hasankeyf

1 /
zeytin2002 zeytin2002
hasankeyf'in tarihinin asur ve urartu'ya kadar indiğini tahmin ediliyor. daha kim bilir ne sırlar saklıyordur kalesi. hasankeyf'in bugünkü adının kökeni asurca ''kipani''den (kaya) geldiğini biliyoruz. bu ad daha sonra `kaya kalesi' olarak arapça söylenişiyle günümüze kadar gelmiş. günümüze kadar.

`
anha minha anha minha
kalesiyle, ulu camisiyle, büyük ve küçük sarayıyla, kale kapısıyla, şab vadisiyle, darphanesiyle, el-rızk camisiyle, zeynel bey türbesiyle, sultan süleyman camisiyle, taş köprüsüyle bir başka dünyaya ait gibidir hasankeyf.

o kadar güzel ve harikadır ki nasıl tarif edebileceğinizi şaşırırsınız. ancak benim bu yazıda anlatmak istediğim başka bir şey var hasankeyf le ilgili. burada öyle bir yapı var ki hayran olup düşünmemek elde değil..

bir tek yapı, bir bina düşünün içinde hem kilise olsun hem de camii. sağ tarafı kilise sol tarafı camii olan bir yapı; önünde de zekat çukuru olan. zamanında burada müslümanı, hristiyanı kardeşçe yaşamışlar yıllar boyu. aynı yerde ibadet etmişler. papaz ile hocanın oturdukları yerler bile karşılıklı. hristiyanı da müslümanı da aynı yere zekat için kullanmadıkları eşya ve paraları atmışlar. çukura atmışlar ki kimin attığı belli olmasın. çukura gizli bir yerden giriş yapmışlar ki kimin aldığı belli olmasın.

http://img396.imageshack.us/img396/3682/s5001948fv5.jpg
http://img146.imageshack.us/img146/5568/s5001951be3.jpg
http://img165.imageshack.us/img165/3958/s5001962ns8.jpg

böylesi bir hoşgörünün yeşerdiği bir yermiş zamanında anadolu. her kesime kucak açmış, herkesi sevmiş, bağrına basmış. bunu yaparken de tek bir yeter şart aramış; insan! olmak. şimdi ise ne kadar çirkin ve zavallı bir konumdayız. “ogün öyle desinler, bugün böyle desinler, fatihalar yasinler, vatan satsa bir kişi anında biter işi…” bu maskaralıklarla prim yapar olmuşuz.

neyin kavgasını yapıyorsunuz? tarihte ilk kurulan kilise hatay dadır biliyor musunuz? binlerce yıldır beraber yaşamışız aynı havayı soluyarak. üstelik ben demiyorum bunları tarih söylüyor. gördünüz mü hiç nevşehir’i? sümelayı? mardin’i? tarihimize yakışır bir millet olmak varken en başta kendi tarihimize ihanet etmiyor muyuz?

önce türk’e öğün! demiş atatürk… evet öğünüyorum, ama tarihimden, onun hoşgörüsünden. şimdiye ait her rezillikten de tiksiniyorum arkadaş. güven de demiş atatürk. güveniyorum; ama yalnızca tarihime, hem de şimdiye güvenmediğim kadar.
me vale madre me vale madre
yazıktır hasankeyfe, kesinlikle. yukarıdakilerin aşağıdakilerin hepsine ditto. ama burası için en çok ağlayanların osmanlı arşivlerinin yurtdışına satılmasını sikine dahi takmaması gibi bir durum söz konusudur, nasıl bir tarih sevgisidir (!) bu, bilmem anlatabiliyor muyum..

bazılarının bazılarına karşı duydukları nefret nasıl çakma hasankefy sevdalarının ötesine geçiyorsa, benim de sahte kültür ağlaklarına duyduğum mide bulantısı hasankeyf için duyduğum üzüntünün önüne geçiyor, ne yapayım. ortalık bok gibi siyaset kokuyor, burnumun direği kırıldı, susmadan edemedim.

