her şeyin kuramı

subaquatic subaquatic
‘’matematiksel olarak ifade edilebilen bir evrende yaşıyoruz.’’ a.g lissi.

evreni ve yaşamı tanımlayacağımız matematiksel yaklaşım, kısa ve zarif olmalı.
günümüze kadar tanımlanmış en zarif ve görkemli teoriler, parçacıkların kuantum teorisi ve birleştirilmiş alan teorisi ile genel görecelik kavramıdır.

bu kavramlardan ve üstün matematiksel modellerden hareketle ve kazandığı tecrübesi ile insanoğlu birleştirilmiş ve basitleştirilmiş evren denklemini, dünyanın en zarif ve görkemli teorisini oluşturacaktır. kim bilir belki yarından bile yakın.

dört doğal kuvvetin bir arada ifade edilebildiği matematiksel bir teoriyi ifade eder herşeyin teorisi.
insanoğlu’nun evrendeki varlığı ile başlıyor ile hikaye. dört milyar yaşındaki dünyanın son bir milyar yılına ait izler veya öngörüler yapabilen insanoğlu, varlığı ile beraber evrendeki görevini, amacını sorguluyor.
öncelerinde taptığı doğal olayları anlamak için çabalıyor, sadece dünyayı değil uzayı da ilgi alanı içine alıyor ve güneşten gezegenlere, galaksilerden yıldızlara kadar herşeyi sorguluyor. felsefe boyutunda dolaşan ve sorular soran, teoriler üreten insanoğlu gözlem ve deney yapabilme yeteneklerinin gelişmesi ile beraber teorilerin doğruluğunu ispatlamak ve bilinmeyenlerin peşinden devam etmek için harcıyor enerjisini. tanrı’yı arıyor belki de. kendisini arıyor. kendisine şah damarından daha yakın olan başka ne olabilir ki.
her insan içerisinde bir miktar tanrısallık taşır diyor bir fizik profesörü. belki de doğrudur.
tüm bu hengameler ve savaşlar dünyasında bir takım insanlar içlerinde yanan sonsuz ateşle sorgulamaya ve geliştirmeye başlıyor. teorileri oluşturup onların gerçekliğini ispatlamak peşinde ömür harcıyorlar ve insanlığın gelişimine katkı sağlıyorlar.

herşeyin teorisi –theory of everything- oluşturma fikrini son yüzyılda yılda ortaya koyan bilim adamlarının hikayesi aslında sir isaac newton ile başlıyor.
klasik mekaniğin babası sayılan newton herkesin bildiği meşhur kaza, başına düşen elma, ile yerçekimini farkeden ve 1687 senesinde dünyanın en önemli bliimsel eserlerinden kabul edilen philosophia naturalis principia mathematica ile yerçekimi ve hareket kanunlarını dünyaya sunuyor.
newton burada bir devrim gerçekleştiriyor ve insanların aslında sürekli aradığı, yapmak için uğraştığı bir işi birbirinden çok bağımsız alanlarda tanımlı kanunları bir araya getiriyor. basitleştirme ve birleştirme olarak tanımlayabileceğimiz bu kavram farklı ve alakasız görünen olay-kavram-bilgi ve benzeri teorik ve deneysel olguların bir arada kullanımı ve birleştirilmesini öngörüyor.

galileo’nun karasal kütle yerçekimini ve kepler’in gezegenlerin hareketi teorilerini birleştirerek günümüzün bilinen evrensel çekim kanunu ortaya koyuyor. hem newton’un klasik mekanik ve kütle çekim kanunları hem de bilimsel felsefesi dünyanın seyrini değiştirecek olayların oluşmasına neden oluyor. insanoğlu bu yeni birleştirme ve basitleştirme kavramını kullanabileceğini fark ediyor.

seneler ilerliyor, bilimsel keşifler devam ediyor ve aslında thales’ten bu yana bilinen elektrik ve magnetizma’nın keşfi - 17.yy – ile bilim dünyasının ikinci önemli birleştirilmiş teorisi bir kişinin zihninde oluşmaya başlıyor. 1820 yılında hans christian örsted elektrik ile magnetizma arasındaki ilişkiyi ortaya koyduğunda belki ne kadar önemli bir işe imza attığını bilmiyordu. buluştan on sene sonra iskoçya’da doğacak olan james clerk maxwell dünyanın en önemli buluşlarından bir tanesine imza atarak elektromagnetizmanın temellerini oluşturan ve elektrik ile magnetizma arasındaki ilişkiyi net olarak ortaya koyan üç denklemi geliştiriyor. maxwell denklemlerini.

1900’ler geldiğinde insanoğlu teorik fiziğin derinlerine doğru ilerleyip kuantum fiziği teorilerini oturtmaya başladı. 1930’ların sonlarında solvay konferanslarında bir araya gelen bilimadamları kuantum fiziği teorilerini neredeyse tamamlamışlardı.

kuantum teorileri ve max planck ile başlayan ve ışığın, atomların yapısını çözmeye yönelik deneyler klasik newton mekaniğinin bu ufak olasılıklar dünyasında çalışmadığını, geçerliliğini yitirdiğini gösterdi. ve böylelikle kuantum fiziği yeni teoriler ile geldi. kuantum mekaniği ve birleştirilmiş alan teorileri ile.

