hawk

1 /
hell guardian hell guardian
ing: şahin.

bu girinin girildiği günlerde televizyonlarımızda reklamlarda görülmeye başlanmış bir otomobil yağ katkısı firması.

ayrıca amerika birleşik devletleri* adıyla andığımız coğrafi bölgedeki güç delisi insanlar tarafından sevilen hayvan. her amerikan filminde kullanılır. hawk deyince, hele bir de black hawk (kara şahin) falan mazallah hemen orası akla geliyor artık maalesef.
camel camel
gerçek hayatta da niki gibi şahin olan adam. saç şekli olsun, vücut yapısı olsun tam bir avcı kuş. ama bir o kadar da sevecen, hoşgörülü ve güleç. allah sabibine bağışlasın. amin.
camel camel
gecenin üçünde web server kuracak kadar kafayı sıyırmış bir insan. benim de kafamı sıyırdı. ikimiz de sıyırığız şu an.

- abi server'ı nası kuruyoduk?
+ xp cd'si var mı?
- var
+ ondan kur

(5 dakka sonra)

- yok olmadı
+ niye kine?
- xp cd'si değilmiş...
+ ha, ondaaan.

sabaha karşı anca bu kadar çalışıyo sinapslar.
dirk dirk
doğal harekleriyle beni güldüren sempatik yazar. organizatör olarak baş köşeye kurulunca biraz uzak kaldım kendisine ama diğer zirvelerde bunu telafi etmeyi ummaktayım
ahmet karaca ahmet karaca
götümü zor kurtardığım anda götü benimkinin hemen yanında olan arkadaş. samimi lan.

yer: karacaahmet mezarlığı devamında üsküdara doğru olan yol. evet o karanlık ve aradan giden. yok sadece geceleri karanlık.
dallamalar: hawk ve ahmet karaca

yorucu bir halı saha maçı bitirilmiş kan ter içinde kalınıp çaylar içilmiş yola düşülmüştür. başka bir maça yetişecek olan hawk ve taksim'de ikinci bir programa dahil olan ahmet karaca yola erken koyulur.
çıkmadan da camel'la aralarında şu diyalog geçer.

ahmet karaca: olm camel biz yolu bilmiyoruz. nerden gidicez?
camel: abi şurdan bu tarafa doğru gidiceksiniz.
a.k. : peki abi.

10 dakika kadar hangi durak diye hawkla cebelleştikten sonra genciz, güzeliz, feci sikeriz denir ve üsküdara doğru yürünmeye başlanır selimiye'den. bu fikri de onlara yaşlı bir amca vermiştir ki hiç tekin değildir.

evet yeter bu kadar ironi biliyorum ama seçtiğim kullanıcı adının bulunduğumuz mekanla hiçbi ilgisi yoktu. yoksa ben manyak değilim gideyim olay çıksın diye karacaahmet'te gece gece gezinmiyorum.

neyse efendim. karanlık yoldan gidilir. bu sırada feci tırsılır. ordan gelirlerse bu tarafa falan diye planlar yapılır. taksi tutulma planları yapılır. cepte üsküdara yeticek para olmadığına karar verilir. yürünür.

tam sonuna geldik derken üsküdar gençleri görülür 5 tane. arada minibüsü bırakıcak şekilde yolun karşı tarafına atılacakmış gibi feyk atılır. gençlerin olduğu tarafa geri dönülür. ve şu diyalog geçer.


hawk: lan bence hemen bakkala girelim.
karaca: yok lan taksi geldi ona binelim.
hawk: ananskim geliyolar lan kaç kaç kaç.

neyse. bi takım kısımları unuttum sanki. ama aşağı yukarı böyle oldu.
anımdır.
yorum değildir.
drummy drummy
zorlarsanız ağzı ve davranışlarını değiştiren, kendine güveni tam olan yazardır. sizi kırmaz, neşelendirmek için çekinmez, istiklalin göbeğinde omzuna bir şal atar, memelerini elletir, üstelik benden güzel kıvırtarak yürür. *
lafını böler, dinlemezseniz tehdit eder; suratına atıcaam şimdi fındıaaaa!!
çerez tabağına eğilip "hangisi 'fıstık'" diye soran türkçesi yetersiz kuzenime ise "fıstık o" diyebileceğim kadar can ayakındır.
1 /