samimi kimselere ne sözüm olabilir? ama basın, ama dtp... ahh, ahh. öyle bir göz kırpmak istedim sizlere, kolay gelsin..
uçuçböceği uçuçböceği
senelerdir sular altında kalacağı söylenilen ancak iyi ki de sular altında kalmıyor dedirten yer. (küresel ısınma ilk defa işe yarıyor galiba)
üzücü olan kısmı şu, sırf su altında kalacak diye tek bir bakım ya da restorasyon yapılmaması. o da yetmiyormuş gibi orayı gezen duyarlı (!) insanların da çabalarıyla hasankeyf mağaralarıbirer çöplüğe dönüşmek üzere. tüm bunlara rağmen o kadar güzel ki... başınızı nereye çevirseniz ayrı bir şeyler karşılaşıyorsunuz.
oneo oneo
bir defa bi daha gitmeyi istemek biraz da klimayı özlemek gerekir ama aslen tarihin bir ispatı olan yerde yaratıcının kendini savunanları hiç yalnız bırakmayacağının ispatıdır.
hasar hasar
lütfen oku ve okut...

hakkında binlerce şey yazılır. ama gidip görmeniz bu anlatılanlardan daha çok yardımcı olacaktır. 3-5 defa gittim sular altında kalmadan önce orayı gören şanslı insanlardanım, hala zaman var, hala sular altında kalmadı, bunu engelleyebiliriz.

okan bayülgenin son zamanlarda bu konuyu işleyerek gündeme getirmesi, 55 yıldır hiç bir şey yapmadan sadece izleyen insanlara inat "orda bir tarih" var.

55 sene boyunca "baraj" tehditi yüzünden insanların oraya hiç yatırım yapmadığını, zaten çok az olan nüfusun 3500 e düştüğünü, aslında hasankeyfte kalan hasankeyfli sayısının 1000 i geçmediğini ve oraya turist olarak gidip o mükemmel doğa ve tarih harmanını görmek için kalmak istediğinizde başınızı koyacak bir "otel" in olmadığını biliyor muydunuz?

orada yaşayan insanların 55 yıldır sürekli tehdit altında olmalarından dolayı evlerine 1 çivi dahi çakamadıklarını biliyor muydunuz?

unesco dediğimiz uluslararası kurum kişilerin başvurularını değil hükümetlerin başvurularını dikkate almaktadır. fakat 55 senedir hasankeyf için oraya başvuran 1 hükümet dahi yoktur! değil 1 hükümet iki milletvekilinin birbirleri arasında bu konuyu konuştuğunu bile sanmıyorum. 55 sene... kaç hükümet geldi geçti bir hesaplayın.

buda yetmezmiş gibi pişkince orayı "sit" alanı ilan edenler şimdi oraya "baraj" yapılmasına göz yummaktadır. sit alanı altına alınan bir bölge için yasa şöyle der: "kürek ve benzeri kazıcı aletlerle dolaşılmaması......" bu ifadeye göre orda yapı ve kazı çalışması yapılması yasaktır. fakat orada bir "baraj" yapılacak, yani yapının vardığı son nokta...

hasankeyf'in insanlığa sunacağı o kadar çok şey varki bunu şu şekilde özetleyebilirim,
insanlık tarihi 15000 yıllık bir gerçeğe dayanıyor. en fazla 15000 yıl öncesini görebildik... ve hasankeyfte bulunan yeni höyüklerde 15000 yıllık bir tarih yatıyor. düşünsenize tam olarak 15000 yıl. bu demektir ki "ilk insanların yerleştiği bölgeler" bu demektir ki "ilk yerleşimin yapıldığı yerler" bu demektir ki "önem!!!"
böyle değerli bir şeyi sular altında bırakacağız, 15000 yıllık insanlık tarihine ışık tutacak olan yeri sular altında bırakacağız. hemde ne için biliyor musunuz? sadece 30 - 50 yıl arası değişen "kar" için... yine ve yeniden sadece "para."