dünyanın en büyük bilim adamlarından biri olarak kabul edilen albert einstein maxwell’in gerçekleştirdiği elektromagnetik teoriye olan hayranlığını dile getiriyor ve birleştirilmiş kuramlar teorisinin üzerinde durarak kuantum mekaniği ve kütle çekimi teorilerini bir arada kullanmak istiyor, bunun için çalışıyordu. ve geometrik kavramlar ile açıklanan bir yerçekim kanunu oluşturdu. genel görecelik teorisi.

kuantum fiziği ile gelen ve atomik seviyede bulunan kuvvetler, zayıf ve güçlü çekim kuvvetleri ile elektromagnetik kuvvetler artık bir arada açıklanabiliyor ve matematiksel teoriler kanıtlanabiliyordu. ve elbette teoriler ve keşifler yeni teorileri birbiri ardına getiriyordu. maddenin en küçük yapı taşı olan atom üzerine derinleşen teorik fizik çalışmaları ile, gluonlar ve kuarkların varlığını içeren teoriler ortaya kondu. yer çekimi parçacıkları, takyonlar, muonlar, higgs parçaçıkları derken son olarak string theory diye adlandırılan ve türk bilim dünyası tarafından sicim teorisi olarak çevrilen teori ortaya atıldı. atomaltı parçacıklar enerji sicimlerinden meydana geliyordu. günümüzde bu teori üzerinde onlarca bilimadamı çalışıyor ve matematiksel bazı öngörüler ile teorilerini kanıtlamak için uğraşıyorlar.

işte bu sicim teorisi, theory of everything kavramını içerisine alıyor. newton ve maxwell ile başlayan ve einstein ile devam eden herşeyi birleştiren ve teke indirgeyen bir evrensel denklem atomik kuvvetler yanında yerçekimi kuvvetini de içermeliydi.

yani yerçekimi ve çekim kuvvetleri atomik seviyede veya atom altı parçacık fiziği ile açıklanabilen bir kavram olmalı. bu sayede evrenin dört temel kuvveti –elektromagnetizm, zayıf ve güçlü çekim, yerçekimi- bir arada tek bir denklem ile ifade edilebilecek.

günümüzün en büyük yarışlarından bir tanesi işte bu konuda yapılıyor. bilim denen kavram bugün bu denklemi çözebilmek için oluşturduğu teorilerin doğruluğunu kanıtlayacak deliller arıyor. ve bu cevaplardan en önemlisi haziran 2008’de cern’de yapılacak ve alice olarak adlandırılan büyük parçacık çarpıştırma testinin sonuçlarında gizli olacak. eğer bilimadamları aradıkları parçacıkları veya büyük patlama sonrasında en küçük parçacıklarıdan dünyanın ve evrenin nasıl oluştuğunu bulabilirlerse teorilerini kanıtlamış olacaklar. yok eğer başka bulgular elde edilirse belki de bu yıllar harcanan teoriler çöpe gidecek ve yeni teoriler gündeme gelecek.

ama tek bir gerçek var, doğanın temel kuvvetlerini bir arada ifade edebileceğimiz bir denklemin keşfi paralel evrenlerden, uzayzaman kavramına, zamanda yolculuktan, galaktik seyahatlere kadar tüm sorularımıza cevap olacağı gibi, büyük patlama ve öncesi hakkında da önemli bulgular sağlamamızı ve evrenin sırlarını çözme konusunda büyük bir adım atmamızı sağlayacak.

evrenin sonsuz durağanlı ve bilinirliğinde, atomik seviyedeki aşırı hareketlilik ve belirsizlik insanoğlunun şu soruyu sormasına neden oldu.

''tanrı zar atar mı''
wundm wundm
"herşey" sözcüğünün mutlaka ve kim ne derse desin birleşik yazılması gerektiğinin kanıtıdır. çünkü "herşeyin kuramı" başka bir şeydir, "her şeyin kuramı" başka birşeydir. her şey aynı şey değildir. herşey aynı şeydir, çünkü bir tanedir. dünya fiziğinde rastladığımız versiyonu "herşey"dir (everything) her şey değil (not every single thing).
selimciğim selimciğim
gavurcası theory of everything. t.o.e. her şeyin teorisidir ama lafın gelişi. öyle gökler çatlayıp kıyametler kopmayacak bulununca. veya hayatın sırrı gibi bir şeye kani olmayacağız. bize cici cici dönüşüm formülleri verecek. hani kabaca lisede görülen elektrik-manyetik formülleri gibi. nasıl? şu an işleyişlerini ayrık gördüğümüz kuvvetlerin/mekanizmaların sırrını verecek, büyük planda tüm işleyişi tutarlı olarak modelleyebileceğiz ve "aa, demek böyleymiş" diyeceğiz.

öğrenilenler ışığında gelecek nesillerde hayata bakış bile değişebilir. bir galapagos'un, bir izafiyet'in, hadi benzer örnek olsun, bir elektromanyetik kuramın dünyayı hem fiziksel hem fikirsel nasıl değiştirdiğini düşünün.

mesela o da ilginç, şimdi bir ilkokul öğrencisinin bile birbiriyle alakalı olarak bildiği elektrik ve manyetik de (elektromanyetik kuram geliştirilmeden önce) bir iki yüzyıl önce birbirinden ayrı şeylerdi. demek ki yıllar sonra da zayıf kuvvet, kütleçekimi vesaire gibi şimdi alakasız görünen kuvvetlerin münasebetini normal vatandaş bile biliyor olacak.

barış.