hayatın birini unutmaya izin vermemesi

1 /
kayıp uçurtma kayıp uçurtma
kimi zaman kenarda unutulan kullanılmış bir selpaktır, kimi zaman aynanın önünde gözünüze takılan ışıltılı bir küpe, bazen de onun çay içtiği bardaktır; kıyıp da yıkayamamışsınızdır, küflenmiştir, kötü kokuyordur... bazen de haliniz kalmamıştır yıkıntıları kaldırmaya. hapsetmişsinizdir kendinizi odanıza; gün ışığına çıktığınızda ise, hala yanınızdaymış hissini verir hayat size; unutmanıza izin vermez!
nebkheperouri nebkheperouri
yıllarca birisini sev, sonra ayrıl, acı çek, unut, kafandan sil, adını bile hatırlama (bu da büyük yalan), sonra alakasız bir kafede karşı masanda otursun.
hayat, ibnesin olm...
çoğunlukla zararsız çoğunlukla zararsız
aslında hayatın bilerek yaptığı bir şey olmayabilir. seninle ilgili gibi daha çok: yani yeterince hassas bir dönemdeysen, ufak şeyle bir anda darmadağın olabilirsin. benzetme yapalım; iskambil kağıtları gibiyse ruhun, tüm o unutma çabaların ufak bir esintide yerle bir olabilir.

çelik gibi durmak lazım ama 'ikinizin bir şarkısı' olur muhakkak. takmıyorum psikolojisine kaptırıp 'ulan başarıyorum galiba'yı hafiften hafiften hissettiğin an hiç alakasız bir yerden, hiç alakasız bir anda melodileri yükselmeye başlar..

kaynağını yok edinceye kadar iş işten geçmiştir. gözlerinden yaşlar boşalır ve tüm o çabalarının sadece kendini kandırmaktan ibaret olduğunu anlarsın. sonrası, o gün gelir aklına. söyledikleri, inanmak istediklerin ve halen tüm hataları tek tek kendinde bulursun.

şimdi de yine o ikilem; arasam mı aramasam mı..

belki de o seni çoktan unutmuşken, bu kadar zayıf olduğunu kabul etmeyip hayatın acımasız olduğunu iddia etmek.. her açıdan daha rahatlatıcı.
superkahraman fethi superkahraman fethi
hayatın bizi yoyo yerine koyup başımızı döndürdüğünün kanıtıdır. istediğinde uzaklaştırır bizi bir insandan, döndürüp dolaştırıp onun yanına çeker bizi kafasına estiğinde. tam unutmaya başladığınızda ya bir mesaj atar, ya bir çağrı bırakır, ya msn'de size titreşim atar hiç biri mi olmadı, yolda karşılaşırsınız. hayata devam etmeniz için gerçekten unutmanız gereken kimseyi tam olarak unutmanıza izin vermez hayat...
alastironer alastironer
olgu ve olayları unutmak ister insan bazen. hatta cehennem azabıyla her an, her saniye, kimilerinde.

her şey senin elinde arkadaş. unutamıyorsan senin suçun, unutmak istiyorsan ve bu durumdan acı çekiyorsan senin suçun. insanoğluyuz, böyleyiz, yapabilecek tek şey sakin olmak, akıllı olmak, azıcık huzura inanmak. olmuyorsa son belli zaten.

düzeltme: verir verir.
magnani magnani
facebook denen zımbırtı site hayatımıza girdiğinden beri daha da zor olan durum, ajan site kim ne yapsa haber veriyor, nasıl unutabilirsin ki, dünyanın öbür ucunda bile olsa...
joachim murat joachim murat
siz dirayetli bir şekilde unutmaya çalışırsınız lakin bazen hayat öyle davranır ki size unutturmaz.. en olmadık yerlerde en olmadık şarkı çalar..duymamanıza imkan yoktur.. tutar "o"nun kokusunu sürmüş birini zırt pırt karşınıza çıkarır,önünden geçirir salındıra salındıra.."o"nun arkadaşlarıyla arkadaş çıkarsınız herkes bi an da "o"ndan bahsetmeye başlar.. ne daha niceleri..

