hayat bu işte

1 /
mazzo mazzo
bu şarkıdan sonrakileri sayesinde henüz dinleyememiş olmama rağmen şehr i hüzün'ün en iyi şarkılarından biri diyebileceğim manga şarkısı. tuluyhan uğurlu'nun piyanosu, ali sarıgül'ün neyi olmasa bu kadar etkileyici olur muydu bilmiyorum ama kendisini defalarca dinleten, durduk yere depresyona sokan, iç acıtan, gerçekleri insanın yüzüne yüzüne çarpan, manga'nın hep en güzel şarkıları arasında hatırlanacağına emin olduğum şarkıdır.

`yaşamak için bir neden ararken, ölmek için bulursun`....
maviiz maviiz
dinlerken durduk yere insanı depreştirip, depresyona sokuyor abi bu şarkı diyosun.. parçada bi "keşke" demesi yok mu bitilen an o andır..
substance substance
ilk kez dün bizzat canlı dinledim bu şarkıyı. şarkı başlar başlamaz tuluyhan uğurlu'nun istanbul melodisini duyunca nooluyoruz lan diyerek heyecan yaptım ve evet, süper şarkı olmuş. ferman'ın zirve yaptığı şarkı budur.
perfect perfect
her sabah ve her akşam fsm köprüsünden geçerken denk getirip, boğaz köprüsü ve rumeli hisarı manzarası eşliğinde dinlendiğinde etkisi daha da bir artan şarkıdır. hele bir de akşam ışıkları varsa tadından yenmez.

belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden
yakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum

(bkz:psikopata bağlamak)
o sözlük senin bu sözlük benim o sözlük senin bu sözlük benim
sözleriyle beni benden almış, dinledikçe içimde bir şeyleri paramparça eden, gözyaşı dökmeden de ağlanabileceğini kanıtlamış 5:06 dakikalık hikaye. bakalım manga yeni albümde neler saçmalamış diye dinlerken, bu bakış açısından dolayı hazırlıksız yakalayarak kroşe etkisi yarattı bende. hayatın tanımını nasıl yaparsın, nasıl anlatırsın bu ilginç, karmakarışık olayı diye düşünürken belki de herkesi tatmin eden bir cevap niteliğinde şarkı. şarkı bu işte, yaşamak için bir neden ararken dinlenildiğinde ölmek için bulabilirsiniz. dikkat!
charlie charlie
içkinin, sigaranın zararlarından bahsededursunlar. aşkın kalbe, sevgilinin akla zararından.. yağmur yağıyormuş mesela.. temmuzun bilmem kaçı.. sıkıcı bir pazar. yanında oturuyor, konuşmuyor pek. bira buzlu bardakta, sigara içmek her zamankinden fazla keyif veriyor. nedense.. denizle aranızda iki metre ya var ya yok. ikinizin arasında ise on santim mi, on mil mi.. orası muamma. ama olsun. geçecek.. ki geçiyor akşam gelince, yağmur durunca, biran bitince.. öpünce.. hayat bu işte. galiba.
siamesekedi siamesekedi
aşk dı sevgiliydi sevgiydi kazıktı bir yana
aile idi çevre idi millet idi
nasılda uyumusum anasını satayım dedirten (bana) parça
her "kanatlanıp gitmek dururken" sözleri kısmında ellerimi arkaya doğru açıp kuş taklidi yapasım geliyor.
yalnızlık bir yangıdır yalnızlık bir yangıdır
salya sümük ağlatan manga şarkısı. ilk dinleyişte öyle bir girişi var ki sözlerini merak ediyor insan. ama sözleri de oldukça yaralayıcı. keşke ney daha fazla olsaydı diyor insan ama piyanonun nefisliğini yabana atmamak gerek.

bazen "ben de terkedip gidebilsem keşke" diyorum.
içimde bir istanbul var ondan vazgeçemiyorum
belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden
yakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum içimden..
1 /