bir barajın kullanım ömrü en fazla 60 yıl en az 50 yıldır, hasankeyfe yapılacak olan barajın kalitesi göz önünde bulundurulursa o baraj sadece 30 ila 50 yıl arası yaşayabilecektir. ama biz insanğlu denilen değer kıymet bilmeyen varlıklar ise orayı mükemmel derece değerlendirmek varken 50 yıllık kar için yok etmeyi seçiyoruz. yazık.

bu bölgenin kendine özgü hayvanları bile var, hatta duymuş olabileceğiniz "fırat kaplumbağası" da bu bölgede yaşıyor, çizgili sırtlan bu bölgede yaşıyor. ama biz o "nesli tükenmekte olan" hayvanları "nesli tükenmiş hayvanlar" statüsüne yükseltmek için maalesef elimizden geleni yapıyoruz. yazık.

unesco dediğimiz kurum 10 üzerinden bir kriterlendirme yaparak bölgeleri korum altına alır, dünyaya sunar. örneğin mısırdaki o çok mükemmel derecede bizi etkileyen pramitler unesconun kriterlerinden sadece 4 ünü karşıladığı için unesconun koruması altına alınıyor, amerika büyük kanyonların 3 kriter uygunluğu için içinde bulunan barajları yıkıyor ve halka açıyor. tac mahal dediğimiz o mükemmel yapı sadece 10 kriterden 1 kritere uyuyor... sadece 1 kriterle dünyanın en uğrak turistik yerlerinden biri oluyor. ama gelin görün ki 10 üzerinden tam 9 kritere uyan hasankeyf sular altında bırakılıyor... ne diyebilirim malesef üzücü ve bir o kadar sinirlendirici bir durum. buna göz yuman bizler de bir o kadar suçlu insanlarız.

oraya baraj yapıp 15 000 yıllık tarihi yok edecek olan insanlar orayı büyük doğa parkı, geniş festival alanları yapılacak yatırımlarla turist akımları ve unesconun yardımı ile en uğrak turistik bölge olacağını bilmiyorlar. sadece 30-40 yıllık kar için orayı yok ediyorlar.

orada bulunan bazı yapıların anadoluda eşi benzeri olmayan yapılar olduğunu biliyor muydunuz? bu güzelim türkiyemde bu kadar mükemmel değerler varken onları yok etmeye çalışmak niye? 10 kriterden sadece 1 ile dünyanın en uğrak yeri yapılan yerler var ama biz 9 kriter sağlayan bir yeri sular altında bırakıyoruz... hakkaten yazık.

bu ülkede ana damarlarına baraj kurulmayan tek nehir oradaki nehir ve malesef o kalan "son" ekosistem yok edilmeye çalışılıyor. bakın ilk veya eşi benzeri olmayan demiyorum "son" diyorum... son doğallığı öldürmeyelim...

ne söylersem söyleyeyim etkilenseniz bile bunu bir kaç hafta içinde belki unutacaksınız, aklınıza bile gelmeyecek ama orayı görerek nasıl bir yer olduğunu görerek ne kadar mükemmel bir yerin sular altında kalacağını bilirseniz belki bir şeyler yapmaya çalışırsınız.


peki biz ne yapacağız wings? bu bilgileri yayın, anlatın, orayı görün, gösterin ne kadar değerli bir yere sahip olduğunuzu anlayın - anlatın ve başka şeyler yapmak isteyen, bilmek isteyen mesaj atsın.

not: bu yazı başka bir sözlükte benim tarafımdan başka bir nick ile yazıldı, sonra bana copy - paste yapmışsın! pis kopyacı falan demeyin, kanıt isteyenlerede kanıtlarım siz bilirsiniz.
1 /