her şeye sahip olup mutluluğu yakalayamamak

kır bahçesi kır bahçesi
belki herkesin ve kendinin sahip olmak için arzuladığı her şeye sahip olup bir insan neden bir türlü tatmin olmaz yoksa o elde etmek için çabaladıkları sayesinde mi insan mutluluğu buluyordu.

bu dünyada hiçbir şey tam olmayacak mıydı.
hiperaktif kaplumbaga hiperaktif kaplumbaga
tamamen inançla ve umutla alakalıdır.
dünya geneli verilere bakalım en çok intihar vakaları hep norveç, isveç gibi en gelişmiş ve refah düzeyi en yüksek olan ülkelerde görülür. intihar eden bazı ünlü ve zenginlerin son notlarında hayatta elde edebileceğim her şeye sahiptim ve artık beklentim kalmadı cümlelerini görürsünüz.
hadi bir de hitler dönemine gidelim.
nazi kamplarında işkence gören, hayvana dahi yapılmayacak uygulamalara maruz kalan insan topluluklarını görürsünüz. şaşırmanız gereken nokta ise bu insanların tüm bunlara, yaşama koşullarına rağmen, o durumda aile kurabilmeleri, aşık olabilmeleri ve hatta çocuk yapabilmeleridir.
bu iki durum arasında fark pek çok psikolog ve araştırmacı tarafından da incelenmiş aslında ve ortaya şu sonuç çıkmış. birinci örnekte elde edebildikleri her şeye sahip oldukları ve beklentileri olmadığı için insanlar depresyona giriyor. bir takım inanç ya da bağlılık eksikliği de oldu mu intihara meyil artıyor. ikinci grup bireylerde ise ortaya çıkan sonuç şu.. durum her ne olursa olsun bir gün buradan kurtulma umudumuz var. daha iyi yaşama kavuşacağımıza inanıyoruz.
demek istediğimi anlatabildim sanırım..
myrica myrica
hayattan nasıl bir zevk aldığınla alakalı olan durum.
iskandinav ülkelerindeki insanların intihar etme sebebi zenginliklerinden değil(ki çoğusu orta kesimdir), ülkelerinin inanılmaz sıkıcı, düzenli ve her bokun kontrol edilmesiyle(gizli sansür vs.) alakalıdır.
insan doğası itibariyle aksiyon arar.

bunun dışında zengin olup intihar eden gerizekalı tayfası hayatının amacını zengin olmaya endekslediği için *beklentim kalmadı, öleyim* der. dar görüşlülük yani.

ayrica ultra zengin olmak mutluluk sağlamaz(10larca,100lerce milyon doları olanlar). o parayi idare etmek için zamanınızın çoğunu vermeniz gerekir.
kubarova77 kubarova77
maddesel dünyada mutluluğu sadece madde ve benzeri şeyler üzerinde arayan kişinin yüksek ihtimal yaşadığı durum. bu duruma nasıl geldik? kapitalizm desen ayrı psikoloji desen ayrı hepsinin işin içinde parmağı var.

örneğin ; günümüz aile yapısında çocuğumuz çalışan anne-baba çocuklarıyız. hem ev hem de mesleki hayatındaki rolleri ile uğraşan ebeveynler bir süre sonra çocuklarıyla olan ilişkilerine çok fazla zaman bulamayabiliyorlar. yaşadıkları vicdan azabı ile kendilerince çocuklarıyla ilgilendiklerini göstermek adına " bak sen ne istersen alıyorum" cümlesiyle devam eden konuşmalarına çok sık şahit olabiliyoruz. evet, belki çocuğun istediği bir şeyi satın aldın, peki çocuğunun duygusal ihtiyaçlarını nasıl satın alacaksın? üzüldüğünde tek ihtiyacı sarılmak iken ona gidip marka bir ayakkabı almak ne kadar mantıklı? o ayakkabı onun duygularını değiştirmiyor sadece sen ona üzgün ya da mutsuzken kendini iyi hissetsin diye alışveriş yapması gerektiğini öğretiyorsun. bu da yetmiyor kendisi sevgilisini ya da arkadaşını üzdüğünde konuşmak yerine gidip ona hediye alıyor. böylelikle bu zincirin halkaları aynen böyle devam ediyor.

