hastane

1 /
take me back take me back
özellikle psikiyatri servislerinin insanı oldukça rahatsız ettiği kurumlardır.psikiyatriste giden herkes aklını kaçırmış demek değildir tabii ki de,ancak orada aklını kaçırmış,amiyane tabirle delirmiş tipleri görerek üzülmek pek muhtemeldir.
lulu lulu
yaşamış insanların anlattığına göre, devlete ait olanlarının acil servislerine, acil muayene ihtiyacı duyduğunuz zaman kendi ayaklarınızla gittiğinizde kovulursunuz. çünkü devlet hastanesi çalışanlarının büyük bir çoğunluğu için acil hasta demek acı çeken ve acilen tedavi olması gereken hasta demek değildir, ölmek üzere olan hasta demektir. sedye ile veya birisinin kucağında gelmeyen acil hasta onlar için bırakın acil hasta olmayı, insan bile değildir. "peki beni tedavi etmiyorsanız ben ne yapacağım" sorusunu sorma gücüne sahip bir insan acil hasta olamaz zaten. haliyle bu soruya verilecek cevap ta "bana ne, ne yaparsan yap" olacaktır.
cumartesi veya pazar günü insan acı çekemez, devlet hastanesine gidip te acılarına son verme ihtiyacı hissedemez. çünkü devlet hastaneleri 365 gün 24 saat açık ve insana hizmet vermek için kurulmuş çok önemli kurumlar değildir. her türkiye cumhuriyeti vatandaşı, devletinin kendisine sunduğu sosyal güvence kapsamında sağlık karnesini eline aldığı gibi, acılar içinde uyandığı bir pazar sabahı kendisine en yakın devlet hastanesinin yolunu tutamaz. eğer bunu yaparsa birtakım içler acısı durumla karşı karşıya gelebilir.
çünkü devlet, 7 günlük bir haftanın içerisinde her bir vatandaşının hasta olma olasılığının en düşük olduğu günleri cumartesi ve pazar olarak hesaplamıştır ve bu günlerde de sadece acil servislerin hasta bakmasını uygun görmüştür. haliyle bu günlerde hastanede çalışan hekimlerin sayısı da azalmıştır. bu nedenle bu günlerde çalışan hekimler, nefes almadan görev yapmaktadırlar. görevini yaptığına inanan uzman hekim, görevini yapmanın hissettirdiği özgüven ve huzurla, ayakta gelen ve konuşarak acil hasta olduğunu iddia eden bir insanın şikayetlerinin bir kısmını dinlemeye vakit bulmuş, "madem birkaç gündür şikayetin vardı neden dün gelmedin" diye azarlamış, "bugün dayanılmaz oldu" cevabını aldıktan sonra, içinden kıçıyla gülerek ve dışından bağırarak onu kovma hakkını da kendinde bulmuştur. işte bu da hastanelerde başımıza gelebilecek olaylardan biridir.
sonuç olarak acil hasta ölmemiştir, zaten hastaneye gitmese de ölmeyecektir fakat acılarını dindirememiş, onun yerine acısına acı katmış bir şekilde evine geri dönmek üzereyken ağladığını gören danışma memurundan acısını dindirmekle ilgili birtakım kocakarı yöntemleri ile ilgili bilgilendirilmiştir. eğer biraz aklı başında bir insansa bu yöntemleri uygulamamış ve tıpla ilgisi olan tanıdık, eş, dost veya akraba varsa aramış durumunu telefonda anlatmış ve bu sefer bir tanıdığın yardımıyla o tanıdık, eş, dost veya akrabanın çalıştığı hastaneye götürülmüştür. tanıdık, eş, dost veya akrabanın müdahalesiyle bu insanın hastalığına erken tanı konmuş ve bir felaketin önüne geçilmiştir. bu insan cumartesi ve pazar günleri, bilinci yerindeyken, devlet hastanesinin acil servis bölümüne gitmeme bilincini kazanmıştır. evde kalsındır, evdekilerle uğraşsındır, acı çeksindir, gerekirse o iki gün içinde ölsündür fakat asla tanımadığı insanların çalıştığı bir devlet hastanesine gitmesindir.
bir de mesela artık devlet hastanelerde doğan bebeklere, türkiyedeki devlet hastanelerinin durumunun düzeldiği, son teknoloji aletlerin kullanıldığı, hastalara yapılan muamelenin fevkalade insancıl olduğu falan söylenmekteymiş.

(bkz: hayata dair iç burkan detaylar)
(bkz: bu hastanede muayene var mı)
azwepsa azwepsa
bir vakitler atv'de gösterilmiş zeki alasya ve metin akpınar'ın başrollerini oynadığı harika bir komedi dizisidir. ne güzel diziydi o be. sosyal demokrat başhekim*, liboş ve zampara hastabakıcı* ve diğerleri...
kör kuyu kör kuyu
günümüzde kerhanevi özellikler de arz etmeye başladığını düşündüğüm kurumlardır.

çevremde ne kadar doktor varsa* hepisinin hastaneyle ilgili anlattığı 5 olaydan 4'ü seks üzerinedir. ya memleketimin doktorları çok palavracı ya da memleketimin kadınları doktor görünce dayanamıyor.
tori tori
türkiye'deki işleyişini iki kısımda inceleyebiliriz:

1. özel hastane:
bir şikayetle gidersiniz. doktor size aklına gelen olası teşhisler arasından en pahalısını söyler. şanslıysanız teşhis doğrudur ve tedavi olursunuz. yok eğer tutmazsa bir daha gidersiniz başka bir teşhis konur ve böyle devam eder.

2. devlet hastanesi, ssk v.s.:
bir şikayetle gidersiniz. şanslıysanız doktor size aklına gelen olası teşhisler arasında en az uğraştırıcı olanı söyler, daha da şanslıysanız teşhis doğrudur ve tedavi olursunuz. eğer tutmazsa ya da başta şanslı değil idiyseniz doktor size bir şeyiniz olmadığını söyler ve eve gönderir.

görüldüğü üzere birinci örnekteki hastane politikası karşısında "gözünüzü toprak doyursun" diyebilirken, ikincide söyleyecek bir şey bulmak pek mümkün değildir.
1 /