her şey çok güzel olacak

2 /
darksideofthemoon darksideofthemoon
"domates abi,sen seversin!"
"benim kemik yapım daha italyandır,boncorno"
"sildim seni defterden,defter benim değil mi istediğimi silerim"
"abi tanıştırıyım,çok kral arkadaşım suat"
"biz bar işletiyoruz"
"okkalı bi kafa şöyle iki ton çeker altan" gibi muhteşem repliklere sahip filmdir.
los lunes al sol los lunes al sol
mazhar alanson un değme oyunculara taş çıkarttığı ve cem yılmaz la döktürdüğü filmdir.araba sürerken ki yüz hali ve şu lafı hele:
-dur yavaş biraz yavaş!
- araba sinirlendi altan!

birde cem yılmaz ın hapçı abiyle diyaloğu tabi ki:

-bi kutu aliim ben.
- var mı o kadar paran?
-ne kadar?
- kutu 240 taneyi 10 dan veriyoruz.
-o zaman bi tane aliim ben.
-(hapı alır,bakar üstüne)adı ne abi bunun?
-hüseyin!
-hapın hapın.
-olum kafan güzel mi senin üstünde yazıyo okusana.
-eyvallah.
los lunes al sol los lunes al sol
abisini bara ilk götürdüğünde arkadaşıyla tanıştırır ve bira-çerez istediği barmen tuncaydan pek yüz bulamaz altan.sonra abiside çıkar.

-ulan bu tuncay ibnesi kaçırdı keyfimizi.
-tamam ben sıçarım onun ağzına.
jamesdean jamesdean
yıllar yılı önce lisedeyken sinemaya gidip izlemiştim bu filmi. biraz önce show tv'de gösterildi yine izledim. oyunculuk, konu vs olsun gerçekten iyi ve eğlenceli bir film. yine şunu anladımki ne olursa olsun abi kardeş aile bağları galip geldi.
henderson henderson
gelmiş geçmiş en iyi türk filmlerinden biri. her oyuncunun performansı ayrı ayrı şahanedir ve diyaloglar cem yılmaz ve mazhar alanson gibi iki kafa insanın sayesinde olabildiğince doğaldır. filmin jeneriği de istiklal ve taksim'de geçmektedir ki izlenip taksim'in nası değiştiği görülebilir..
jenesaispas jenesaispas
hikayesini çok sağlam bulduğum film. altan karakteri, amaca ulaşmak için her yol mübahtır, mantığıyla yanyollara sapıyor. sonunda yanan paranın başında 'o para hayretmezdi zaten, haram para' lafıyla acı acı gülümsetiyor. kıssadan hisseli bir film anlayana. bonus olarak, neredeyse her repliği klasikleşmiş cem yılmaz esprileriyle doludur. japon gelin için şöle der mesela abisine, göz diyorsun iki tane çizgi var oarada.
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
film olarak gora'ya on basabilecek bir sanat eseridir. ömer vargı'nın diğer senaristler cem yılmaz ve hakan haksun'la çeşitli repliklerle döktürdüğü yapıtta, cem yılmaz, mazhar alanson, ceyda düvenci gerçekten rollerinin hakkını vermişler. rahmetli selim naşit ile hastane dizisinden hatırladığımız yaşar güner de güzel iş çıkarmışlardır. filmde birkaç saniye boyunca nurgül yeşilçay da görülebilir.

filmin diğer özelliği ise, müziklerinin gerçekten çok başarılı olmasıdır. müziksel açıdan eşkıya ile bu filmin nazarımda başka değerleri vardır.
bluelıne bluelıne
yirmili yaşlara doğru duyduğum zaman; filmini izlediğim zaman içimde umut denilen o başbelası duygunun yeniden yeniden yeşermesine sebep olurken; yaş ilerlemesi ile artan hayal kırıklıkları ile herşey gibi anlamını yitiren söz öbeği.
ağlak yazı yazmak değil niyetim ama bu söz gerçekten iç acıtıcı geliyor bana artık.
küçükken yaşadığım hayallerimden küçük şehirde can sıkıntımı atmak için tekrarlardım bu sözü kendime. şu okulu da bir kazanayım ; lisede her şey çok güzel olacak; şu liseyi bir bitirip üniversiteye gireyim her şey çok güzel olacak; itü den sağ salim bir mezun olayım her şey çok güzel olacak...hep ertelendi hayaller gibi her şey çok güzel olacaklar. ama yaşadıkça ve istemeden büyüdükçe öğrenmek zorunda kaldık her şey çok güzel olamayacağını.
olanlarla yetinelim dedik; biz güzelleştirelim dedik onu da başaramadık. aşık olalım ; her şeyi güzel yapan odur dedik; ya aşık olduğumuz vermedi karşılık ya aşık olanlara ısınamadık. bir ilişkimiz olsun dedik; alacak verecek davalarından midemiz bulandı beceremedik. ticaretin hiç bir türüne basmıyodu kafamız.
iyi bir işim olsun ; sosyal bir hayatım olur ve her şey çok güzel olur dedik; iş bulamadık ; bulduklarımızda 15 saat calıştırıldık ; sosyal hayatın hayat kısmına dahi yetişemedik. işten çıkıp eve gelip tv seyrederek yaşlanmak istemiyorum diye isyan ettik; boş duvarlardan gayrı kimse duymadı çığlıklarımızı. abuk sabuk muhabbetlerle; alışveriş; dedikodu; sevgili geyikleri arasından sıkılıp, kaçmak; kendimize çekilmek istedik; dışlandık ; yaftalandık.ne yapsak kahredici yabancılaşmaya karşı koyamadık. ne yapsak kendimiz olamadık; kendimizi bulamadık.ama bir şey oğrendik ki yaşımız yirmilerde iken; hayatta gerçek sorunlarımız yok iken; en büyük derdimiz okul iken inanılırmış her şey çok güzel olacak`lara...




`
2 /