her dizi ve filmle olan atölye

a sami bayraklı a sami bayraklı
başrolümüzün, esas oğlanımızın bitmek bilmez bir tutkusuna yer verdiği, kiminde araba, kiminde motor, uçak, bisiklet her türlü aracın yarım aşamada olduğu alan.

kimi dizi ve filmlerde ise burada esas oğlan o tutkusuna erişme amacıyla tamirata girişmez, o atölyede bir bilge usta vardır. ara ara başı sıkıştıkça gelir, bilge ustadan öğütler dinler, çayını içer, hayatını çıkmazdan kurtarıp yeni bir bakış açısı kazanıp gider.

psikolojik açıdan bakıp oradaki yarım kalmış, yapım aşamasındaki araba baş rolün hayat amacını simgeliyor, filmin sonunda olayla birlikte ona da erişmesi bu yüzden gibi bir çıkarım yapılabilir. veya insan ruhunun da tamir edildiği alan olarak görebilirsiniz.

bildiğim bir şey var ki sanayiye de gittiyseniz veya başka şekilde atölye gördüyseniz gerçeklerin farklı olduğu. yıllardır şantiyede küfür kıyamet takır tukur atölye içerisinde çalıştım bir tane de makine atölye müdürü, şefi, mühendisi, datacısı, formeni, ustası, çırağı böyle öğütler vermedi. genelde haftasonu siktikleri kadınlardan, futboldan, şirketin politikasından, artan iş yükünden vs konuşurlar. uzaktan kendi aralarındaki sohbeti izlesen de her an kafana 14 15'i yiyecekmişsin gibi hissedersin. sinir stres.

velhasıl buradan beni okumayan tüm yönetmenlere seslenmek istiyorum. atölye, tamirhane, bakım işlerinden vazgeçin artık. psikolojiler başka yönlerde ortaya çıkartın.