hamburger

1 /
unruly unruly
mayonezssiz yenmeyecek bir yiyecek, iyi yapılırsa gayet iyi ve doyurucu. yozlaşmış internet kültüründe başka anlamlar da kazanmıştır, neyse. bir de trakyalıların yalnızken alması zordur.
fentoxa fentoxa
hamburger denen yüzyılın fast food yiyeceğinin isim babasıda türklerdir. bizim bir ticaret heyeti amerikaya gider. o sıralar ismi konulamamış bu yiyecek amerikada çok tutmaktadır. bizimkilerin de önüne kadar gelir. yerler. heyet başkanı yediği nanenin ne olduğunu çok merak eder ama cahilliğini göstermemek için soramaz. o sırada yanında oturanlardan biri yediği hamburgerin aşırı yağlı olmasından çok gerilir. yanındakie 'ha bu gerdi beni!' der. onu duyan heyet başkanı. döner ve yalamalık olsun diye amerikalı ev sahiplerine 'hamburger çok delicious' der. o günden beri bu isim bütün dünyayı sarmaktadır. kızılkayalara kadar.

(bkz: yok artık daha neler)

yıllar sonra edit: böyle bir giri yaptığıma kendim dahi inanamıyorum. nasıl bir psikoloji ile yazdığımı bilemiyorum ayrıca.
lethe lethe
hamburgerin tarihi orta asya'ya tatar diye bilinen türk toplumlarına kadar uzanır. o zamanlar savaşçı tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.
yıllar geçtikçe, asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen 'tatar bifteği' ortaya çıktı.
almanya'nın hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği orta asya'da 19. yüzyılın ortalarında tatar bifteği'ni görür ve almanya'ya getirerek hamburg bifteği olarak sunar. daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servise sunar ve ona 'hamburg'a ait' anlamında hamburger adını verir.
hamburger almanya'yı iki yolla terk eder. yine 19. yüzyılda bir fizikçi ve aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan dr. j. h. salisbury hamburgeri ingiltere'ye getirir. salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önceden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. bu şekilde hazırlanan hamburgere ingiltere'de 'salisbury bifteği' adı verildi.
diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında alman göçmenleri ile amerika'ya gitti. hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. yani tarihinin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. gerisin geriye türkiye'ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

alıntıdır.
ven ven
2. dünya savaşı'nda almanya'ya giden abd askerlerinin hamburg'da keşfedip, beraberlerinde abd'ye getirdikleri, bir süre sonra da kendilerine uyarlayıp bugünkü haline getirdikleri sandviçtir.

orjinali ise, bir dilim ekmeğin üzerine tombul bir köfte ve onun üzerine de sarısı patlatılmamış yağda yumurta konularak yapılırmış.
kırmızı kalem kırmızı kalem
90'ların başında iki küçük kardeşin birbiri için yapabileceği en büyük fedakarlıklardan biridir.

anne, aldığı haftalığın bir bölümünü çocuklarına hamburger alabilmeleri için bırakır (büyük lütuf). kardeş koşa koşa bir sürü hamburger almaya gider ve büyük olan kardeş onu evde sabırsızlıkla bekler. kardeş geldiğinde ucuz diye tavuklu hamburger de aldığı öğrenilir (karışık). ancak küçük kardeş tavuklu hamburgerin tadını beğenmez ve fedakarlık büyük olana kalır. bütün kırmızı etli hamburgerler kardeşe verilir ve tavuklu burger mecburi olarak yenir.

o günden sonra büyük kardeş yaptığı fedakarlığın büyüklüğü ile tavuklu burgere sevgi beslemeye başlar. ne zaman bir hamburgecide tavuklu burger görse gözleri dolar...
1 /