halay çekmek

absinthe absinthe
en durgun insanı bile yerinden fırlattırabilecek bi eylemdir. bir türkü bar'da sakin sakin birasını yudumlayıp efkar dağıtırken caney caney'le bi anda pistte bulabilir insan kendisini. el ve ayak uyumu hiç bir zaman önemli değildir..üç adım kimi zaman iki, kimi zaman dört olur ; elde mendil olabilir yoksa yukarı doğru boşlukta salınım yapabilir..

halayın ayrı bi güzelliği de mekandaki tüm insanları bir araya getirmesidir. bi anda herkes serçe parmaklarını birleştirir,bir olur.kiminin ayakları malatya havasına giderken,kiminin caney tutturması önemli değildir. önemli olan zıplamak,tepinmek,stres atmaktır. halay bittikten sonra terler içinde gülüşerek vedalaşılır,şakalar yapılır. bi daha ki halay parçasında yine yürekler bir olur..
chubbchubb chubbchubb
sanırım bana doğuştan yüklenmiş bir eylem. hareketli bir türkü duyduğumda dayanamayıp halay çekmeye başlıyorum. hatta daha dün hiç gitmek istemediğim bir yere sırf iki tur halay dönerim diye gittim. güzel oynasam gam yemicem, görüntü kirliliği halayın ortasında ama olsun. gene olsa gene çekerim.
arka koltuktaki adam arka koltuktaki adam
bir arkadaş grubu, kadıköy ve meyhane. o gün her şey manasızca alkol içmemi emrediyordu. (hüzün filan gibi saçma sapan bir gerekçe ile değil, keyiften efendim)
midemizi anason ile doldurduktan sonra, haydi dedik, şimdi kulüp zamanı. o meşhur gece kulübünde ecnebi musikisi arasından bir defa tarkan'ın şımarık şarkısı çalınca, kenan şeranoğlu'nun o kocaman torsosu ile eda ettiği dansın benzerini eda edip eğlenirken, iyice kanıma nüfuz eden alkol, kumar gibi bir illetten de güzel para kazanmam ile o akşam etkisini iki ile çarpıyordu. içtikçe içiyordum, içtikçe içiyordum, içtikçe bir daha içiyor benliğimin sokaklarında protestolar yapan kontrol mekanizmamı gaz ve cop ile sindiriyordum.
bir ara bağlantımın kopması ile kendimi kadıköy yeldeğirmeni'nin aşağı kısmındaki türkü bar ve pavyon karışımı bir mekânda buldum. saat 5'ti, tüm arkadaşlarım kadını ile erkeği ile koltuklara yamulmuştu. bense gözümü açtığımda halayın ortasında iki pos bıyıklı abinin ortasında halay çekiyordum. o an bir varoluşsal bulantı ile roquentin gibi kapı tokmaklarından korkar gibi kaçmak istedim. fakat o electric boogievari akıma kendimi kaptırmış halay çekiyordum, yahut çekmeye çalışıyordum. ay çekirdeği gibi başlayınca bırakılmıyordu hergele. disko topunun ışıltısı beni iyice mayhoş ediyordu. saat 6 gibi halayı bıraktığımda kafamda ne dert ne de tasa vardı. hemen kredi kartı özetime baktım. neyse ki mekan sahipleri namussuzluk yapmamışlardı. bir konsomatrise selam verdim, günaydın dedim. ve güne halay ile başlamış olmamın verdiği şeref ile eve döndüğümde huzurluydum. halay namussuzla çekilmez dostlarım.