diğer bir açıdan sürekli mutlu olmaya odaklı bir yaklaşım. sürekli mutlu olmak zorunda değilsiniz. hayatta tek duygu mutlulukmuş gibi buna odaklanmak ve en ufak olumsuzlukta düşüş yaşayıp depresyona girmek de ayrı olay. mutsuzluğun da değerini bilin. hatta olumlu-olumsuz yaşayabildiğiniz her duygunun değerini bilin.

bir de emek verilmemesi. yapılan bir işe ne kadar emek verirseniz değeri sizin için o kadar artar. egonuz güçlenir ve daha sıkı sarılırsınız o duruma. hazır bir şekilde elinize gelen şeyler anlık mutlu etse de sonrasında sıkılıyorsunuz. en basit örneğiyle, bütün kriterlerinize uyan bir partner ile karşılaşıp ondan duygusal geri dönüşü çabuk aldığınızda yaşadıklarınızı düşünün. bir süre sonra sıkılıp bu kişiden uzaklaşıyorsunuz. belki duygularına inanamadığınızdan belki de yeteri kadar uğraşılmadan bir zafer kazanmanın değeri olmamasından böyle bir yola giriyorsunuz. ego bir yerde kendini gerçekleştirememe savaşı veriyor.

insanlık, mutluluğu maddesel dünyada aradıkça, kendi yarattığı narsisizm duvarını aşamayıp yine en çok zararı kendine verecektir. en kısa özetiyle bu.
sickgod sickgod
ülkedeki mutsuzluğun en büyük sebeplerinden birisi de kansızlık. hakaret olarak değil demir eksikliği. bir doz ferinject ile felsefeyi bırakan arkadaşım var benim.
cetinceviziniz cetinceviziniz
belki de hayattan zevk almak için ne yapmanız gerektiğini bilmiyorsunuzdur yada esikliğin nedeni birşeye tutkunuzun olmamasıdır ya da bakış açısıdır veya minnet duymaktan yoksunsunuzdur. bu liste böyle uzayıp gider. asıl mesele hayattan zevk almak ya. mesela iyilik yapın ve insanların mutluluğunu paylaşın. insanlara önyargılı olmadan bir dinlemeyi deneyin. sahip olduklarınız şeyler içinde minnet duyun belki bu ufak değişiklikler hayatınızı daha olumlu yönde etkiler. bakınız ben.
hoayda hoayda
beklenenin de bu olması gerekmez mi zaten? her şeye sahip olan mutluluğu nasıl yakalayabilir ki?
mutluluğun soyutluğunu biliyoruz zaten de, yakalanabilir bir şey değildir. canlılar arası her manevi temasta bir mutluluk vardır. önemli olan bunu görebilmek değil midir?

belkide her şeye sahip olunca mutlu olacağını sanmaktan vazgeçmek gereklidir. ya da her şeye sahip olmaya çalışırken mutluluğu kaçırdığının farkına varmak.

mutluluk ya da herhangi bir şey aranır ama bulununca bıkılmaz mı? insan, meselenin bulmaktan ziyade, aranılan yolda başa gelenlerin çıkarımları olduğunu öğrendiği zaman hakikate bir adım daha yaklaşmış olmayacak mı?
esofmantakımı esofmantakımı
her şeye sahipsin ve her sey elde ediyorsun! ne önemi kalıyor çapa göstermek ve biŕ şeye sahip olmak için çalışmaya! bunlar olacak ki elde, ettigin şeyin anlamı olsun ve sana zevk versin.