(bkz: hayatın ne kadar ibne olduğunun anlaşıldığı anlar)
grejuva grejuva
oyunun kurallarından biri olsa gerek. ne yapalım, kabullenip devam edeceksin. unutamıyor olabilirsin, hatırlamanda gerekmez. büyüme sürecinin aşamalarından demek lazım.
ceket yok pantolon verelim ceket yok pantolon verelim
hayatla bir alakası olmayan ve kişinin hafizasi ve benlik ile alakali olan durumdur. ya serden geçip kendinden vazcayacaksın yahut yardan vazcayıp komple kendinden vazcayacaksın. iki ucu boklu baston olsa gene iyi. bari ortasindan tutatrsin ama komple boka gark olmuş bir baston bu neresinden tutacaksin? en temizi su nazimi terennüm etmek. en azindan meyin tadina varıyor -acısıyla tatlısiyla- insan;

bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum
bir sabah bir dilencinin avuçlarına bırakacağım kalbimi
kim ne derse desin!
tahammülüm kalmadı artık
bıktım seni sensiz yaşamaktan
nasılsa döneceğin yok senin
çıldıracağım bu gidişle
allah kahretsin! ..

durup durup seninle gezdiğim yerlerde dolaşıyorum
sanki köşe başından sen çıkacaksın
sanki duraklarda beni bekliyorsun
geçen gün birine rastladım aynı sokakta
saçları sen gözleri sen kaşları sen
koştum heyecanla peşinden
ve hayatımda ilk defa bir tokat yedim senin yüzünden
allah kahretsin! ...


dünya ateşler içinde
savaşlar almış başını gidiyor
afrika'da insanlar açlıktan ölüyor
bense bu gidişle sensizlikten öleceğim
umurunda mı senin?
kimbilir hangi cehennemdesin?
allah kahretsin! ..

hangi masaya otursam
senin sevdiğin içikiyi koyuyorlar önüme
vazomda hep senin sevdiğin çiçekler
ve dudaklarımda hep senin sevdiğin şarkılar
senin doğumgünlerini kutluyorum senden habersiz
ve her sabah dualar ediyorum mutluluğun için
ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem
ecel gibi peşimdesin
allah kahretsin! ..


işte böyle bir sevda benimkisi
bu zamanda, bu devirde
haklısın adam olacağım yok benim
en güzeli artık son vermek bu hayata
en korkunç uçurumlardan bırakmak kendimi
ya da en yüksek tepelerden
en uçsuz bucaksız denizlere bırakmak bedenimi
ama içimde sen varsın
ya sana bir şey olursa?
allah kahretsin! ..


ahmet selçuk ilkan
brujo brujo
büyük yalandır. zira unutmak kişinin kendi elindedir, isterse sonsuza kadar götürür, isterse makul bir zaman dilimi içinde unutur. önemli olan geriye dönüp bakıldığında gülerek anlatabilmektir. kişiyi veya olayları.
paramour paramour
beyninizin ya da kalbinizin herhangi biri üzerinde en ufak bir etkinizin olamadığının ve olamayacağının göstergesidir.
çünkü sadece görmediğin sürece unutmuş veya üstesinden gelmiş hissediyorsan kendini, malesef unutmuş olmuyorsun. malesef, zaten unutamıyorsun da. yeni arkadaşlar edinmek, yeni bir şehire taşınmak, yeni telefon almak, ortak tanıdıklardan veya ortak olarak bilinen yerlerden uzak durmaksa şimdiye kadar yaptığın, yeni yollar deneme boşuna, olmaz. kimsede işe yaramadı şimdiye kadar, çok büyük bir ihtimal sende de yaramayacak. boşver, öyle yaşamayı öğren, güçsüz bir insan da değilsin, sadece sana özgü bir şey de değil bu.
aksi halde neden istisnasız herkes eternal sunshine of the spotless mind sevsin ki...

aklıma gelmişken, dünyanın öbür ucuna gitsen de yaramayacak, ama yine de uğraş, zaten bunlarla uğraşırken kafan dağılıp üstesinden gelmeye başlıyorsun ya... yoksa aynı beyin ve aynı kalple giderken, uzaya da çıksan kaçacak bir yer yok.
1 /