formattır. onu anlamazsanız da geçmiş olsun.
kanaat onderi kanaat onderi
türk halkının klasik problemi olan "kendini ifade güçlüğü"nden musdaripseniz, konuşmamanızı tavsiye ederim. itici olup, hakim kanaatini negatife çevirmek dışında bir işe yaramaz.

düzgün giyinin (takım elbise gömlek kravat değildir düzgün giyinmek, muntazam ve temiz olmaktır)

mahkemeye saygısızlık yapmayın, mahkeme bir makam tiyatrosudur bu yüzden makama karşı saygılı olun "iyi de öyle olmadı ki, ne alakası var yha ben yapmadım öyle bir şey, yalan söyleme" türünde aralara girme yaparsanız, kanunen size de aradan girerler.

mahkemede avukatınıza sürpriz yaşatmayın, onun savunmasını boşa çıkaracak yeni elementler sunmayın.
birmesajınızvar birmesajınızvar
ben birinde kollarımı nasıl nerede ne şekilde tutacağımı şaşırmıştım. önde bağlasam olmadı, arkada bağlasam kabadayı bi havası oldu, yanlara salıversem pek bi umursamaz... insanın kolları vücuduna fazla gelir mi kardeşim ^^ vallahi fazla geldi
kollarınızı eve bırakın
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
ilk defa hakim karşısına çıktığımda kimse bana uyarıcı tavsiye vermemişti. ben vereyim bari. çişinizi yapın salona girmeden. gerisi boş şeyler.

edit: boş şeyler derken, hakim için sen, içinden ses çıkan boş bir objesin sadece. @dumrulun dediğine katılıyorum. yazılı kayıtlar tek gerçek. gerisi tiyatro.